Chelsea maçı da dahil olmak üzere haftalardır Fenerbahçe oynadığı maçların ilk yarısında suskun, verimsiz, olumsuz bir futbol oynuyordu. Kayseri karşısında ise tam tersine bir görüntüyle başladı. Öncelikle tüm Fenerbahçeli oyuncularda aşırı bir özgüven görülüyordu. Avrupa'da da gelen başarı bütün oyuncuların kendilerine fazlasıyla güvenmelerini sağlamıştı. Deivid'in üç kişiyi çalımlayarak geçişi, Vederson’un çalımları, Gökhan’ın deparları… Hareketli başlayan maçta, Fenerbahçe şık bir futbol sergilerken önde basan ve tatlı sert oynayan Kayserispor planları bozdu ve bir karambol anında da golünü atıverdi. Fenerbahçe golün şaşkınlığını ile temposunu kaybedince, Kayserispor dengeli bir ilk yarı sergiledi. Kezman’ın gol noktalarında boş koşular yapmaması, ayağında top saklamaması ve hava toplarında da etkili olmaması nedeniyle ilk yarıda Fenerbahçe gol bulamadı.
53. dakikadan itibaren, Zico kulübedeki cephanelerini teker teker sahaya sürdü. 45 gündür sakat ve maç eksiği olan Carlos’u sahanın dışına alırken, Beşiktaş ve Chelsea maçlarının etkili ismi Kazım’ı sağa, Deivid’i ise sola aldı. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe rakip yarı sahada etkisini artırdı. Kezman-Semih değişikliğinden sonra da oyuna iyice ağırlığını koydu ve Deivid’in ceza sahasına sızmasıyla sezonun ikinci penaltısını kazandı ve Alex’le beraberliği sağladı. Kayserispor bu dakikadan sonra tamamen beraberliğe razı ve zaman geçirmeye yönelik bir oyun sergiledi. Kayseri kalesine tamamen yüklenen Fenerbahçe ikinci golü kulübeden gelen cephanenin patlamasıyla uzatmanın son dakikasında Semih'le buldu ve 3 altın puan kazandı.
Roberto Carlos, Gökhan, Aurelio ve Alex’in her zamankine göre daha durgun ve daha isabetsiz pas yüzdeleriyle oynadıkları maçta, Maldonado ve Lugano en etkili isimlerdi.
