Sadece 4. dakikada yan toptan yenen talihsiz bir gol. Bunun dışında İngiltere’de Chelsea önünde başa baş bir futbol. Ne boynu büküklük, ne çaresizlik. Hatta zaman zaman Chelsea'yi zor durumlara sokan, 90 dakika boyunca dipdiri mücadele eden bir Fenerbahçe, buna karşılık yere yatıp dinlenmeye, nefes almaya çalışan, çaresizleri oynayan bir Chelsea. Yere yatıp kalkamayan Drogba’lar, Ballack’lar, Cole’lar..
Futbolun beşiğinde futbolu oynayan Fenerbahçe, seyreden Chelsea. 10 milyonlarca Euro’luk yıldızların önünde kale gibi geçit vermeyen Gökhan, Edu, Lugano ve Vederson dörtlüsü. Oyunda kaldığı sürece ilk toplara çok sağlam basan Maldonado ve yine arı gibi çalışan Mehmet Aurelio. Kalesinde yine devleşen ve kritik müdahalelerde bulunan bir Volkan. Yaptığı işe sonuna kadar inanan, sahanın her yerinde koşan, omuz omuza, kafa kafaya mücadele eden aslan gibi bir 11. Her türlü riski alıp, bütün kozlarını sahaya süren bir Zico.
Ve kendi evinde ecel terleri döken, skoru korumak için çabalayan bir Chelsea. Tribünlerde endişe dolu gözlerle sahaya bakan Chelsea'liler, kaçan pozisyonlara saç baş yolan sarı kanaryalı 12. adamlar. Umutlar 87. dakikaya kadar bu şekilde sürdü. Ta ki 2. gol filelerle buluşana dek. Top bizi istemeyince, şans yüzümüze gülmeyince bu kez olmadı. Sahadaki onca çabamız, bu kez karşılıksız kaldı.
Helal sana Fenerbahçem, helal sana Avrupalı. Futbol böyle oynanır. Yensen de yenilsen de, gönlümüz hep sende. Bize yaşattığın bu gurur tablosu için onlarca, yüzlerce, binlerce teşekkürlerimizle. Bu sene tecrübenin kralını kazandın, seneye daha iyisini yaparsın.
