28. haftanın en önemli mücadelesi Cumartesi gecesi İstanbul İnönü Stadyumundaydı. Ligin zirvesini yakından ilgilendiren bu karşılaşmayı Fenerbahçe kaptanı Alex’in 2 golüyle kazanırken yıllardır yalanlarla uyutulan Beşiktaş camiasına kolay kolay hafızalardan silinmeyecek bir ders de verilmiş oldu.
Ligin geneline bakıldığında ve iki takımın konumu, karşılaşma öncesi bizlere Fenerbahçe’nin bu derbi mücadelesinden daha avantajlı bir skorla döneceğine dâhil ipuçları veriyordu aslında. Oyunun başında kontrolü ele geçiren Fenerbahçe gole kadar bu üstünlüğünü korumayı başardı. Bu dakikadan sonra Ertuğrul Sağlam’ın sahaya dizilişte yaptığı ve Beşiktaş’ın 1–0 geriye düşmesine sebep olan hatasından vazgeçip E.Cisse’nin yalnız kaldığı ön libero mevkiini Serdar Özkan ile desteklemesi oyunda dengenin kurulmasına sebep oldu. Ancak Beşiktaş golü yemiş iş işten geçmişti.
Karşılaşma öncesi takım kadroları ve dizilişleri ortaya çıktığında deplasmana gelen Fenerbahçe’nin nasıl bir taktik anlayışla mücadele edeceğini bilmek için Beşiktaş Teknik Direktörü olmak herhalde yeterli değildi ki, Ertuğrul Hoca sadece seyretti.
Ertuğrul Sağlam elindeki kadronun kapasitesini düşünerek, Fenerbahçe gibi oynasaydı eminim İnönü stadında 90 dakika sonunda çok farklı bir skor karşımıza çıkacaktı. Karşılaşma 1–2 olduktan sonra Beşiktaşlı oyuncuların karamsar ve umutsuz tavırları bizlere tükenişin izleri olarak yansıdı. Fenerbahçe teknik direktörü Zico herhalde o dakikadan sonra Beşiktaş’ta oyundan Serdar Özkan’ın çıkmasını isterdi ki, onu duyan Ertuğrul Sağlam yine bir yanlışa imza atarak takımın en canlı oyuncusunu oyundan alarak Fenerbahçe’nin galibiyetini bir anlamda perçinlemiş oldu.
Dün gece herkes gördü ki iki takım arasındaki kalite farkı kendini hem skor tabelasında hemde oyun içinde yeterince gösterdi. Yıldırım Demirören yönetimin yanlışlarıyla, 5 sezondur uyutularak bugünlere gelinen yerde bir Beşiktaşlı’ya bundan daha büyük bir ceza herhalde verilemezdi. Beşiktaş tarihinde ilk kez üst üste 4 kez ezeli rakibine karşı mağlup olurken yıllarca övündüğü galibiyet rekorunu da rakibine kaptırdı. Dün gece bir camianın tükenişine şahit olduk. Beşiktaşı çok karanlık günlerin beklediği bir gerçek. Derbi mücadelesi sonunda ortaya çıkan sonuçtan herkesin ders alması gerektiği gibi bu tablonun ortaya çıkmasında herkesin suçu var.
Futbolu bilmeyen insanlara yönetimde yer vererek Beşiktaşı bir adım daha ileriye götüremediği için, transferde milyonları sokağa attığı için, kulübü gelecekte maddi açıdan zor durumda bırakacak politikalar izlediği için ve Beşiktaş’ın başına stajer bir teknik adam getirip takımı ligde avantajlı durumdayken havlu atmasını sağladığı için Demirören yönetimi suçludur.
Bu yaşananlara göz yuman, ligde istikrarı yakalayamayan oyuncuları görmezden gelen, hatta onları göklere çıkartan, Türkiye Kupası’ndan elendikten sonra yada ligde hiçbir önemli karşılaşmayı kazanamadıkları halde tepki göstermeyip dün gece sahaya yabancı madde atan, küfür eden, kayıtsız şartsız Ertuğrul Sağlam’a destek veren Beşiktaş taraftarı da suçludur.
Beşiktaş futbol takımında oynayıp yıllarca gazete manşetlerinden düşmeyen, kazandıkları paraları sayamayan ama bunun karşılığında amatör futbolcularla bile kıyaslanamayacak kadar kötü oyuncuları zirveye çıkaran hatta onlara Milli Formayı veren ve buna vesile olan herkesde suçludur.
Bana göre dün gece Beşiktaş futbol takımı için bir dönüm noktasıydı.Karşılaşma sonrası bunun farkında olan ne taraftardı ne de oyuncular. Beşiktaş camiası dün gece bir tükenişe şahit oldu. Artık bazı değerlerin değişmesinin vaktinin geldiği gündür. Ancak bakıyorum ki neyle uyutuldukları bilinmeyen Beşiktaşlılar’ın bu uykudan kolay kolay kalkacaklarını sanmıyorum. Tabi başlarında Yıldırım Demirören olduğu sürece.
