PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 [40] 41 42

kabus_07
22-04-2008, 02:54:32 AM
Nietzsche’nin sevgilisi Lou Salome’ye gönderdiği bir mektuptan :

Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki ,
Okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki "söz ver kendine"

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki ,
son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım...

neslee
22-04-2008, 22:32:18 PM
...
"daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
takvim tutmazlığını
aramızda bir düşman gibi duran
zaman'ı
daha o gün anlamalıydım
benim sana erken
senin bana geç kaldığını"
...
yalnız bir opera

kabus_07
23-04-2008, 02:01:42 AM
UNUTAMADIĞIM

Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın.
Tavşan kanı, kınalı - berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri...

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?

"To be or not to be" değil.
"Cogito ergo sum" hiç değil...
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı.

İçmek,
Gözlerinde içmek ayışığını.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?

Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi...

Duymak,
Gözlerinde duymak üç - ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi...
Gözlerin hani?




Ahmed ARİF

kabus_07
25-04-2008, 02:56:46 AM
Yalnızlık Kurdu

Şimdi sen gideceksin, git*
Güzelliğini, ulaşılmazlığını al ve git.
Bırak beni eski kısımda
Yarınımı götür.
Gençliğin o yara almaz bencilliğine git.
İçinde gitgide büyüyen o yalnızlık kurdunu
Güzelliğine dadanan o hastalıklı hüznünü
Bırak ve git...
Kibirli arzularına, altın gölgedeki kusursuz yüzüne...
Yıllar sonra yaşayacağın
Unutuluşları, o acımasız kışları bırak ve git...


Cezmi Ersöz

* Cemal Süreya’nın "Aşk" adlı şiirindeki bir dizeye gönderme.

kabus_07
27-04-2008, 02:28:03 AM
ben etiler' de oturuyorum - herkesin bir adresi olmalı-
iniyorum yokuş aşağı her gün
denize uğramadan yapamıyorum
öğleyle akşam arası, akşamla öğle arası
alışılmış vakit uzun uzun bitiyor
açıyorum hafifçe kapalı dudaklarımı
nereye
turgut' a sormalı, iyi bilir o
elinde limonlu votkası.

ey masalar, ey iskemleler
edip' in yeri boş mu, köşede masanın yanı
değilim ben böyle mahzun
öyleyse pulsuz bir dilekçe nasıl olmalı
unutup baharı bile nasıl olmalı.

işte
turgut' a gidiyorum, yağmur nasılsa yağmadı


EDİP CANSEVER

neslee
27-04-2008, 04:07:49 AM
adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
dünyayı dolduran sözü olduran o
ve ben ne desem şimdi benden değiller
hala soruyor musun bana aşk ne demek?
o en 'bir' ve 'tam' olana yürümek

durup durup geçmesin içinden ağlamak
dur neden ağlıyorsun can'ım
yetmez mi ikimize bir sağanak..

birhan KESKİN

kabus_07
30-04-2008, 02:14:52 AM
OTELLER HANLAR HAMAMLAR İÇİN
SÜREKLİ ŞİİR
III

Biliyor musun başkentim nedense
Birbirimizden çekiniyoruz ikimiz de,
Sen yaslarına hiç yaslanmaz oldun
Ben acılarıma yeterince.

Tek boynuzlu yapılar arasında
İki katlı ve gözlüklü bir hayırevi
Dayandım ak bedenine öptüm öptüm
Aşkım değilsen haber ver benzerimi!

Her şey öyle yeni ki burda
Kolunu kaldırsan yarının folklarına katkı
Ama ben budalıklarla doldurdum
Yıllarca bütün boş sayfalarımı.

Şurda işte tam şu noktada Dede'nin
İç çekişi Bach'ın soluk alışına karışıyordu,
Bir kapıyı açtım ürktüm ve kapattım
Bir milyon adam ayakta bira içiyordu.

Kim kimdik o gün, unuttum şimdi,
Yalnız buz gibi odada oturduğumuz aklımda,
Hani o arsız sonbahar küçücüğü
Gözündeki arpacıkla ısıtmıştı hepimizi.

Sen temiz hava saklı su

Sen Bayan Nihayet

Sen bir mevsimin sanat eki

Çeşmeler adın kokulu!


Cemal Süreya

kabus_07
01-05-2008, 02:43:37 AM
KOCALMAYA ALIŞIYORUM

Kocalmaya alışıyorum dünyanın en zor zanaatına,
kapıları çalmaya son kere,
durup durmadan ayrılığa.
Saatler, akarsınız, akarsınız, akarsınız...
Anlamaya çalışıyorum inanmayı yitirmenin pahasına.
Bir söz söyleyecektim sana söyleyemedim.
Dünyamda sabahleyin aç karına içilen cıgaramın tadı.
Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.
Kıskanıyorum öylelerini kocaldıklarının farkında bile değiller,
öylesine başlarından aşkın işleri


Nazım Hikmet

kabus_07
03-05-2008, 02:50:22 AM
Kanadı Kırık Bir Akşam

Gün bitti lambayı hazırla;
Işık kalmadı girecek odamıza.
Çek perdeleri sevdiceğim;
Kanadı kırık bir akşam
Zonkluyor durmadan dışarda.

Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla.

Yarın farklıdır bugünden,
Ad değişir hiç olmazsa.
Kara bir suyu
Geçiyoruz şimdilerde
Basarak yosunlu taşlara.

Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla.

Gün bitti sevdiceğim;
Geriye kalan posa.
Bu serin güz akşamında
Geç otur karşıma sessizce,
Devam et ördüğün hırkaya.


Metin Altıok

Hanedan
04-05-2008, 19:30:22 PM
EŞEĞE GEM VURMAYIN

Benim ağzım pek yandı aman siz dikkat edin
Yalnız layık olan uduma hürmet edin
Haddini kim bilmezse ona hakaret edin
Ele alçak durmayın onu hakikat sanır
Eşeğe gem vurmayın kendisini at sanır…

İnsanların kimisi uyuz köpek gibidir
Kimisi ayı gibi kimi eşek gibidir
Tilkiye doğru olmak Hakka sövmek gibidir
Namerdi okşamayın onu bir tokat sanır
Eşeğe gem vermeyin kendisini at sanır…

Pehpehlerle pohpohlarla çok itleri at yaptık
Uçurduk ta göklere alkıştan kanat yaptık
Hiç yokken başımıza koca saltanat yaptık
Üstüne çul vursanız it onu kanat sanır
Eşeğe gem vurmayın kendisini at sanır…

İşini uyduranlar tilki gibi kurnazdır
Silahı hep yalandır zekası hep azdır
Yalanını tutsanız fayda yok utanmazdır
Yüzüne tükürseniz o onu kalafat sanır
Eşeğe gem vurmayın kendisini at sanır…

Gösterme karda gezde kimseye izlerini
Kıymet bilmeyene gösterme cevherini
Varlığını belli et açmadan heryerini
Bir hamal kayığını sarhoş bilmez yat sanır
Eşeğe gem vurmayın kendisini at sanır…

Sözü yerinde söyle demiri tavında döv
Döveceğin adamı yüzüne tükürde söv
Yüzüne tükürmezsen o onu iltifat sanır
Eşeğe gem vurmayın kendisini at sanır…

NAMDAR RAHMİ KARATAY

kabus_07
07-05-2008, 03:52:12 AM
Çok Üşümek

Bir kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde üşüyüp üşüyüp kaldığımızın

Bir Kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde
Uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça

Bir Kalır yabancı yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer

O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler

Bir kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir kalır yılgın adamların hep "Evet" dedikleri

Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız

Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
Bir kalır uzun kitaplarda anısı çok üşüdüğümüzün


Turgut Uyar

Gelincik
09-05-2008, 00:18:50 AM
soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece
her gece bilge bir gezgin
tavrıyla adımlıyor yolunu
güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman

suların sesini dinle şimdi ormanın fısıldayışlarını
yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için
ve gözlerin uzak yamaçlarda aranıp dururken birşeyleri
sessiz ve sakin beklemekte bekledikçe bileylenen yürek

belli ki dağların denizlerin ve göllerin üzerinde
sıyrılıp gelmektedir seher belli ki yakındır
belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat


Ahmet Telli

neslee
11-05-2008, 04:07:40 AM
X.UMUT

bir yağmur vakti kaybolurken hayaller
güneşim yine yalanlara doğmasın.
sevgisiz bir rüzgar üşütürken geceyi
içimdeki sıcak, ölümden korkmasın.

FD

neslee
12-05-2008, 03:32:07 AM
ÇEKMECE

Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer: Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı...
sunay akın

kabus_07
12-05-2008, 04:02:06 AM
Kayıp Çocuk

Birden işitilmez olsun ayak seslerim;
Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
Unutayım bir anda her şeyi,
Nerde oturduğumu,
Bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi,
Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma;
Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah,
İlk defa görmüş gibi dünyayı,
Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
Hatırlamam artık değil mi, dostlar,
Hatırlamam artık garipliğimi?

Can Yücel

neslee
12-05-2008, 04:04:45 AM
İYİ SEVİLMİŞ BİR AŞKA SONRADAN SEN DENMESİ

...Dağıttıkça dağıtmış
Söylemedikçe susulmuş
Susuldukça söylenmiş bir şey...

...Her neyseymiş her kimseymiş
Hiç kimseymiş kime neymiş aslında
İstememiş olmamış
Aşkımız

...Ve nokta kadar dönebilince
Bitivermiş aşkımız

Kaldıkça gitmiş gittikçe kalmış aşkımız
Sadece şaşkınlığımızmış aşkımız...

