PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 [41] 42

dumansızzz
16-07-2008, 03:35:32 AM
önemli değil uğur :) boşverr önemli olan mısralarda kaybolmak benim için..öyle yapıyorum gerisini de düşünmüyorum ;)

kabus_07
16-07-2008, 03:40:27 AM
geçenlerde , belki bir ay önce ben de aynı şeyi Metin Altıok şiiri için söylemiştim sanırım dumansızzz
hem de bağıra bağıra sölemiştim
satırlar, o satırların bana yaşattıkları önemli demiştim
her zaman söylüyorum ;)
onlar değil bana yaşattıkları önemlii

dumansızzz
16-07-2008, 03:49:49 AM
aynen öyle kabuuuuuuss :P

dumansızzz
16-07-2008, 04:36:07 AM
Bitme

Bitme, bak, içtim, yürüdüm, kederlendim
Denize girdim, üşüdüm, sana geldim.

Düş bitmeden sen bitme.
Bitmeden sevgi gitme…

Bitme! Bak, koştum, savruldum, hep örselendim.
Cıgara ziftlendim, ille de seni sevdim.
Uzaklarda öyle çok kederlendim.

Günler bitmeden bitme.
Bitmeden hasret gitme…

Bu yangın geceler, bu intihar.
Gidersen paramparça yüreğimde ağıtlar!
Bu dolunay gecenin göğsünü yarar.
Benim göğsümde de sana geniş bir yer var.

Düş bitmeden sen bitme.
Bitmeden sevgi gitme...

Yılmaz Odabaşı

neslee
16-07-2008, 09:54:18 AM
dumansız varya ne güsel şiirler yazmıssın sen öyle...
hayatımın dönüm noktası dyebilceim şiirlerdir...

ve bir yılmaz erdoğan lise yıllarımın okul kokusu...ve sen ugur, cezmi ersöz...aynı sekilde..lise askları huzunleri çılgınları arasında mısralarında kendimi buldugum yegane insanlardı,yılmaz erdogan ve cezmi ersöz.hele bir de kitabı vardı cezmi ersözün o kitapla başladı mısralara anlam yüklemek..."yine seninle geldi hayattı" o sıralar yasadıklarımı anlatan..
yılmaz odabasının bu şiirine de bayılıorum..düş bitmeden sen bitme,bitmeden sevgi gitme...

ya ne kadar güsel bi geceymişş ...kıskandıımmm:blush:

CaSSiNi
16-07-2008, 23:54:50 PM
Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

kabus_07
17-07-2008, 01:29:07 AM
Soluk Soluğa 1

Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
Ama atıldı yine de serüvenlere
Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.

Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı
- ki onlar daima birer yalnızdılar

Nerde doğmuştu ve ne zaman kopup
Gitmişti o kentten anımsamıyor artık
Hangi sokaktaydı ilk sevgili ve hala
Sürüp gider mi ilk öpüşmenin esrikliği
Gizlice buluşmaya gelen ve ölürcesine
Korkular geçiren o kız nerededir şimdi
Sensiz olursam yaşayamam diyen
O liseli kız hangi kentte kaldı
Ve o sarışın
O afeti devran bekler mi hala
Atlas yataklara sererek yaşamanın anlamını

Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
Aşkların, ayrılıkların ve acıların

İstese de kalamazdı vakti gelince
Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
Yürek burkulması ve hüzün ve keder
Aralıksız doldururdu acıların bohçasını
Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
Ay bile soğuktur o zaman
Bir buz parçasıdır
Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

Biraz da serüvendi yaşamak
Belki yatkındı büyük yolculuklara
Ki serüvenler daima büyük aşklar
Ve büyük yolculuklarla başlar

Anıları aşkları ve bir kenti
Bırakıp gidebilirdi apansız
Apansız başlardı yolculuklar
Hangi saatinde olursa günün
Ve hep kar yağardı nedense
Durmadan kar yağardı yol boyunca
Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün
Kent görünmez olunca arkada
Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından
Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun


Ne zaman yollara düşse biterdi acılar
Gül yüzlü sular fışkırırdı toprağın karnından
Kavaklarsa oynak bir çingene kızı
Her kıpırdanışında açılıverir uzun ince bacakları

Mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
Ölümdür biraz hep aynı yatakta
Aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
Kitapları hep aynı raflara sıralamak
Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
Soluk soluğa yaşamalı insan
Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
Ve cehenneme dönse de bir ömür
Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün

Ey o büyük yolculukların ürperten heyecanı
Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
Ölüme ve aşka durmadan kement atan
Serüvenlerle geçsin yaşamak

Buz tutmuş bir dünya ortasında
Yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
Önünde dağlar, uçurumlar
Sarsılan gök, yarılan toprak
Çelik uğultularla burgaçlanırken
Yaşamak işte öylesine kucaklardı onu
Ve her nasılsa keklik sekişli
Bir aşkın sevinci dolardı yüreğine
Çıkarıp atardı o zaman deli bir ırmağa
Ne kalmışsa bir önceki serüvenden

Soluk soluğa yaşadı kentleri, aşkları
Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde
Pervasız bir acemi, bir çılgın
Soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

O yalnız kaybetmesini öğrendi ömründe
Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
Ne bir serseriydi ne de yılgın bir savaşçı
Ama kendi kafasıyla düşünen ve hakkında
Ölüm fermanları çıkartılan biriydi belki
Sevince deli gibi severdi
Pervasız severdi sevince
Dövüşmek ancak ona yakışırdı
Ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar
Yoktu bağlandığı herhangi bir şey
Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından

Ne bilir ömrün değerini bir çılgın
Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir
Ve başarısız eylemler çağında o
Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten

Yerleşik yargıları olmadı hiç
Kurmadı güzel gelecek düşleri
Nerede bir yangın, nerede tehlike
O mutlaka oradaydı birdenbire
Dinsizdi, özgür sayılırdı belki
Ama bağlanmazdı özgürlüğe de
Hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı
Beklemedi anılar sarnıcının dolmasını
Şikayetsiz yaşadı yaşadığı her günü
Yoktu yüreğinde pişmanlıkların izi

Ayrıntıların izi kalmamış artık
Üst üste yaşanmakta ayrılıklar
Ve bir bulut gibi sıyrılıp gidilmiştir
Dağların, denizlerin üzerinden

Geride kalan ne varsa soluktur şimdi
Titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir
O eski konaklar gibidir anılar
Gül bahçeleri, sessiz koru ve orman
Belki sağanak boşanır apansız
Yüzyıllık bir yağmur başlar
Ve sinsi bir hastalığa dönmeden alışkanlıklar
Yok olup gider her şey, belki kül olur

Hırçın bir okyanustur yürek

Dar gelir ufuk ve mutluluklar çevreni
Anılarsa birer çıban izidir
Yaşanmaz onların ölgün gölgesinde

Durgun bir su gibi aktı mı yaşamak
Ve zaman uysal bir kısrak gibi dinginleşti mi
Anısız kalınmıyor artık ne yapılsa
Kuşatıyor yolları, aşkı ve ömrü
Bekleyişleri kemiren çakal sesleri
Oysa bütün köprüler yakılmalı ayrılık vakti
Ve herhangi bir şeyle eşit olmaksızın
Yollara düşülmeli habersiz ve sessiz
Çürük bir diş gibi kanırtıp kentleri
Dünyanın ağzını kanlar içinde bırakmalı


Bir ömrün olgunlaştıramayacağı
acemilikler toplamı ve bir çılgın
boyun eğmedi kendine bile
seçme zorunda kalmadı yaşamayı

nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana
bağlanmadı kendine de ömür boyu
dağlara tırmana atlar gibi
soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı
bir şahin gibi bulutlara kurdu
dumanlı sevdaların yörük çadırını
sıradan bir gezgin değildi hiç
dövüşür gibi yaşadı yolculukları
belki korkusuz sayılmazdı büsbütün
korkardı korkulara düşmekten zaman zaman

ve bütün gemileri yakıp
yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri
umutlardansa nefret etti daima


hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
ama atıldı yine de serüvenlere

pervasız bir acemi
soyu tükenen bir bilgeydi belki de

Ama bir şey vardı yine de
Başarısız ihtilallerden kendine kalan

Ahmet Telli

dumansızzz
17-07-2008, 01:58:03 AM
Cassini en sevdiğim şairin en sevdiğim şiirlerinden birini asmışsın ...gel de hüzün yüklenmesin omuzlarıma şimdi hadi bakalım...
ayrıca uğur ahmet telli şiirlerine de bayılırım...ve bu da çok anlamlı şiirlerinden biridir.
neslee arada bi yokla buraları her zaman boş olmuyor bak :)

dumansızzz
17-07-2008, 03:18:33 AM
Bu Bizimki

Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü.

