8 Eylül Malta,13 Ekim Moldova ve 17 Ekim Yunanistan karşılaşmalarından sonra Haziran’da İsviçre-Avusturya‘da gerçekleşecek şovun bir parçası olacak mıyız? Yoksa 39 ülkeden biri olarak bu muhteşem şöleni televizyondan mı izleyeceğiz?
17 Kasım’da Norveç ile kader maçımıza çıkıyoruz. Son döneme baktığımızda ne kadar çok kader maçı oynamış olmamız da düşündürücü. Buna bağlı olarak herkes birbirine şu soruları soruyor; Bu duruma düşmeli miydik? Bunu hak ediyor muyuz? Aslında hepsinin cevabı olan bu soruları bir kenara bırakıp Norveç maçına odaklanalım.
Ülkemizde milli takımımızı oluşturan futbolcular, üç büyük kulüp,birkaç Avrupa kulübü ve ligimizdeki Anadolu takımlarının en iyi oyuncularından oluşturuluyor. Biz de Yunanistan karşılaşmasından sonra Türk futbolunda yaşanan gelişmeleri temel alıp, yaşananlardan yola çıkarak Norveç-Türkiye maçının sonucuna dair yorumlarda bulunalım.
Avrupa kupaları haftasını ve 12. haftayı geride bıraktık. Haftaiçi Fenerbahçe’nin PSV karşısında aldığı bir galibiyet var( bunu spor basınımızın büyük kısmı zafer olarak nitelendirdi). Kanımca Hollanda Ligi’nin zayıflığından yıllarca istifade ederek kendini büyük ilan eden PSV karşısında alınmış bir üç puan olduğunu söyleyelim. Bunu söylerken Fenerbahçe’nin aldığı sekiz puanı sonuna kadar hak ettiğini de ekleyelim..
Gelelim Beşiktaş’a ,bundan yirmi gün önce Fenerbahçe’nin PSV galibiyetiyle(zaferiyle) eşleşen Liverpool galibiyetinin(zaferinin) rövanşında İngiltere’de almış olduğu mağlubiyet Şampiyonlar Ligi tarihine geçerek hepimizin hafızasına kara gece olarak kazındı.Liverpool’un da dünyada tüm futbol otoritelerin beğenisini kazanan bir oyun anlayışına sahip olduğunu, bunun sonuncunda da son iki sezonda Şampiyonlar Ligi’nde final oynadığını belirtip, Beşiktaşlılar’ın da artık yas tutmayı bırakıp İspanyol teknik adam Rafael Benitez gerçeğini anlamalarını umuyorum.
Dünyada en çok tanınan Türk futbol takımımız olma özelliğine sahip Galatasaray’ın Perşembe gecesi İstanbul’da yine dünyada en çok tanınan İsveçli golcü Henrik Larsson’un futbolunun son deminde doğduğu topraklara dönüp, futbola başladığı ve son oynayacağı kulüp olan Helsinborg karşısında aldığı mağlubiyet haftanın en çok konuşulan karşılaşması oldu.Galatasaraylılar’ında sezon başından beri yapılan yanlışların cezasını çektiğini düşündüğümü belirtip, hafta sonu oynanan 12. hafta karşılaşmalarına kısa bir göz atalım.
