Milli maçlar ve Avrupa maçları arasında 13. haftayı geride bıraktık. Belki çok tatsız tuzsuz bir hafta oldu ama görünen o ki futbol, o bildiğimiz, sevdiğimiz, heyecan duyduğumuz eski futbol değil.Bizler artık Moldova’yı, Bosna’yı yener miyiz, sonra da Avrupa Şampiyonası’na gider miyiz? diye düşünen insanlarız. Biz düştüğümüz kolay gruplardan ikinci tura çıkıp bununla yetinen hatta övünen insanlarız. Avrupa’da adını sanını duymadığımız takımları yenip bunu zafer ilan eden futbol sempatizanlarıyız. Taraftar olgusunu yavaş yavaş yitirenler de bizleriz.
Peki , suçlu muyuz? Evet hem de suçun, pisliğin, bataklığın tam içindeyiz. Suç dünyasını biz yönetmiyormuşuz gibi birde hukuk dersi veriyoruz. İnsanlık türümüzün ürettiği bu karanlık labirentin içinde suça hem yakınız hem uzağız.
Beşiktaş bu hafta Ankara da G.Oftaş’ la karşılaştı. Hafta arası Beşiktaş’ta devre arası gönderilecekler ve arkasından müthiş bir U dönüşüyle performansından memnun kalınmayan futbolcular açıklandı. Ertuğrul Sağlam’ın kulübeye mahkûm ettiği oyuncular için Beşiktaş’a fayda sağlamıyorlar açıklaması suç değil miydi? Geldiği günden beri adam yerine koymadığı Higuain’e sarılması, haftalardır şans vermediği Baki’yi oynatması, Mert Nobre’ye, Beşiktaş takımının en ünlüsü Ricardinho’ya ikinci sınıf futbolcu muamelesi yapması suç değil miydi?
Beşiktaş, Ankara da kazandı. İşlenen suça ortak olanlar şimdilik rahatlar. Ortalıkta istedikleri gibi dolaşabilirler, demeçler verebilirler ama bu bir daha yapmayacakları anlamına gelmesin. Suç her zaman vardır, bireyde ona karışmaya her zaman yatkındır. Ertuğrul Sağlam, ceza vermeye çalışırken işlediği suçun daha sonra kendisi için de bir ceza haline gelebileceğini bilmemektedir.
Galatasaray’da da durum pek farklı değil. Sezon başında disiplinli tutumuyla öne çıkan Feldkamp’ın artık bunu saplantı haline getirmesi, Trabzon’da sahaya santraforsuz çıkması suç değil midir? Sezon başında Mondragon’un ,Tomas’ın ,Emre Aşık’ın,Necati’nin gönderilmesi, iki maçta sıfır çeken Galatasaray’ı final yolundan alıkoymaya yetmez mi? Hakan Şükür’ü yok sayması, Hasan Şaş’ı yok etmeye çalışması, Serkan’ı oynatmak için bu kadar beklemesi suç değildir de nedir? Maç sonrasında maçı sonuna kadar hak ettiğini açıklayan Kalli’ye göre suç değil motivasyon mucizesidir. Trabzon’dan 3 puanla dönülmüştür. Ortada bir suç yoktur. Hatta Ümit Karan da artık gönderilmelidir. Galatasaray da sezon başından beri yapılanlar artık yükselişe geçmesi gereken Türk futboluna karşı işlenmiş en büyük suçların başında gelir.
Herkesin suçlu olduğu kilitlenmiş bir ortamda tek suç kendini yakalatmaktır. Hırsızlar dünyasında kesin suç vardır o da aptallıktır. Fenerbahçe, İstanbul da turistik geziye çıkmış takım hüviyetinde ki Ankaraspor’u yenerken aynı saatlerde İngiltere’de Bolton , Anelka’nın attığı golle Manchester’ı dize getiriyordu. Her sene başında Avrupa’da büyük hedefler çizen takımlarımızın bu büyük hedeflere ulaşmak için mevcut gücüne güç katması ve başarının sözde değil özde olması gerektiğini bilmesi gerekir. Alex’i kadrosunda bulunduran Kezman’ı, Appiah’ı transfer eden takımın Anelka’yı satması yanlıştır. Başarı sahip olunan güce verilen destekle doğru orantılıdır. Suç yanlışların birleşmesinden doğar. Anelka’yı yollamak da suçtur. Belkide biz şimdi Şampiyonlar Ligi’nde 2.tura çıkmanın sevincini değil, yarı finalde veya finalde muhtemel rakiplerimizin kim olabileceğini konuşuyor olabilirdik.
Bugün, bir İtalyan, bir Alman, bir İspanyol takımlarının Moldova’yı, Bosna’yı yenip yenemeyeceğini ya da şampiyonalardan birine katılıp katılamayacağını düşünmez. Finali düşünür, kupayı hayal eder. Bizleri de yıllarca bu düşüncelerden uzak tutan, sahip olduğumuzla yetinmemizi sağlayan hatta bizi buna alıştıran tüm federasyon başkanları, kulüp başkan ve yöneticileri, kimliksiz teknik adamlar, küçük başarıları zafer ilan eden basın ve bu olanlar karşısında sesini çıkarmayan taraftarlar suçludur.
Suç iki türlü insan tipi ortaya çıkarır. Ya da daha doğru bir deyişle suç işlemiş bireyden iki türlü insan tipi çıkar: Birincisi daha önce suç işlemeyi meşrulaştırmaya yarayan iç sorguyu, kendilerine çevirip bir iç mahkeme yaratanlardır. İkincisi ise yaptıklarından pişmanlık duymaksızın bir ereğe ulaşmak amacıyla suç işlemeye devam edenler.
Siz hangisi olmaya devam edeceksiniz?