YAŞAR

Ma_Mi
17-05-2008, 14:55:52 PM
Hiçliğin Sesi

Ve sonunda bıçak kemiğe dayandı
Herşeyin bitiş zamanı...
Zaten başlangıcı olmamıştı
Olmayacaktı!
Ölümün geldiğini hissediyorum,
Soluğu boynumda,
Ve bana öyle yakın ki,
Alıverecek ruhumu usulca
Cenazem bile çıkmayacak...
Bedenim çoktan çürüdü
Toğrağın altında değil,
Onu, kimsenin bırakamadığı dünya çürüttü...
İniltiler kulağımda,
Sesler öyle yakın,
Sanki kanımda...
Hissediyorum zamansızlığı
Ruh, bedenden ayrı
Beklemeye bırakıldı...
Sonsuza dek, bitmezcesine
Ruhu tüketip eritircesine...
Her zamanki gibi yalnız,
Buz gibi soğuk
Donmuyor ruh, yanıyor sanki
Kar yetmiyor ruhu ateşten kurtarmaya
Onu korumaya...
Günahlarımızdan arınıyoruz...
Ve cezamızı çekmeye devam ediyoruz.
İniltiler kulağımda...
Ulumalar yıldızların ötesinden,
Çıldırışı başlatmak için geliyor...
Tüm kini ve öfkesiyle beni de kutsayan,
Şimdi herşeyi yıkmak için geri geliyor...
İniltiler kulağımda,
Ruh, kayboluyor...
Bu amaçsız yaratılışın cezasını o da çekecek!
Ruhun sesi çok uzaklardan geliyor...

Akhylys

babanouma
19-05-2008, 13:20:07 PM
üçüncü şahsın şiiri

gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu, ağlardım
beni sevmiyordun, bilirdim
bir sevdiğin vardı, duyardım
çöp gibi bir oğlan, ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdüm, içim ürperirdi
felaketim olurdu, ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım

Atilla İlhan

kabus_07
21-05-2008, 02:59:45 AM
SÖZ VE ZAMAN

bir dağın uzantısı olmak
sana yetmediği zaman
gör ki sıradağlar talanda...
sözlere bak, bağı çözük çiçekler
gibi ortada, dağılmış duruyor
nerdesin? hangisinde? solmakta mısın
doğrularda ve yalanda?

işte hangi uçurum dillerinin
dip kuytularında olmak
beni sana göre daha sınırda kılar?
ve aramızdaki sınır
hangi kaybolmalarda?
tenhayla çizilmiştir?
her şeydir, savrulur, ama bir şey
direnir o hala bende kalanda

kayboldum akarsudan sözlerde
aktıkça yıpranan şiirlerde
ve en yabanıl olanda...
şimdi kim dindirecek, erguvanları bende?
çünkü Söz´üm ben, Söz´üm,
hem bulandım
hem de arındım aynı zamanda

Hilmi Yavuz

neslee
21-05-2008, 23:23:04 PM
baskalarının gecesi

görünmeyeni görmenin azabı
içimizde durmadan ödediğimiz
ne ruhumun ay ışığı
ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
yorgun bedenim
ihtiyar atlar gibi kapandım içime
yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin

görünmeyeni görmenin azabı
çılgınlıklar otu ağzımda
kırların yırtığına takılmış karaca
sıvası dökülmüş duvarlardaki
donmuş halı zamanı

çılgınlıklar otu ağzımda
değişik kalibreli intiharlar denedim
dipteki arayış boş kovan
başkalarının gecesi bitmedi daha.

murathan mungan

kabus_07
22-05-2008, 02:20:12 AM
Beklesem

Biri var, nasıl konuşursa, herkesin
öyle düşünmesini ister
Sfenks demiştim daha önce
yanıldım
bir soytarıydı
her nasılsa tarihe sızan

Beklesem
unuturdum uçurumların dilini
ve ömrümün bütün karşılığı
ödünç alınan bir umut olurdu
ki şimdi onuda yitirmiş
kurtuluş parkında bekleyen biri
......................................

Biri var, kurtuluş parkında ordadır akşamları
birini bekler gibi durur, üşümüş gibi biraz da
Acemidir, ikide bir kaçırır bakışlarını
ve korkuyla harelenen gözleri
haylaz çocukların kırdığı sokak lambasıdır
Tedirgin, solgun, ikircikli sesiyle ses verir
-Yerin varsa iyi olur, bir de çok hırpalamassan

Suyu kurumuştur kuyunun çıkrık boşuna dönüp durur
unutmuş sevinebilmeyi, gülümsemeyi unutmuş
biliyor seçtiği adın kendine hiç yakışmadığını
sımsıcak sarılmayı unutmuş, bilmiyor öpmeyi
Kenti bir uçtan bir uca yürüyebilmek
sevdiğinin kolunda bulutlara bakarak
-Boşver bunları diyor, karşılığı yok yaşamda

