Süper Lig’ de ilk yarı bu haftasonu oynanacak karşılaşmalarla nihayet sona eriyor. Nihayet diyorum çünkü geride kalan 16 haftaya baktığım zaman akılda, hafızada kalan hiç bir şey yok. Sezon başında sıcaklık ve oturmamış takım bahanesinin ardına saklananlar geldiğimiz noktada futbol adına bizlere ne gösterebilirler?
Lig başlarken 6 yabancısını tamamlayamayan kulüpler, eski futbolcu olmayı fırsat bilip naylon transfer komitelerinin üyeleri, çok transfer yapıp başarılı olacağını sanan kulüp başkanları, sezon başı kampını, hem rahat hem ucuz diyerek yurtdışına taşıyan bu arada da Avrupa seyahati yapan teknik adamlar, geçen haftalar da Türk futboluna ne verebildiler?
Hiçbirşey!
Peki, bu tabloyu değiştirmek mümkün değil midir? Elbette mümkündür. Bunun için başarılı olmak şarttır. Başarı amaca uygun sonuç almaktır.
Ertuğrul Sağlam, Beşiktaş’ın başında başarısız olmuştur. Hiç bir açıklama, özür veya gerekçe başarı kadar başarılı değildir. Ertuğrul Sağlam’ın bu bağlamda yaptığı açıklamaların benim için hiçbirşey ifade etmediğini söylemek istiyorum.
Hayatta iki tür başarı var, iç başarı ve dış başarı. İç başarı kendi gözünüzdeki en iyi yere gelmektir, dış başarı ise başka insanların da olmak istediği yere gelmektir. Bazıları iç başarıyla, bazıları dış başarıyla mutlu olur. Ertuğrul Sağlam ise her ikisiyle de mutlu olur. Beşiktaş’tan ayrıldığı takdirde bir daha mutlu olamayacağının farkındadır.
Fenerbahçe başarılı bir sezon geçirmiştir. Zico’ da bu başarının mimarıdır. Amaca ulaşmak için aştığınız engellerin sayısı, başarınızın büyüklüğünü belirler. İnsanlar engeller yüzünden başarılı olamadıklarını düşünürler oysa asıl yürünen bir yolda engel yoksa o yolun sonunda başarı yoktur. Fenerbahçe bundan sonra bize bunu kanıtlamalıdır. Unutmadan, Galatasaray’ın UEFA Kupası tesadüf değildir.
Başarı seçme özgürlüğüdür. Başardıkça seçen sen olursun, başarısız olursan seçilmeyi bekleyen sen olursun. Başarılı olmak bir strateji değil, samimiyet sorunudur.
Galatasaray’da Feldkamp, yaptığı seçimlerle başarısız olmuştur. Samimiyeti tartışılır. Ligi ilk sırada bitirmesine rağmen Kalli’nin ikinci yarı seçilmeyi bekleyen pozisyonuna düşeceğinden hiç şüphem yok.
Bir işi 70 milyon kişiden daha iyi yapabilen bir kişi en yüksek seçeneğe ulaşmış olur. Fatih Terim, bunu başarmıştır fakat görevi henüz bitmemiştir. Türk futbolunun bundan sonraki süreçte kaybettiği itibarı yerine koyacak oluşumları gerçekleştirmek onun işidir. Fatih Hoca işini bilir.
Bizler başarı hakkında bildiklerimizi başarısızlıklardan öğrendik. Yıllarca Dünya kupalarını, Avrupa şampiyonalarını TV den izledik, orada olmayı hayal ettik. Ligimizin kalitesini hep tartışdık. Futbol gündemimizi hep skandallar oluşturdu. Önümüzde yapılan yanlışları düzeltecek, kaybettiğimiz özgüveni yerine koyacak ve belkide futbolumuzu birkaç adım ileriye taşıyacak değişimleri gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğumuz bir zaman var.
Umarım herkes bu zamanı en ‘ BAŞARILI’ bir şekilde geçirir.
