Son günlerde ülkemizde futbolu ne kadar da konuþur olduk. Maçlar oynanýyor birileri seviniyor, kaybedenler üzülüyor. Sonrasýnda ise yaþananlar o kadar karýþýk ki, insanlar tuttuðu takýmýn galibiyetine sevinemeden, kaybedenler de neden kaybettiklerini anlamadan kendilerini yeni bir heyecanýn içinde buluyorlar.
Futbolun temeline inip bunun üzerine ahkam kesecek halimiz yok. Futbol yasal uyuþturucudur, yok sosyal bir olgudur diyerek futbolu daha da karmaþýk bir yapý içine sokanlara da haksýzlýk ediyorsunuz demenin zamanýdýr.
Bugün her kanalda yorumcular, gazetelerde yazarlar bunun üstüne söylenmesi gereken ne varsa söylüyorlar. Býkmadan, usanmadan ve kendilerinin farklý olduðunun altýný çizerek. Her hafta kendilerine bir hedef seçip atýp tutuyorlar. X takýmýn hocasýný, kapalý tribün tarafýndaki yardýmcý hakemi, yurtdýþýndan büyük ümitlerle transfer edilen 6. yabancýyý yerden yere vuruyorlar. Bu hafta da ligimizde hedefler belliydi ama bunu yaparken gayri ihtiyari bir tutum sergileyen futbolun beyefendileri, asýl gerçekleri görmemizi ve üstüne konuþulmasý gerekenleri futbolun gerçek sahiplerinden sakladýlar. Beþiktaþ'ýn Çaykur Rizespor karþýsýndaki hissiyetsiz oyununu, Marsilya galibiyetinin etkisiyle görmezden gelenler, Ertuðrul Hoca'ya günü kurtarmasý ve Beþiktaþ'ýn baþýnda bir müddet daha yola devam etmesi için gereken zamaný verdiler. Son 4 sezona baktýðýmýzda insanýn aklýna bu Beþiktaþ,n e büyük bir ah almýþ demek geliyor ya da daha gerçekçi bir yaklaþýmla geçen süre içinde Beþiktaþ'ý yönetenlerin yaptýðý hata ve yanlýþ tercihlerin cezasýný Beþiktaþ ve Beþiktaþlýlar çekiyor da denebilir. Bundan sonra Beþiktaþ'ýn günü kurtarmak için þanstan daha fazlasýna ihtiyacý olduðunu söylemek yanlýþ olmaz.
Fenerbahçe, Denizli'de ilk yarý oynadýðý baskýlý oyunun meyvesini 1-0'lýk skorla alýrken maçýn üstüne tartýþýlacak pozisyonlarýn iki takým içinde bir anlam ifade etmediðini, sonucu kabullenen futbolculardan anlamak zor olmadý. Fenerbahçe için gerekli 3 puan alýndý, gün kurtarýldý. Denizlispor da oyunun baþýnda ki ezik futbolunu unutup Fenerbahçe gibi bir devin karþýsýnda tek farklý maðlubiyetin ve verilmeyen golün moraliyle bundan sonra önünde ki maçlara bakacak olma psikolojisi günü kurtardý.
Galatasaray, bu haftayý biraz daha karmaþýk geçirdi. Ýstanbul B.Belediye karþýsýnda alýnacak muhtemel bir maðlubiyetten son dakikada attýklarý golle kurtuldular. Bu maç, tartýþmalý pozisyonlar hariç hiç konuþulmadý ya da Adnan Polat, Hakan Þükür polemiði maçýn teknik analizinin veya maçýn olmasý gereken yýldýzlarýnýn önüne geçti. Feldkamp içinde kurtarýlacak bir gündü ve kurtarýldý.
Bu hafta günü kurtaranlar sadece teknik adamlar deðildi. Cumartesi gecesi futbol üzerine baþlayan tartýþmalar bugün itibariyle her kanalda veya gazetede devam etmekte. Bu tartýþmalarýn içinde amaçlarý sadece günü kurtarmak olan gazetecileri, eski futbolcularý ve teknik adamlarý, hakemleri ve baþkan adaylarýný görmek, yönetenlerin geleceði kurtarmak adýna bir fikirlerinin oluþmadýðýný bize gösterdi.
Yaþadýðýmýz asrýn belkide en büyük hastalýðý ''günü kurtarmak'' felsefesidir. Artýk insanlar çok büyük ideal yada gelecek peþinde koþmak yerine bulunduðu aný deðerlendirmenin peþinde koþmaktadýrlar. Bu insanlarýn futbolun içinden de beslendiðini söleyebiliriz.Ancak bizim artýk geleceði kazanmak isteyen futbol insanlarýna ve onlarýn fikirlerine ihtiyaç duyduðumuz acý verici de olsa yadsýnamayacak bir gerçektir.
