Bize bu heyecanı tattırdığın, adımızı dünyaya duyurduğun için teşekkürler. Her yıl çıtayı biraz daha yükselttiğin için teşekkürler. Tarihinden aldığın güçle sağlam bir gelecek oluşturduğun için teşekkürler. Biz bugünlere Sigma Olomouc karşısında başımız önümüzde soyunma odasına döndüğümüz günlerden geçerek geldiğimizi biliyoruz. Son iki yılın UEFA Kupası Şampiyonu karşısında 120 dakikalık muhteşem mücadele sonrasında başın dik ülkeye döndüğün için binlerce teşekkür. Türk futbolunda ilk kez Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkan takım oldu. Muhteşemsin, gururumuzsun Fenerbahçem.
Bir zincirin sağlamlığı, en zayıf halkasının sağlamlığı kadardır. Roberto Carlos’un sakatlanması sonrasında en zayıf halka Fenerbahçe’nin sol kanadı olmuştu. Nitekim Sevilla’nın en tehlikeli bütün pozisyonları da bu kanattan geldi. Vederson’un geri dönüşlerdeki, kademedeki sorunları sonuca ciddi olarak tesir etti. Erken görülen sarı kartlar, Volkan’ın oyuna tam konsantre olmadan ilk 10 dakikada yediği hatalı iki gol, maçı çok zora soktu. Deivid'in golü umutları tazelediyse de, 41. dakikada yenilen gol yine bariz savunma hatasıydı. Üçüncü Sevilla golünden sonra peş peşe yakalanan fırsatları Fenerbahçe cömertçe harcadı.
Üç gol atarak psikolojik açıdan rahatlayan Sevilla karşısında Fenerbahçe oyuna ağırlığını koydu ve daha fazla pozisyon buldu. Tur için gerekli skoru yakalayabilmek amacıyla Zico 60. dakikada risk aldı ve Semih’le çift santrfora döndü. Savunmayı da daha önde kurmaya başlayan sarı lacivertliler etkilerini daha da artırdılar. Bu baskı 78’inci dakikada bir duran top organizasyonunda meyvesini verdi ve Deivid ikinci kez fileleri havalandırdı, maçı da uzatmaya taşıdı. “Tribünleri cehenneme çevireceğiz” diyen İspanyollar da dut yemiş bülbüle döndü. Uzatmada başka gol olmayınca da tur penaltılara kaldı. Maçın başında iki hatalı gol yiyen Volkan üç penaltıyı çıkarınca, Fenerbahçe İspanya’da destan yazdı, Sevilla stadını İspanyolların başına yıktı.
Sevilla karşısında tüm kadro canını dişine takarak mücadele sergiledi ancak özellikle dört kişi, Deivid, Uğur, Gökhan ve Edu çok başarılıydılar.