Biri var, kurtuluş parkının oradadır akşamları
bir söz bulunsa eskimemiş, sessiz bir söz
sabaha kadar konuşulsa yine de hiç bitmese
yanlızlığını unuturdu belki, üşümeyi unuturdu
bir yıldız gibi gülerdi şafak sökerken
söylediği türkünün kıvrımlarında bir yangın
tutuştururdu bütün kenti, kül ederdi

Beklesem
bütün öyküsünü alırdım
eskimemiş bir sözün gülümseyişiyle


Biri var
bütün gün lunaparktadır ve kenti
götürüp koyar aynaların karşısına

Beklesem
bütün soytarıları görürdüm
her nasılsa tarihe sızan

Ahmet Telli

kabus_07
23-05-2008, 20:27:13 PM
Herşey Ayartabilir Beni

Herşey ayartabilir beni şu şiir uğraşından:
Gün olur bir kadının yüzü ya da daha kötüsü
Çektiği çile alıklarca yönetilen yurdumun;
Şimdi daha kolayı yok
Elimin alıştığı bu işten.
Gençken metelik vermezdim türkülere,
Sazını çalmaz mıydı ozan?
Kılıç kında beklercesine;
Razıyım, dileğim yerine gelsin de tek
Balıktan daha soğuk, daha dilsiz, daha sağır olmaya.


William Butler Yeats

kabus_07
25-05-2008, 05:42:37 AM
SARIL BANA

Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

Anılarım kar topluyor inceden,
Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
Sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken.

Sevgiden caydığım yerde darıl bana

Metin Altıok


"sevgiden caydığım yerde darıl bana.."

herkes için ;

ben ne kominist ne de derimciyim ama herhangi bir şairden padişah bir yüreğim varsa, şu sözü yazan herkimse onu okumak boynumun borcudur. işte birgün Atatürk kitaplığında Nurullah Genç ve Ataol Behramoğlu' nun iki kitabını ödünç aldığım an, yetkili kişinin bana yönelttiği soru geliyor aklıma "nasıl oluyorda zıt görüşlü iki şairin kitabını aynı anda okumayı düşünüyorsun" ve burada benim verdiğim cevap "ben onların değil kendi görüşümü okuyorum" ve bu akşam Metin Altıok 1. şiir ödülleri gecesi düzenlendi. Her zaman ki gibi gidemedim ama yüreğimin bir parçası oradaydı, birşeylerler için çabalayan (zıtlık ya da taraftarlık çok da sorun değil esasında, Sivas hala Sivas'tır.) Fazıl Say & Sezen Aksu'ya teşekkürler...

kabus_07
29-05-2008, 02:40:53 AM
Ephemera


“ Bir kez olsun gözlerimden yorulmayan gözlerin

Hüzünle eğiliyor artık sarkmış göz kapaklarının altında,

Sevgimizin solmasından”



“Tükeniyor olsa da sevgimiz

gel bir kez daha duralım

gölün o ıssız kıyısında

uykuya daldığında tutku; o çaresiz yorgun çocuk,

o soylu saatte beraberce.



Ne kadar uzakta görünüyor yıldızlar

Ve ilk öpüşmemiz ne kadar uzak

Ve ah, yüreğim ne kadar yaşlı”





Dalgın gezindiler kuru yapraklar boyunca

Usulca dokunarak kadının ellerine:

“ Tutku, çok yıprattı yüreklerimizi.”



Ağaçlar çevreledi onları ve sarı yapraklar

dökülmüştü karanlığa solgun ağanlar gibi ve

o an yaşlı ve aksak bir tavşan sıçradı patikaya,

Sonbahar üzerindeydi adamın: ve bir kez daha

durdular gölün o ıssız kıyısında.

Ölü yaprakları sürüklediğini görmüştü kadının

Döndüğünde

Sessizce topladığını onları, gözleri

Göğüsleri ve saçları gibi nemli.



“Ah hüznü bırak

Yorgunuz bizi bekleyen başka aşklar için,

Sevmek ve nefret etmek için kaygısız saatler boyu

Ölümsüzlük uzanır önümüzde, ruhlarımız

Sevgilerdir ve bir sürekli ayrılış.”


William Butler Yeats

kabus_07
30-05-2008, 03:43:18 AM
İspanyol Meyhanesi

Kararmış tahta masamızda bir şişe şarap,
Gecelerden bir gece bezginiz.
Üstelik adamakıllı sarhoşuz.
Ellerin, ellerimde.

İspanyol meyhanesinde bir kadın
Çığlık çığlığa şarkı söylüyor.
Belli yıkılmış bir kadın.
Hayli çirkin, hayli geçkin, ağlamaklı.
Zayıf, incecik elli, kalın dudaklı.
Sesi bir tokat gibi patlıyor kulaklarımızda;
Yüzümüz al al oluyor.
İçimiz hüzün dolu, kahır dolu,
Gözlerimiz kanlı.