Bölücü bir aşk,
Ekmeği suyu bölüyor
Günde üç öğün.

Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis.

Yasadışı bir aşk,
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor.

Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor.

Kökü dışarda bir aşk,
Dante ile Beatrice'inkine
Fena öykünüyor.

İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demiyor.

Cemal Süreya

kabus_07
17-07-2008, 03:30:01 AM
ooooffff dumansızzzz yatar ayak yapılır mı bu
Bir Cemal Süreya fanatiği olarak ezbere bildiğim bir-iki şiirinden biridir

yıkıcı bir aşk bu
yıkıyor milletin ortasında
tutku yükünü

...

dumansızzz
17-07-2008, 03:31:26 AM
hadi sana hediyem olsun ;) başka bi şi daha asıcaktım ama onu sonraya bırakıyım bari... ağır gelicek mazallah...

CaSSiNi
17-07-2008, 15:09:18 PM
Cassini en sevdiğim şairin en sevdiğim şiirlerinden birini asmışsın ...gel de hüzün yüklenmesin omuzlarıma şimdi hadi bakalım...
ayrıca uğur ahmet telli şiirlerine de bayılırım...ve bu da çok anlamlı şiirlerinden biridir.
neslee arada bi yokla buraları her zaman boş olmuyor bak :)

Öyle güzel anlatıyor ki her şeyi sanki bu şiir benim için yazılmış diyebiliyorum. Tabi hüzünlenmemek elde değil okuyunca

kabus_07
20-07-2008, 04:44:43 AM
SOLUK SOLUĞA-2

Büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar

Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki

Nerde beklenirse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu

Neydi onları ordan oraya
savurup duran şey

Onları daima yalnız kılan
neydi bu yaşam denilen gürültüde

Her dilden bir adları vardı onların
ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar

Sarışındılar belki de esmer
yani birçok yüzün bileşkesi

Ne altın arayıcısıydılar
ne de aylak bir gezgin

Vurulup düşseler de her kuşatmada
serüvencidir onlar ve hiç ölmezler

Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa
Bulurlar heder olmanın bir yolunu

Onlar ki bu dünyada
kahraman olmaya mahkumdurlar

Sislenen anılar kaldı bize onlardan
renkleri bozulup duran solgun anılar

Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin
bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna

Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı
onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan

Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi
vurulup düştükçe ışığını karartan

O serüvenlerin günlüğü tutulmadı
yazılmadı o insanların destan şiiri

Parça parça ettirilseler bir kartala
(ki sanırım böyle oldu sonları)

Fışkırır yüreklerinden
başarısız ihtilallerin yangınları

Ahmet Telli

dumansızzz
21-07-2008, 01:49:11 AM
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.

Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.

Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?

Geldiğimi?
Gittiğimi

Hadi!

CEMAL SÜREYA

kabus_07
21-07-2008, 03:40:52 AM
sen biliyor musun bakalım
seni nice sevdiğimi
üstüne titrediğimi


yaaw mahsus mu yapıyorsun dumansızzzz
bazen ustaya gittiğimde sitem falan ediyorum, o da sanki aldırma dercesine, uzak dur, kaç dercesine bakar bana yattığı yerden...
sonra ben kendimi cezalandırırım, uzak durmaya çalışırım ama beceremediğimi düşünürüm....
sen de katkıda bulunmakta eksik kalmıyosun eksik olma dumansızzz, tebrikler :)

kabus_07
22-07-2008, 00:02:36 AM
bırakılmış gazete.
ayağını kestiğin ev.
"birinci hamura basılmış on punto beyaz karakter." böyle derdim ona.
dev serçe ve minik gergedan.
nesin sen, kader misin?
!!..

1.12.1985 (Cemal SÜREYA/Günler/376. Gün)

skymen
22-07-2008, 00:43:08 AM
en ayıp sözcüklerle soyardım bedenini,
düşlerimin teriyle kirletir, en sabırsız, en iştahlı,
en yabancı yanımla girer,
arzularımın kanıyla kirletirdim onu.
oysa kötülendikçe, kirlendikçe yüreğinden
ışımaya başlayan
hissettiğim en kırılgan bedendi seninkisi.

biterdi sonra her şey...
asıl serüveni başlardı bedeninin,
çekilir bir köşeye seyrederdik...

ayıp,kirli, kötü ne varsa,
teninin içindeki pencerelerde yanan
kutsal bir muma dönüşürdü...

