Bu kez bir şeyler gerçekten değişti. Galatasaray Kadıköy’de uzun zaman sonra etkili oynayabildi. %100 yerli Galatasaray, son yıllardaki en iyi performansını gösterdi.
Akılda kalan pozisyonları geliştiren takım da Galatasaray’dı. Ümit Karan’ın çok tehlikeli iki vuruşunu Volkan çok iyi kurtardı, Hakan’ın kendisiyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda ise ayaklarına kapanıp topu uzaklaştırdı.
Semih sakatlanıp, yerine Kezman girince oyun sistemi değişti. İleride top saklama özelliği olmayan Kezman uzun süre gezindi. Sağ kanatta Gökhan Gönül her zamankinden farklıydı. Çıktığı kanat akınlarında etkili olamadı.
Brezilya milli takımının teknik direktörü Dunga’nın da izlediği maçta Roberto Carlos, Alex ve Edu gözlem altındaydı. Ancak hiç biri çok dikkat çekici işler yapmadı. Yeni transfer Maldonado da takım arkadaşlarını bu olağanüstü ortamda ilk kez izleme fırsatını buldu.
Her zaman savruk savunma yapan Servet, önce Semih’i, ardından Roberto Carlos’u sert darbelerle sakatlayınca, tribünler tarafından maç boyunca ıslıklandı.
Maçın 70. dakikasında Alex Orkun’un üzerine giden sert şutu atınca, tribünler de yeniden canlanabildi. 77. dakikada Selçuk’un geliştirdiği atakta Galatasaray defansı Alex’in vuruşunu kapanarak önledi. 82. dakikada Lugano günün ikinci anlamsız işini yaparak kırmızı kartla cezalandırıldı. Lugano, yine kritik bir maçta önce çenesini tutamayarak, ardından da sarı kartı olmasına rağmen atağı elle keserek kızardı ve takımını 10 kişi bıraktı.
İki takım da gol atamayınca, Kadıköy’de Galatasaray’a karşı galibiyet serisi sona erdi ve büyü bozuldu. Galatasaray uzun zaman sonra Kadıköy’den istediğini alarak ayrıldı ve Fortis Türkiye Kupası’nda yarı finale yükselecek takımın adı ikinci maça kaldı.