İspanyol meyhanesinde bir gece
Seninle başbaşayız
Üstelik sarhoşuz adamakıllı.
Daha içelim, daha içelim.

Başını dizlerime daya gözlerin kapalı
Ağla biraz,
Bak ben de ağlıyorum.
Ocakta odunlar sönüyor
Görüyor musun?
Çığlık çığlığa bir kadın
Duyuyor musun?
Ah ölelim artık;
Bitsin bu delicesine koşu,
İspanyol meyhanesi yerin dibine batsın.
Yeter! yeter!
Öleceksek ölelim!!!

Hadi vur kendini şaraba
Kedere ve aşka vur.
Daha içelim, daha içelim.

Alkol duvarını geçelim artık;
Damarlarımızdan ispirto akmalı.
Hey garson!
Sustur şu çığlık sesli kadını.
Söyle masamıza gelsin, içelim.
Hey garson!
Bütün hesaplar benden bu gece sen de iç.
Kapat kapıları;
Yabancı gelmesin.
İspanyol meyhanesinde öldüğümüzü
Kimse bilmesin.
Daha içelim, daha içelim.



Ümit Yaşar Oğuzcan


tabii bir de bunu Tanju Okan'dan dinlemesi...

kabus_07
03-06-2008, 02:36:43 AM
BİTMEYEN

Ve ağzım ağzını öptü ise
Çünkü için sözle doludur
Elim eline değdi ise
Çünkü elin yaratılmış işler doğurur
Gözlerine baktım ise
Ki bakmışımdır
Onlar bir denizi sezme derinliğindedir
Ve saçlarına
Ve boynuna
Ve omuzlarına
Baktım ise
Ki bakmışımdır
Onlar bir kuşun uçusunu
Sezme derinliğindedir
Ey sözlerim benim
Onlar ki bana her zaman
Bir diriliş verenedir
Meselim bitmeyendedir.


Edip Cansever

kabus_07
06-06-2008, 01:53:36 AM
Yalnız İnsan

yalnız insan merdivendir
hiçbir yere ulaşmayan
sürülür yabancı diye
dayandığı kapılardan

yalnız insan deli rüzgar
ne zevk alır ne haz verir
dokunduğu küldür uçar
sunduğu tozdur silinir

yalnız insan yok ki yüzü
yağmur çarpan bir camekan
ve gözünden sızan yaşlar
bir parçadır manzaradan

yalnız insan kayıp mektup
adresimi yanlış nedir
sevgiler der fırlatılır
kimbilir kim tarafından


Aragon

kabus_07
09-06-2008, 01:13:27 AM
Yağmur Başlangıcı

siz bir başlangıç bile değilken
yokken denemez çünkü vardınız
geyikler inerdi gözlerinize
ağaçlarınız fındık ve sincap
bu yüzden omuzlarınız
memeleriniz bir kitap gibi okunaklı
oluklara düşen sessiz damlalardı

bin kez yondum sizi bin kez doğurdum
bir keten buruşukluğu her seferinde
yağacak diye düşünürdüm havalara bakarak
bir serinlik bir kıpırtı otta ve ağaçta
akşamın kanından gecemize yaklaşan
bir gemi gibi önce küçük sonra yakın
iri damlaları o seyrek yağmurun
tüterdi ot çakıl kum

siz bir başlangıç bile değilken
sizi yazdım kotardım
bir başucu kitabı olmanızı istedim
tek tek iri o yabanıl kelimeler
onlar işte renkli zarlarının içinde
olukların çinkosunda yuvarlanan

siz daha bir başlangıç bile değilken
yağmur başlamıştı
ama ne ben ne bahçe ne yaz
hiçbirimiz.


Oktay Rıfat

kabus_07
10-06-2008, 04:18:58 AM
Benden Uzakta

Git içimden git
Gitmezsen dinmeyecek
Son sözün bu olarak kalsın
Ağlamayacağım, ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Seni unutacağım demiyorum
Unuttum bile
Git içimden git
Nasıl geldiysen öylece
Git içimden git
Birdenbire

Ellerini de al
O da sol tarafımda bir yerlerde olacak
Dinlediğim şarkılarıda senin için
Uyuyamadığım geceleride
Seninle gördüklerimi
Hepsini al
Götür benden götürebildiğince
Bilmiyorum sorma bütün cevaplar zor

Git içimden, dışımdan, her yerimden
Ağlamayacağım, ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Git içimden git artık
Bir daha yalan söylemeyeceğim

bi de :)

menekşe apt. no:5

......

ben biraz şehir almaya gidiyorum
saat 5'te dönerim

bi de :))

Tek yeşilimdin benim
Gözlerinde başlayıp
Gözlerinde biten...