çekilir bir köşeye seyrederdik.

Cezmi Ersöz-Tenindeki Kutsal Mum...

dumansızzz
23-07-2008, 02:24:05 AM
sen biliyor musun bakalım
seni nice sevdiğimi
üstüne titrediğimi


yaaw mahsus mu yapıyorsun dumansızzzz
bazen ustaya gittiğimde sitem falan ediyorum, o da sanki aldırma dercesine, uzak dur, kaç dercesine bakar bana yattığı yerden...
sonra ben kendimi cezalandırırım, uzak durmaya çalışırım ama beceremediğimi düşünürüm....
sen de katkıda bulunmakta eksik kalmıyosun eksik olma dumansızzz, tebrikler :)

o akşam aıcaktım ben bunu ... baktım sen karaları bağlamaya yeltendin vazgeçtim :)

kabus_07
25-07-2008, 02:59:24 AM
sokaklar durduğu yerde dururdu
içimden bir ses beni çağırırdı
bir şey durduk yere kanardı

ben seni bilmezdim sokaklar anlardı
dilini bilmezdim sokaklar yanardı

sözlüğüm vardı açardım
herşeyi sana çevirirdi
orada bütün diller vardı
bütün dilleri bilirdim

bir seni bilmezdim,sokaklar anlardı
dilini bilmezdim sokaklar yanardı
sen beni sewseydin, sokaklarda yatardım
oralarda yatanlar sewgimi anlardı



mehmet yaşar günaçgün

skymen
26-07-2008, 03:13:57 AM
ferman sende ama guzel ya$amak bizde
senden ayigiz bu sarhoş halimizle
sen insan kani içersin biz uzum kani
insaf be sultanim kotuluk hangimizde

ömer hayyam

dumansızzz
27-07-2008, 03:03:44 AM
Nasıl Olduysa...

nasıl olduysa birden adımı unuttum
adını unuttuğum o sıcak şehirde
yıldız alacası yüzen bir zakkum
yanımda o hayal kız ikide birde
yolumu gözlerine bakıp bulduğum

sahi ben ne hırçın bir çocuktum
ele avuca sığmaz aklı fikri şiirde
mısra mısra başımı belaya soktum
İzmir cezaevi dokuzyüz kırk bir'de
kaşla göz arası liseden kovuldum

inanmakta geç sevmekte çabuktum
bazen yaşadıklarım aklıma gelir de
kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum
istenmeyen adam hemen her devirde
hemen her devirde ateşten bir buluttum

binlerce umuttan belki bir umuttum

Attila İlhan

dumansızzz
27-07-2008, 03:05:29 AM
Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan
Ölmemek elimizde değil ki bizim
İyi yaşamamak, beni tek korkutan

Ömer Hayyam

kabus_07
30-07-2008, 02:08:59 AM
Sana Ne Yaptılar

o sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
seni görür görmez özgürlüğümden utandım
söyle ne içersin, çay mı kahve mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım.

saçların uzundu, omuzlarına akardı
gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
onlar mı kestiler, sen mi kısalttın
gülerdin, içimize aylar doğardı
görünmez dağların arkasından
eski gülümsemeni beyhude aradım
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım.

bir çay içer misin, yoksa kahve mi
kibritim yok, demek cigaraya başladın
ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
böyle bir kız değildin sen eskiden
sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
o sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Atilla ilhaM

dumansızzz
08-08-2008, 01:19:36 AM
BİR FOTOĞRAFA...
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.

Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.

Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
"Önemli olan
'zamana bırakmak' değil,
'zamanla bırakmamak'tır..."
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

NAZIM HİKMET

kabus_07
11-08-2008, 04:13:58 AM
Aldanı-Aldatı

I

benim düşlerimin içinde
o uyuyordu, duyuyordum.
ben bir uykusunda onun
bir düşünde bulundum...
uyuyordu, duyuyordu,
avundum.

II

benim düşlerimin içinde
o uyumuyordu, biliyordum.
ben ne bir uykusunda onun,
ne bir düş'ünde bulundum...
bulunsaydım,
vururdum.


