Semih Faktörü
Dün Konya maçından önce hasta Fenerbahçeli arkadaşım Can Atayalp aradı, “Ne olur maç?” dedi: “3-1 ya da 4-1 olur" diye yanıtladım. Fenerbahçe’nin leblebi gibi gol atacağından da, gol yiyeceğinden de emindim. Nitekim beni yanıltmadılar.
İşin tuhaf tarafı, 6’lı defans oynarken gol yemeleri, çift santrfora geçtikten sonra ise gol yememeleri. Bunun açıklaması ise şu: Fenerbahçe çift santrfora geçtiğe zaman, rakiplerinin savunma yapmaktan hücuma kalkacak halleri kalmıyor. Semih arkası dönükken o kadar iyi top alıyor ve rakiplerini oyalıyor ki, başına bir kişi değil, iki kişi dikilmeye başlıyor ve rakibin oyun kurgusu tamamen bozuluyor.
Kezman sahada tek santrfor olarak devam etseydi bu skor gelir miydi?.. Gelmez, bir Bursa maçı sendromu daha yaşanabilirdi. Semih oyuna girdikten sonra 3 dakikada 2 gol atarak rakibin direncini kırdı ve Konya'yı ovalayıp, kulak memesi kıvamına getirdi, arkasından da Kezman gollerini atabildi. 55 dakika kenarda bekleyip, 3 dakikada iş bitiren ve 18 dakika sahada kalıp, bu kadar başarılı olan bir başka adam var mıdır, tartışılır.
Alex aynı Alex. Tilki kadar kurnaz bir adam. Ama onun düşünce sistemini Semih iyi deşifre ettiği için, Alex’in top atabileceği yerleri iyi tahmin ediyor ve doğru zamanlamalarda topla buluşuyor. İstanbul’da Sevilla maçının son 3 dakikasında yaptığı da yine ortada. Önümüzdeki sezon, Semih’in yanına alınacak çok sağlam bir santrforla çift santrfor oynansa, Fenerbahçe tüm gol rekorlarını alt üst eder. Oynanan hızlı futboldan da herkes mest olur.
