Toplum içinde insan bir sistemin parçasıdır. Sistem içinde kalarak yönetici olunur. Sistem hata istemez, riski sevmez. Risk almadan başarı, hata yapmadan gelişme olmaz. Yönetici, sistemin adamı, onun kopyacısıdır. Elindekini korur, sever, taklitçidir. Ufukları dardır, çarpıcı fikirlere gelmez, sadece yönetir, statükocudur.Lider ise dertleri küçültür, küçükleri yok eder. Bir liderin dört temel özelliği vardır. Değer sırasına göre bunlar cesaret, sürat, sezgi ve özgüvendir. Lider cesurdur.
Bir zamanlar lider olan fakat Cumartesi gecesi oynanan karşılaşmanın yöneticisi olan Fatih Terim’i şimdilik bir kenara bırakıp gecenin lideri olan Emre Belözoğlu’ndan birazcık bahsedelim.Stratejinin ve taktiğin önemini yitirdiği karşılaşmada milli takımımız olgun oyun anlayışı ve yüksek inancıyla maçı kazanmasını bildi. Maçın her dakikasında üstünde taşıdığı sorumluluğun bilinciyle hareket eden kaptan Emre’nin, oyunun sorumluluk alınması gereken yerlerinde tempoyu düşürüp yükseltmesi kazanılan galibiyetin baş mimarı olmasını sağladı.
Fatih Terim’in bu karşılaşmayı tek maç olarak düşünerek sahaya çıkardığı 11, bizi maç öncesi düşüncelere sevketti ve acabaların kafamızı kurcalamasına sebep oldu. Milli takıma çağrıldığında şaşırdığını söyleyen Semih’in forvette Nihat’la yer alması, eleme maçlarının başladığı günden bu yana kanatlarda ilk kez birlikte yer alan İbrahim Kaş-Hamit, Arda Turan-Hakan Balta tercihi, Fatih Terim‘in kumarı seven tarafının varlığını algılamamıza sebep oldu. Buna bir de topu yere indirmekteki beceriksizliğimiz ve Hamit’in kötü oyunu da eklenince ümidimizin yerini karamsarlık aldı. Bizim için kötü başlayan karşılaşmada bu kadar olumsuzluğun üstüne 11.dakikadaki Hagen’in golü artık finallere gitmemiz için mucizeye ve 70 milyonunun duasından daha fazlasına ihtiyacımız olduğunun göstergesiydi.
Norveç golünden sonra millilerimizin mücadele, istek ve inanç doğrultusunda kendilerini yenilemeleri, karşılarındaki rakibin kabul görmeyen futbol anlayışına karşı kararlı bir oyunu sahaya yansıtmaları 1–1’ lik skoru yakalamasını sağladı. İkinci yarıda rakip Norveç’in kendilerinden çok daha kötü bir takım olduğunun farkına varan futbolcularımızın özgüvenlerini tekrar kazanmaları, bunun sonucunda da galibiyet golüne ulaşmaları, maç sonuncunun da beklentilerimiz doğrultusunda gerçekleşmesinin mucizeden daha çok normal bir sonuç olarak karşımıza çıkması Türk futbolu açısından önemliydi. Bizim hakkımızdı ve biz kazandık. Bunun tersi olsaydı gerçekten yazık olacaktı. Dün geceki oyunu rakibimizin Norveç olduğunu göz önünde bulundurarak sonuna kadar hak ettiğimizi düşünüyorum.
Bundan sonra neler yapılmalı, Fatih Terim nasıl bir yol izlemeli bekleyip göreceğiz. Grup maçlarında 39 futbolcuya yer vererek bir rekora imza atan Fatih Hoca’nın daha fazla lider oyuncuya ihtiyaç duyduğu bir gerçek. Elemeler boyunca yaptığı tutarsızlıkları, yanlışları ve hataları değerlendirmesi için önünde yeterince zaman olacak.
Finallerden önce bizi başarıya taşıyacak kadroyu oluşturacak Fatih Terim’in Dünya ve Avrupa futbolundaki düşüş göz ününe alındığında kaybedecek zamanının olmadığını, Türk Futbolu’nun da yöneticilerden daha çok liderlere ihtiyacı olduğunu bizim de artık bu gerçeği anlamamızın zamanının geldiğini düşünüyorum. Acı veren her şeyin öğretici olması dün akşamki oyundan alınabilecek en önemli derstir ve umarım gerekli ders alınmıştır.