Asaf

dumansızzz
12-08-2008, 03:23:55 AM
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
Bir aşk çizgisi var her şeyden öte
O çizgiden başka bütün çizgiler
Aşkı tüketmede

Kimi dik çizgilerin kimi paralel
Eğri büğrüsü, düzgünü, kalını, incesi
Ve bir gün sarıyor bütün çizgileri
Ölüm çizgisi

Bense hep seni çiziyorum kağıtlara, duvarlara
Yeşillerle, morlarla, mavilerle
Resmini yapıp adını yazıyorum
Renk renk çizgilerle

Tut ki iki noktayız birbirinden uzak
Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum
Sonra bir ev yaparak çizgilerden
İçine seni yerleştiriyorum

Başlıyoruz geometrik yaşamlara
Nokta nokta, şekil şekil
Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
Öbür çizgiler umurumuzda değil

Her düşünce aşka teğet geçiyor
Tanığı çizgiler var olduğumuzun
Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?

Ümit Yaşar Oğuzcan

kabus_07
14-08-2008, 00:53:57 AM
Köpükten


Portakal büyüsüdür yalayan seni beni
Kentte başlarken gece horozun terk ettiği
Bir kadını havlıyor taşıyor o ıssız köpekler ki
Kırmızı bir karpuzun ortasından kesilen o köpekler ki
Deniz mi dedin ne denizi
Ben Kristof Kolomb'un uşağı değilim
Ben ırmakçıyım denizci değilim
Kulağımda ne bir aşk ne de bir kürek sesi
Bir meydan uğultusu barbar bir inşaat sesi
Bir kere kente girdin
Bir kadını al onu yont yont anne olsun
Her kadın acıma anıtı bir anne olsun
Çocuklara açılan mavi kırmızı pencere anne
Sen bu şehrin sokaklarından geç sonsuz pencerelerle
Bir insanı al onu çöz çöz çocuk olsun
Ve sonra yıpratılan ne
Mavi bir alıkonan
Bu köpekler neyi havlıyor hangi kadını
Bu horozlar neyi ürperiyor çocukları mı
Sabah ki marul ortası kırılan bir gemi direkte
Vakit çiçek bozuğu bir akşam terkisi
Bana ayrılan hangi Arap atının terkisi
Hangi çadır düşüncesi ve çöl
Bir mermerin rüzgârdaki savruluşu çöl
Kadın giyeceklerinin kıvranışı kızılda
Bir kırmızı biber salgını develer
Yeter suyun anıtlaşması çelik çelik biatı

Bir kere kente girdin
Felçli kadın karyolaya bağlı Haliç
Engenlik gençkızlık işletmesi karyola ki
Bekâr bir ölümün fener alayı şöleni
Azrailin boyuna bülûğa erdiği gerdeği girdiği
Eleni Eleni karyolada düşünen kadın
Yalnız ve som karyolada düşünen kadın
Her erkeği papaz sanıp günah günah olarak çıkartan
Her gece güneşi ısıran
Köpekler neyi havlıyor hangi gülü
Horozlar neyi ürperiyor savaşı mı
Bir yumurta ortasında gece yarısı
Sen ey şair ki ellerini kollarını çarmıha gerdin
Ölüm ki tabiatüstü hayatların menaceri
En yeni buluşu intihardır



Sezai Karakoç (suarez)

kabus_07
14-08-2008, 02:39:01 AM
http://img47.imageshack.us/img47/2987/csiv0.jpg


Cemal Süreya'nın Darphane Müdürlüğü yaptığı dönemde o zamanın Maliye Bakanı Yılmaz Ergenekon tarafından teftiş edildi günün birinde.
tabiii tüm teftiş Cemal Süreya'yı görevden uzaklaştırmak için bir bahane.
teftişten iki gün sonra bakanlıktan bir yazı geldi:
"Darphaneyi gezdim, pis buldum."

buna karşılık Cemal Süreya tarafından maddelerce yazılan yanıt metninin, ilk maddesi hem cesur hem de kıvrak bir zekânın ürünüydü:

"evet, o gün darphane gerçekten pisti. ama tarihinde ilk kez olarak ve bir iki saat..."

ve hemen ardından istifa dilekçesini yazıp, darphaneden ayrılırken pantolunun paçalarını sirkeleyerek " aman haa altın tortusu kalmasın " die ayrılıp gitti...


