Gerileme Devri
Fenerbahçe Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğunun tarihi gibi. Yükselme Devri sona erdi, Gerileme Devri başladı. Son üç maçta oynanan futbola baktığınızda, sonu Osmanlı İmparatorluğu’na benzemesin diyoruz.
Önce Roberto Carlos'un sakatlığı, ardından Bursa maçında Zico’nun tarihsel hatası, sonra kırmızı derbi derken, bugüne kadar geldik. Fenerbahçe sanki nazara geldi. Sakatlıklar, kartlar derken, ikinci yarıdaki yükselen grafik tam tersine döndü. Volkan, Gökhan, Lugano ve Semih'in kart cezaları, Roberto Carlos, Maldonado ve Deniz'in sakatlıkları nedeniyle Ankaragücü maçında sahaya çıkan 11 pozisyon üretmekten son derece uzaktı. Savunmadan orta alana top aktarmakta güçlük çekildi. Kanaryanın kanatları kırılmış gibiydi. Etkili kanat akınlarından hiçbirini göremedik. Salı akşamı Sevilla karşısında bu futbol oynanırsa, Fenerbahçe'nin işi çok zor demektir.
Fenerbahçe’nin beyni Kral Alex, arkasında oynayan Selçuk ve Kemal’den olumlu toplar alamayınca, Fenerbahçe rakip ceza sahasında neredeyse varlık gösteremedi. Kazım da ise büyük gerileme var. Sezon başındaki istekli, arzulu Colin Kazım’dan oldukça uzak. Sol kanatta ise Roberto Carlos olmayınca, Vederson ve Uğur verimsiz oluyorlar. Defansı orkestra şefi gibi yöneten Roberto Carlos’un büyük tecrübesinin eksikliği her maçta belli oluyor. Ankaragücü maçındaki vahim tabloyu özetlemek için şu cümle yeterli olacaktır: Sahadaki en iyi Fenerbahçeliler Edu ve Serdar’dı.
Bursa maçında olduğu gibi Aurelio ve Deivid’i yanında oturtan Zico, şampiyonluk yolunda ateşle oynuyor. Sonuçta derbiler de, iç saha maçları da, dış saha maçları da 3 puan sistemiyle oynanıyor. Garanti maçlardaki puan kayıpları, daralan takvimde büyük baş ağrısına yol açar.
Fenerbahçe’nin Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş ile deplasmanda oynayacağını düşünecek olursak, önündeki 10 maçlık uzun maratonun ardından ipi göğüslemesi hayli zor gibi görünüyor.