Yeşil görmeyen gözler
Renk zevkinden mahrumdur
Ve senin gözlerin aşkım
Hem yeşil hem masumdur...


bi de bi de hepsi.....
kuruçeşme de uzun zaman sonra yaşarı dinledikten sonra nüksetti yaşar hayranlığım:blush:

kabus_07
11-06-2008, 03:37:08 AM
Akşam Şiiri

birden hatırlarsın,
o da seni - - birden bazan:
nerde, ne yapar şimdi
parlar bir özlem anılar arasından.

bu akşam ne garip sözcük
sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
akşam.
bilmem bulur muyum
yollara baksam?

söner yangın birazdan
yatışır özlem.
bir gün karşılaşırız
bir gün
bir yarım akşam.


Behçet Necatigil

kabus_07
18-06-2008, 23:54:43 PM
Pera'nın Eski Bir Sokağında

Kuşlar kalkıyor Aya İrini üstünden
Bir sap ot kulaklarının arkasında.
Ben sonunda burdasın işte diyorum kendi kendime
Burda eski bir atlasın kesiştiği yerde.
Bir kedi gözlerini dikmiş sana bakıyor
Ve aşağılarda gök ne kadar aşağılarda olursa.
Ve karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor bir kadın.
Ben seni düşünüp korkunç ince diyorum görmediğim boynu.
Önümden çerçiler askerler bıçak bileyiciler geçiyor
Ve asık suratlı kazmacıları dünyamızın.
Bir ses seninle aynı yarımadadayız diyor
Ve yitiyor sonra Pera'nın eski bir sokağında.
Pera'nın eski bir sokağını tepiyorum ben böyle her akşam
Her akşam tabanımda senin çamurun.


İlhan Berk

kabus_07
22-06-2008, 01:44:59 AM
Asmin

Kimdi cesaretimi kıran, üstelik
Yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
Sesimi cılız, rüzgarımı yelkensiz
Bulan kimdi, ki şimdi geniş zaman
Kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma

Ama kimdi adını bir kadına ödünç verip
Doruklara çekilen, büyülü doruklara
Biz Asmin dedik ona, sevgilim, kadınım,
Anamdı belki, ama o çoktandır
Üç bin metrenin altına inmiyor artık

İçimde bir fil sezgisi, kopup gitmeliyim
Dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
Asminli düşler kurmalıyım ya da birisi
Karşılık bulmalı canımı yakan sorulara
Kim demiyorum, kim olursa olsun

Boynu kırılan bir oyuncaksam, hırçın
Bir çocuğun elinde, ki celladım
Gözlerimi de oymuştu fırlatıp atarken
Yine de özlüyorum onu, niyetçi
Tavşanlara dönerken beklediklerim

Aynı soruyu sormaktan, minör
Ağrılardan yoruldum, gitmeliyim buralardan
İçimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
Yoruldum, yoruldum, yoruldum
Gereklilik kipinde yaşamaktan.

Ahmet Telli

neslee
25-06-2008, 01:21:58 AM
Giderken bura için, gelince ora için,
Gününde ve gecende kendince ora için
Sakladığın kendini böldün iki yarım'a;
İki kez yaralandın bir yarım yara için.

...

gelirken ağlamıştın orası için,
bil giderken de ağlayacaksın,
burası için.

Özdemir Asaf

doubleser
25-06-2008, 01:33:23 AM
GÜLCE

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kal’asının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Koca yâr adım çağırır
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Cihan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce’m uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil.
Gülce bir beyaz zehir
Gülce en rahim haz
Buram buram zehir
Yâr gözünde infaz
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbet-ül arz dan
Deccal’den
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor
Ürperiyorum
Saniyeler gözlerinde birer can
Her saniyede bir can veriyorum…

Ömer Lütfi Mete (http://img130.imagevenue.com/img.php?image=42879_r_20080511161831_dizi_filtered_122_758lo .jpg)

kabus_07
26-06-2008, 02:54:05 AM
bu şiiri hayatımda ilk defa okuduğum için utandım resmen:blush:
teşekkürler doubleser

ebrum
30-06-2008, 17:08:21 PM
dikkat ediyorumda şiirlerin büyük çoğunluğu sevgiliye hitaben yazılıyor , demek ki ne büyük bir sevgi seli varki şiirler bunu anlatmak için en güzel yol olsa gerek diye düşünüyorum.

kabus_07
01-07-2008, 02:26:19 AM
"eylem, anlatımı aşar ve bir şair ölür"

Şu Da Var

Bir de var sen koynumda yatıyorsun
Güzelsin güzelliğin mutlak amenna
Kızlığın masanın üstünde
Kocana saklıyorsun

Oysa koca da ne benim kollarım var
Soy bir portakal yedir bana dilim dilim
Ben Uzunminareliyimdir doğma büyüme
Ne yapıp yapıp denizi görmek isterim.