Cuma gecesi, eski milli takım teknik direktörü Ersun Yanal yönetiminde Trabzonspor’un Denizlispor karşısında almış olduğu ve sonuna kadar hak ettiğine inandığım bir mağlubiyetten sonra sahada oynanan oyundan ziyade Milli Takımımızı hak eden bir oyuncu varmıydı sorusunun cevabı hayır yoktu olabilir.Ancak Yusuf Şimşek ‘ in futbol zekasına milli takımızın ihtiyacı olduğunu aklımdan geçirerek ,Cumartesi akşamı Beşiktaş seyircisinin protestosuyla başlayan Beşiktaş-Sivasspor karşılaşmasına gidelim.Beşiktaş taraftarının hafta içinde takımın başındaki teknik adam Ertuğrul Sağlam’ın yaptığı komik açıklamaları sineye çekmesi ve Ertuğrul hocanın pişkinliğini de görmezden gelip dört sezondur kandırıldıkları Beşiktaş yönetimini istifaya çağırmaları da bir o kadar komikti.İnönü’deki karşılaşma daha çok ligde üst sıraları hedefleyen iki denk Anadolu takımının mücadelesi tadında geçti.Ertuğrul Sağlam’ın Beşiktaş futbol takımına oynattığı kişiliksiz futbol sahaya çıkardığı onbirde de kendini gösterdi.Siva sporda sezon başından beri yerine oturan taşlar neden Beşiktaş da tuzla buz oldu sorusunu akıllara getirdi.Aslında Beşiktaş da son dört sezonda değişen bir şey yok .Son dört sezondur kulübedeki teknik adamın sadece fotoğrafı değişti.Del Bosqueyle başlayan Rıza ve Tigana’yla devam eden istikrarsız ve kişiliksiz futbol anlayışı şimdide Ertuğrul Hoca’yla varlığını iyiden iyiye hissettiriyor.Geçmişte buna benzer sorunlar yaşayan ve içinden çıkamayan futbol takımlarına göre daha şanslı olan Beşiktaş’ın önünde ders alabileceği yüzüncü yılında Lucescu’ nun başında olduğu çok geçerli bir örnek olduğunu söylemenin çözüm arayan Beşiktaşlılara faydası olacağını düşünüyorum.
Avrupa’dan alnının akıyla çıkan Fenerbahçe’nin Kayseri de aldığı mağlubiyeti, kimi konsantrasyon eksikliğine, kimi Kayserispor’un motivasyonuna kimide yorgunluğa bağlayabilir. Kayseri de oynanan oyunu izleyenlerin, maçın sonucunun Kayserispor’un inancı doğrultusunda gerçekleştiği konusunda hem fikir olduğunu düşünüyorum.Tolunay Kafkas’ın öğrecilerinin, Şampiyonlar Ligi’nde ikinci tura çıkmayı muhtemelen garantileyen bir takım karşısında nasıl oynamalıyız sorusunu bir kenara bırakıp sahada sergiledikleri futbolla Fenerbahçe’deki yerli oyunculardan bir farkının olmadığını bizlere göstermesi açısından önemliydi.Fenerbahçe deki yabancı oyuncuların hep birlikte oynadıkları takdirde istedikleri sonucu aldıklarını,gününde olmayan veya takımda yerini almayan oyuncuların yokluğunda yerli oyuncuların şampiyonluk yolunda taşın altına elini sokmakta ne kadar istekli olmaları gerektiği sorusunun cevabı bizi bayağı bir düşündürdü.Bu açıdan bakıldığında Türk futbolunun içinde bulunduğu sorunların görünenden daha derin olduğunu düşünüyorum.
Gençlerbirliği karşısındaki Galatasaray’ın , Sivasspor karşısındaki Beşiktaş’ dan pek bir farkı olmadığını gördük.Sadece Gençlerbirliği’nin futbol adına yapması gerekenlerde Sivaspor kadar becerikli olmadığını sonuçtan anlayabiliyoruz .Fatih Terim’ in Türkiye Ligi’ni izleyerek ve sedece Avrupa’ da oynayan birkaç futbolcudan oluşturduğu milli takımızın, Cumartesi gecesi Norveç ile oynayacağı maç öncesi kadro açısından çok fazla bir alternatifi yok .Kuralar çekilmeden önce,Fatih Hoca grupları kendisi belirleseydi bundan daha kolay bir grup oluşturamazdı diyenler haklı.Bu avantaja rağmen Fatih Terim ve Milli Takım oyuncuları için Avusturya-İsviçre ye gitmeyi hak ettiler mi sorusunun cevabı son beş karşılaşmaya bakıldığında ve oynanan futbolun kalitesi göz önüne alındığında adaleti tartışılan futbola göre hayırdır. Ama bunu sonuna kadar hak ettiklerini düşünen oyunculardan, teknik adamdan ve başkanından Türk Halkının isteği Norveç’i deplasmanda yenmesi bu mutluluğu son zamandan herkesin dilinden düşmeyen birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu dönem de bizlere yaşatması olucaktır, bu da bir kısım hariç Türk insanını mutlu etmeye yeter.
Bizde Cumartesiden sonra oturur futbolun adaletini tekrar tartışırız……