ŞARKISI BEYAZ

Ayıcılar geçti, affedilmemiş insanlar geçti
Şehirler taş yürekliydi şarkısı-beyaz
İnsanların büyük rüyaları vardı
İnsanlar bir ölümle öldüler ki
Sevgiler arasında şaşırıp
Bir unuttular ki deme gitsin

Ben olanca kuvvetimle halatlara asılıyorum nafile
Ben ayrı düşmüşüm bir kere
Ayrı düşmüşüm insanlardan
Bu yıldız tutmaz mavilikte
Ne deniz ne köpük kar eder bana
Arada bir ağlamak için

Onu kocaman ellerimle sevdim
Ölüm daha saçlarına gelmemişti saçları-beyaz
Saçlarını kestim, şarapla ıslattım
Saçlarını koynumda saklıyorum
Arada bir ağlamak için
Ve suların altında mavileyin

Küstah bir çalparaydı ayağını uzatmış
Mesut hatırasına balıkların
Ve kocaman küfürleriyle sarhoş
Yatardı yavaşlamış tüyleriyle
Gemicilerin öldürdüğü kuş
Siraküzaya uğrayamadık

Torbadaki çakıllara baktım
Sonra dalgalar geldi
Sonra bir mavilik aldı her yerimizi
Nasıl hatırlıyorsan dünyayı
Öyle

neslee
15-08-2008, 23:02:59 PM
Ölüm ki tabiatüstü hayatların menaceri
En yeni buluşu intihardır

.............

kabus_07
18-08-2008, 02:29:31 AM
BAHARI BEKLEYENE

ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime
çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme

nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar
kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime

altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler
beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime

artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır
bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime

ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar
bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme

su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde


altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler
baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime

şimdi elimde baston silah, başımda şapka öyle
ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime

su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir
her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme

sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz
fincanı tastan oyarlar içine bade mi koyarlar

biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme


Turgut Uyar

maytap_may
18-08-2008, 02:34:29 AM
AŞKTIR GERİDE KALAN
------------------------------------

İnkâr etmem aşkı
Ağzı bir elma tadı ağzımda

Sevdiği oyuncaklar
En güzeli mızıka

Derken geçer gider birdenbire
Güzelim yaz

Eylülle hüzün
Türkülerde yağmur

Uykusuz geceler ki
Çoktaaan unutulmuştur

Severdi her şeyi
Yollar uzun yürüse

Küçük çakıl taşları, birkaç sümüklüböcek
Bir serçe
----------------------------------------------------

Ali Püsküllüoğlu

kabus_07
19-08-2008, 02:54:29 AM
Ömrüm Diyorum

Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
Kadar saydam kalabilseydim
Ömrüm derdim ömrüm nasıl da
Dolu geçmiştir ölebilirim artık

Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor
Yaşanmışsa tüm yaşanacaklar
Acı yitiriyor anlamını ve renkler
Kül oluyor körleşirken gökboşluğu

Bu dünya dünya mıdır hani
Bildiğimiz o yamyam küresi
Ki apiz öküzlerinin çekip durduğu
Bir cansıkıntısıydı önceleri

Hantal ve gürültücü bir tehdit
Gibi düşüyorken üstümüze
Alaycı bir gülüş takılıyor yalnız
Dudaklarımın hüzün kıvamına

Ömrüm diyorum şimdi ömrüm
Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız
Öyle kal çünkü bu dünyada
Sana en çok mutsuzluk yakışıyor



Ahmet Telli

neslee
19-08-2008, 10:42:51 AM
Ömrüm Diyorum

Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
Kadar saydam kalabilseydim
Ömrüm derdim ömrüm nasıl da
Dolu geçmiştir ölebilirim artık

Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor
Yaşanmışsa tüm yaşanacaklar
Acı yitiriyor anlamını ve renkler
Kül oluyor körleşirken gökboşluğu

Bu dünya dünya mıdır hani
Bildiğimiz o yamyam küresi
Ki apiz öküzlerinin çekip durduğu
Bir cansıkıntısıydı önceleri

Hantal ve gürültücü bir tehdit
Gibi düşüyorken üstümüze
Alaycı bir gülüş takılıyor yalnız
Dudaklarımın hüzün kıvamına

Ömrüm diyorum şimdi ömrüm
Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız
Öyle kal çünkü bu dünyada
Sana en çok mutsuzluk yakışıyor