Cemal Süraya

kabus_07
02-07-2008, 00:41:49 AM
Bir Meyhane Garsonu / Edip Cansever

İşte
Isınmış parke yolun kokusu
Demek ki ben mutsuzum
Tuhaf bir su içmişim de sanki içim görünüyor
Gözlerim buzdan
İçimde yaz kırıkları.

Eklemek gerek
Büyümesi gibi bir salyongozun
Yıllarla değil, yıllarla değil
Saniyelerle kıvrılmıştır kabuğum.

Aynalıpasaj'ı geçtim
Geçerken sağlı sollu aynalara baktım - her günkü gibi -
Vitrinlere baktım, düğmelere, fremuarlara
Yukardaki taş heykelciklere baktım
Bakmasam ne yapacaktım, açılıp kapanmaya başladı dudaklarım
Gözkapaklarım
Açılıp kapanmaya
Açılan kapanan çözülen
Ne varsa duyuyordum kendimde
Balıkpazarı'na saptım.

Ben balıkpazarı'na sapınca
Dünyada sayılmayan bir adamdım
Nasıl duruyorsa gökyüzü sayılmadan
Boylu boyunca bir duvar
Ve uzay nasıl duruyorsa
- Uzay ki mutluluktur
Ele geçmeyen bir sonsuzluktur uzay -
Ben masallara şunu bunu taşırdım.

Oldukçe dar bir sokağa gelince durdum
Karşıdan karşıya çamaşırlar asmışlardı
Mor, pembe, beyaz çamaşırlar
Kızgın yaz güneşinin altında
Hoşlandım
Anahtarı kilide soktum, bundan da hoşlandım
Çevirdim bir iki kez, kapı titredi
Ben de titredim
Dükkanı açtım.

Karşıki evler çoktan uyanmıştı
Hemen herkesi az çok tanırdım
İki kocakarı, levanten, dama oynuyorlardı gene camın önünde
Çinko balkonda bir kız çocuğu ağlıyordu
Oydu
Bir satıcıya sesleniyordu, oydu
Besbelli yeni uyanmıştı, saçları dağınıktı
Zayıftı, sürekliydi, değişmiyordu
Sesi inceydi, isterikti
Saate baktım dokuz buçuktu.
Ne yaptım da ben, daha sonra ne yapacaktım
Önce helaya girdim, bir süre helada kaldım
Terledim, adını bilmediğim bir kokuyla koktum
Mutfağa girdim
Patatesleri soydum yıkadım
Domatesleri salatalıkları
Soydum yıkadım
Muska böreği sardım kaldırdım
Bira kasalarını, boş şişeleri
Dükkanın önüne çıkardım
Camları sildim, ortalığı süpürdüm
Sonra bir iskemleye oturdum
Orda yüz binlerce cinayeti ben
Ve intiharı
Bir mutluluk gibi dışımda duydum.

Evet, gelirdi
Ruhi Bey mi dediniz, evet, gelirdi.

kabus_07
02-07-2008, 02:12:51 AM
Belki Yine Gelirim

"içimde gizli sakladığım şiir, şu zamanlarımı en iyi anlatan
ne güzel şey şiir okumak..."



Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
' Tükürsem cinayet sayılır' diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün


Ahmet Telli

dumansızzz
02-07-2008, 02:59:48 AM
Sen uykusuzluk nedir bilir misin

Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı

Gözlerini tavana dikip

Düşündüğün oldu mu bütün gece

Ve bütün bir gün

Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç

Gelmeyince

Seni aramayınca

Ölesiye ağladın mı

Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların

Ona ait ne varsa

Bir bir hatırladın mı



Sen günden güne erimeyi bilir misin

Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi

Bir teselli aramayı

Issız parklarda, tenha sokaklarda

Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda

Deli divane yollara düşüp

Yaşlanmış bir köpek gibi

Eskimiş bir gömlek gibi

Atılmışlığını hissettiğin oldu mu

Sevmekten

Günler geceler boyunca yürümekten

Elin ayağın yoruldu mu



Sen yalnızlığın acısını bilir misin

Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına

İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı

Bütün gururunu çiğneyip

Sevdiğinin geçtiği yollarda

Bastığı toprakları eğilip öptün mü

Sen çaresizlik nedir bilir misin

Sen yokluk nedir gördün mü

Yanan başını

Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden

Sen her gün bin defa öldün mü



Böyleyim diye ayıplama beni

Bir gün kendimi

Sonsuzluğun koynuna bırakırsam

Yaralı ve yenik bir asker gibi

Darılma

Unutma ki

Her seven isimsiz bir kahramandır

Unutma ki

İnsan; sevebildiği kadar insandır.

Ümit Yaşar Oğuzcan

fenerkesh
05-07-2008, 02:05:50 AM
BEY VE HANIM

Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.

Benim olduğu kadar dostlarının,

dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.

Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.

Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.

Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.

Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla
kutlamalıyız.

Yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...

Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı,

Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.

Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.

Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı.

Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta
kırmalısın.

Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.

Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden Mutluda olsa, kötüde
olsa,
yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.

Saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence altına
alıp
gitmeli bu şehirden.

Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere
gitmeliyiz.

Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.

Eve gelip benden kahve istemelisin.

Çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi
anımsamalıyız.

Ben, "Bey" demeliyim sana, sende "Hanım".

Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.

Tebessümler açtırmalı yüzünde.

Birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı
yüzümüzde.

Birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde....

CAN YÜCEL

fenerkesh
05-07-2008, 02:07:29 AM
Bir yüzük yaptim sana güvercin teleginden,
Bir yüzük bükerek hosçakal sözcügünden.

Bir yüzük yaptim belli belirsiz,
Eski bir gramafon sesinden.

Bir yüzük serçe parmagin için,
Bulutsuz bir gecede kayan yildiz izinden.

Bir yüzük yaptim terli bir yüzük,
Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.

Yanmasini bilen bakir bir yüzük,
Evime akim tasiyan elektrik telinden.

Bir yüzük yaptim, bir yüzük ki;
Yillardir dinmeyen ormanlarin gümbürtüsünden.

neslee
05-07-2008, 12:28:18 PM
Birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı
yüzümüzde....

hiçbir zaman,hiçbir mutlulk yetmez bizimutlu etmeye...her zaman eksik bişeyler kalır,yapmadığımız yapamadığımız yaşayamadığımız anların mutszluğu bile yeter bazen...keşke elimizdekilerde mutlu olmayı bilsek ve benbu hayatı doya doya yasadımdemeye yeterli anılarmız olsa...
çok severim can Yücelin bu şiirini...teşekkür ederiz bizimle paylaştığın için:)

CaSSiNi
06-07-2008, 23:23:53 PM
O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşısında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En ölümsüzü ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....

Ümit Yaşar Oğuzcan

neslee
13-07-2008, 15:55:44 PM
bir yürek çarpar
yüreğimin içinde
gözlerinde bir yavru ceylan
ürkek.

ağzı yeni ayrılmış
ana sütünden
dudakları bir öpüşte
eriyecek.

Ahmet Köksal

kabus_07
16-07-2008, 02:58:12 AM
daha bir ay önce yüzyüze tanıştığım "çokemel"den dinlemiştim önceden
genel bir anlatım ama, güncel bir anlatım
pek sevmesem de bu adamı, hiç de fena değil...


Aşkta Yarın Yoktur Sevgili
Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara...
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım...
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ


Cezmi Ersöz

dumansızzz
16-07-2008, 03:11:43 AM
Gülüşün

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Sarılışında ne düşler,
Ne düşükler,
Sakınamazsın.

Aynı yolları,
Kimsesiz mekanları,
Birlikte özleme hasreti...
Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.

Bütün iç savaşlarda,
Rehin alındı bu yürek
Kandıramazsın.

Hangi çekilişin
Büyük ikramiyesi bu,
En uzak sevişmelerin
Yeni yetme utancı.
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
Sakınamazsın...
Yeni yetmelik işine gelince:
O zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçede var.
Bazı dillerde yok.

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Kime niyet kime felaket bu aşk,
Anlayamazsın.

Ödümüz patlıyor acı çekmekten
Oysa;
Biraz da acıdır,
Aşkın mayası.
Kaçınamazsın.

Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
Tutunacak yerimiz yok,
Resmi tutanaklarda.

Gülüşünde bin yıllık hasret var,
Saklayamazsın.
..........................
Bu yazık karşılaşmanın
Alnımıza çakılıyor anafikri:

Aşka cesaretimiz yoksa
Başka zaman görüşürüz!

Yılmaz Erdoğan

kabus_07
16-07-2008, 03:23:46 AM
bir Tunay Bozyiğt, iki bu adam (Yılmaz Erdoğan) ;
siyaset yapmasalar daha ne kadar hayran kalabilirdim kendilerine bilmiyorum
ikisinin de şiirlerine bayılıyorum
teşekkürler dumansızzzzzzzz

dumansızzz
16-07-2008, 03:25:45 AM
evet işin içine siyaset girmese bende daha çok zevk alırım sanırım ...ama şiir bu;arayıp bulduruyor kendini...

kabus_07
16-07-2008, 03:31:39 AM
yılmıaz Erdoğan'ın bütün kitaplarını daha lisedeyken okumuştum ve bu anlayışı yüzünden bayaa soğumuştum kendisinden ama yaklaşık bi sene önce özel bi gazetede yayımlanan mektubundan sonra tekrar okumaya & izlemeye başladım kendisini...

neyse burada çokça konuşulacak şeyler değiller kendileri ve işlevleri
sana tekrar teşekkürler dumansızzz