Gençlerbirliği Oftaş, iyi bir çıkış yakalayan ekip. Doğal olarak bu maçın zor geçmesi bekleniyordu. Ancak
Fenerbahçe bu zor engeli kolayca aşıp geçti.
Galatasaray’ın
Manisa’yı 6 golle geçtiği haftada, puan farkının açılmaması gerekiyordu.
Fenerbahçe istediği puanları kolayca alırken, bazı ilklere de imza attı. Devre arasındaki tek transferi
Maldonado, biraz da kaderin cilvesiyle takımda ilk kez, ilk 11’de sahaya çıktı.
Selçuk’un maça saatler kala bağırsak enfeksiyonu yaşaması, ona bu fırsatı yarattı. Hamuru iyi olan bir oyuncu, ancak arkadaşlarının yerlerini ezberlemeye ihtiyacı var. Bunu da maç deneyimiyle kazanabilecek. Transferinden önce gelen bilgileri doğrular nitelikteydi. Sağlamcı, tek top oynamayı bilen bir futbolcu. Sevilla maçına kadar eksiklerini büyük ölçüde kapatacaktır.
Bir diğer ilk ise penaltıydı. Haftalar sonra
İsmet Arzuman sezonun ilk penaltı düdüğünü çalma cesaretini gösterdi.
Alex de
Recep’i ters köşeye yatırarak golü attı, “ilk penaltı taca atılsın” saçmalığını da sona erdirdi. Dünyanın en iyi solağı
Roberto Carlos da ilk kez sağ ayağıyla bu sezonki ikinci golünü attı.
Lugano’nun kart cezalısı,
Selçuk’un hasta,
Semih’in sakat olması nedeniyle
Yasin,
Maldonado ve
Kezman üçlüsünü takıma monte eden
Zico, çok usta bir motivatör olduğunu bir kez daha gösterdi.
Fenerbahçe’de rotasyon uygulayan
Zico, çok iyi bireysel ilişki kurduğu tüm oyuncularını doğru motive ediyor ve geniş kadroyu dinamik tutmayı becerebiliyor.
Maça çok hırslı başlayan
Kezman, iyi gününde olduğunu belli etmişti. Çalışmasının semeresini de golle görmüş oldu. Golden sonra
Zico’ya koşması, hocasıyla kurduğu güçlü diyalogun kanıtıydı.
Hafta arasında İsveç maçında oynayan isimlerde de yorgunluk belirtisi yoktu.
Volkan,
Aurelio ve
Gökhan iyi bir performans sergilediler. Özellikle
Mehmet Aurelio müthiş çalışkandı. Sezon sonunda
İspanya’ya gitmesi durumunda Fenerbahçe’nin gücünden çok şey kaybedeceğini yine gösterdi.