Ahmet Telli

geceki iğrenç fitbol muhabbetinin üstüne yine yazmışsın şiirini ya helal olsun valla:D
nası başarabiliosun her ortamda duygusal olmayı:p

kabus_07
19-08-2008, 19:41:19 PM
geceki iğrenç fitbol muhabbetinin üstüne yine yazmışsın şiirini ya helal olsun valla:D
nası başarabiliosun her ortamda duygusal olmayı:p

yaa şu güzelim şiire söyleyecek başka bişey bulamadın dimi :D
sen sabahları nasıl böle neşeli olabiliyosan, ben de gece yarısı o derece duygusal olabiliyorum... :)

neslee
19-08-2008, 20:29:52 PM
yaa şu güzelim şiire söyleyecek başka bişey bulamadın dimi :D
sen sabahları nasıl böle neşeli olabiliyosan, ben de gece yarısı o derece duygusal olabiliyorum... :)

aslında neşeli deildim,erken uyandırılmış olmanın verdiği bi snirle formda bi kaç floodcu yakalayıp onlardan sinirimi cıkatmak umuduyla girmiştim ki senin bu şiirinle karşılaştım:) sonrasını biliosun zaten:D

şiir hakkaten güzelim şiir ona lafım yok ama:)

kabus_07
22-08-2008, 00:30:58 AM
HÜKÜMET

Bu hükümet
Pir Sultan'a pasaport vermiyor,
Onu anladık.

Yunus Emre'ye de
Basın kartı vermiyor,
Onu da anladık.

Ama bu hükümet
Ferman çıkarmış
Karacaoğlan'ı
Otobüse bindirtmiyor.


Cemal Süreya

kabus_07
23-08-2008, 01:44:19 AM
/
göz alıcı yaşamaklara inansaydık hiç değilse!
aynı yankıyla konuştuğumuza emindik nasılsa
ve acımaklı.
inkarın gücünden habersiz ve dokunaklı
.
.
.
.
yasaklı ve
ağzı bozuk ömrü aklar gibi dünlerden
hep bir beklenti gibi söz ediyoruz ya kendimizden
verdiğimiz nefesin dönüşü yok
alınan nefes pahasına açılıyor ağızlar
iyi eder gibi sevecek an yok ve nefreti dölleyecek
cesaret de.
hiç değilse inanabilirdik. anımsa
böyle utangaç
böyle hırçın
kılmasaydık
karanlığı
inanırdık: içimize de dışımıza da
.
.
.
ne ki artık:
gölge hafif
tül uçucu
n ar çatlamış
gibi günler
her yanımda is
gibi
yatık gemi bekleyişi
.
.
günler diyorum ya bir akışın sesinden
bakma sen. asıl tünlere benzer akıl:
dil'im ucunda
unut'u ve an'sıma arasında
gidip
gelen
sarkaç kaypaklığı
.
dışarının dilinden içe sarkar gibi
bata çıka
akıl diyorum ya
y utkunuyorum ya
inanma diyorum ya

inanma!
kaybediyorum
onu da


Ela dinçer

doubleser
26-08-2008, 12:59:22 PM
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her isi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,yürüyüşlerimizi,sevimli haşarılığını,çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşıbeni savunurken;
ve ne kadar yumuşakbir çift kısık gözle kendiniellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim haldebuna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden''git artık'' demek''beni ne kadar çabuk unutursan,
o kadar çabukkavuşacaksın mutluluğa''demek sana nede zor
seni görmemek
ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

CAN YÜCEL

doubleser
26-08-2008, 13:03:30 PM
direk kitaptan kendim yazdım,
hatalar olabilir, cp değildir...

kabus_07
10-09-2008, 03:49:21 AM
Aşk İçin Prelüd I


İstasyon önünde bir top ağaç

ağacın
gölgesinde

ben

ve uzanıp giden
sapsarı bir tül

bozkır

ve bir türkü

"daha senden gayrı aşık mı yoktur
nedir bu telaşın vay deli gönül"

ve bir tren

ne bir düdük çalar
ne el eder

kar yüklü yağmur yüklü

kalbim gibi
keder yüklü
bir tren

durmaksızın geçer

o böyle bir akşam böyle bir trene
bineceğini düşler

ben
böyle bir akşam böyle bir trenden
ineceğimi
avunuruz.


Behçet Aysan

kabus_07
11-09-2008, 00:11:30 AM
Aşk İçin Prelüd II


sevdalar vardır
derin kuyularda
eski sarnıçlarda
yaşar
gün görmüş
acılar bilmiştir

direnir

kim bilir kaç işgal geçirmiştir

yurdum gibi.


Behçet Aysan

kabus_07
11-09-2008, 23:41:25 PM
Aşk İçin Prelüd III


sen yanıma gelince
yıldızlar
koşuşur karanlığa

güvercinler
ayaklanır

rüzgar rüzgarla konuşur

büyülü bir gülüş olur zaman

savrulur
yanık ekinlerin tınazına.


Behçet Aysan

kabus_07
13-09-2008, 00:44:43 AM
Aşk İçin Prelüd IV


sen yanıma gelince
bahar

dallarını kuşanır

zümrütten bir
zümrüdüanka

kanat vurur içime

solar kanla işlenmiş

narçiçeği
kanaviçe

sen yanıma gelince

ve nakkaşlar

yüreğimin nakkaşları

yorulup

uzun bir uykuya dalar
sen yanıma gelince.


Behçet Aysan

kabus_07
14-09-2008, 01:20:56 AM
Aşk İçin Prelüd V


sen yanıma gelince

gelin
gibi bir gelincik

süslenir

sulardan aynalarda

yel değirmenleri
öğütür ne varsa

kederi

ve belki

bir milyon
istiridye avcısı
inciler
çıkarır

sütbeyaz
bir sevdanın

diplerinde.


Behçet Aysan

EirenE
14-09-2008, 19:38:57 PM
Seni bulmaktan önce aramak isterim,
Seni sevmekten önce anlamak isterim,
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep yeniden başlamak isterim.

Akıl Gözü / Özdemir ASAF

kabus_07
15-09-2008, 00:32:44 AM
Aşk İçin Prelüd VI


ayrılıklar bildim acılar
yaşadım

okudum

tahir ile zühreyi
kerem ile aslıyı

ve ferhat ile şirini
ağlamadım
da

senin öykünü duyunca
dayanamadım

kendini zeytin ağacına asan

on iki yaşındaki
kuma.



Behçet Aysan

kabus_07
16-09-2008, 00:36:05 AM
Aşk İçin Prelüd VII


süngüler aşkı yasaklayamaz

uzansam tutabilirim ellerini
süngüler

düşleri
yasaklayamaz

bir dahaki duruşmada

giy
gelinliğini

düşlerde olsun

ilk
gecemiz.



Behçet Aysan

EirenE
16-09-2008, 01:13:32 AM
Unutulmayan

durmadan taşirdim yanimda üç şeyi
iri çakil tanelerini, çatlamiş bir nari
bir öpüşün biraktigi harli lekeyi
ipekten
çalinmiş
umutlarla taşirdim
ah sevgilim derdim, ölüm
ne kadar çoktu yaşadigimizda.

bize hep beyaz mendil
sallayan
ölüm ki,
iki kapisinda
haki bir yalnizlik
dikilirdi

ve hatirlatirdi
bize, güz kuşlarinin
uçup gittigi denizleri.

bense, yulaf kokan
dagli ellerinde
dolaşmak gibi kolaydir
sanirdim yaşamak ve sana kansiz
bir gökyüzü
getirirdim
getirebilsem ah,
- avlusunda çocuklarin
korkmadan oynadigi -
lalelerle
donanmiş simli bir gökyüzü.

bir öpüşün biraktigi harli lekeyi
çatlamiş bir nari, unutmadim.


Behçet Aysan

EirenE
16-09-2008, 21:01:23 PM
Yuregim

Yuregim
Islaktir benim
Kuytularda aglamaktan
Ve hafif ucuktur rengi
Kurusun
Diye kac kez
Gunese asilmaktan...


Sunay Akın

kabus_07
20-09-2008, 00:54:54 AM
niçin sevdim seni

gövde de ses dinmesin içindi sevdim seni
bir dilenci yeğnik lir ve gözyaşı
sayımında bir mendil

bir vişne ekşisin içindi sevdim seni
dünya mayhoş insan nahoş

çünkü çilek huzur dilemektir
çünkü kiraz ayazın sırtına yemyeşil sıvaz
asma uzansın diye çatının böğrüne biraz

bir çocuk büyüsün içindi sevdim seni
kalksın şiirin alnı yerden
şarap gidip üzüm dönsün bir şair
şiir gidip sözcük dönsün

düğüme uç yüksekliğime uçurum
olsun içindi sevdim seni
kalpteki paraşüte yamaç

iki kalp birden
çürümesin içindi sevdim seni


MUSTAFA ERGİN KILIÇ