Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri
neslee
17-01-2008, 23:24:14 PM
Gözlerin
gözlerinde tanıdım seni
hayata gülümsemeye çalışan kalbinin
bakışlarına düşen güzelim yansımalarında
kocaman küçümen yaşına sığdırdığın
onca yükün
kah kadınsı kah çocuksu
içten konuşmalarıydı paylaştıkların
aldırdığın kaşlarında
hatırlamak istemez gibiydin
unutmaya çalıştığın günler aylar yılların
kalın kapkara yitirilmiş umutlarını
ardında kalan ince çizgilerde
belki hiç tatmadığın
dişiliğinin okşanasılığı
hoyrat sözcüklerinde saklı
zerafetinin sevilesiliği
çocuksu kadınlığının
omuza, kalbe, dudağa düşen
beklentisi..ni..
yaşamak ister gibiydi
doyulası gözlerin
duyamadığım
sende saklı sözlerin
kimbilir …
Ali Işık
:blush::blush::blush:
kabus_07
17-01-2008, 23:26:25 PM
seni senden başkası unutturamaz
sen benim yalnızlığımsın
kapalı ceviz sandığım
bekleyen çeyiz sandığım
gövdeli genç bir şarabım
bağımsın
bağımlıyım
bağımsızsın
kendinsin
kendinde alkollenirsin
hemen eleverirsin kendini
öküzgözümsün, boğazkerem
sen işin aslı ben kerem
genç bir şarabım yıllanırım
bir şey diceksen söyle dinlerim gel bir yerlerde şarap içelim
bu sene bendensin
bağ bozumum bozoyunum
seni senden başkası unutturamaz
sen benim yalnızlığımsın
aşk şarap
(yıllar önce Ege'nin tv8'de yaptığı programda okumuştur Yaşar, Ege gitarıyla fon yapmıştı.)
(şiirde hata varsa kusura bakmayın)
neslee
19-01-2008, 16:04:34 PM
Rahatı Kaçan Ağaç...
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrı'nın işine bakın.
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi,rüzgarı,karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o zaman seyredin.
Melih Cevdet Anday
(Rahatı Kaçan Ağaç'tan)
kabus_07
20-01-2008, 01:01:12 AM
GÜNEŞİN OLSUN GÖNLÜNDE
Güneşin olsun gönlünde
Kar bile yağsa
Ya da fırtına olsa.
Gök bulutlarla,
Dünya kavgayla dolsa.
Güneşin olsun gönlünde
O zaman gelsin ne gelirse
Doldurur ışıklarla
En karanlık gününü..
Bir şarkın olsun gönlünde
Sevinçli ezgilerle
Seni günlük tasalar boğsa bile
Bir şarkın olsun dudaklarında
O zaman gelsin ne gelirse
Yardım eder atlatmaya
En yalnız gününü..
Başkaları için de bir diyeceğin olsun
Tasada ve bunalımda
Ve seni mutlu edecek her şeyi
Söyle onlara da
Bir şarkın olsun dudaklarında
Yitirme sakın cesaretini
Güneşin olsun gönlünde
Ve her şey iyi olacak!..
Caesar Flaischlen
kamze
20-01-2008, 13:58:35 PM
GÜNEŞİN OLSUN GÖNLÜNDE
Güneşin olsun gönlünde
Kar bile yağsa
Ya da fırtına olsa.
Gök bulutlarla,
Dünya kavgayla dolsa.
Güneşin olsun gönlünde
O zaman gelsin ne gelirse
Doldurur ışıklarla
En karanlık gününü..
Bir şarkın olsun gönlünde
Sevinçli ezgilerle
Seni günlük tasalar boğsa bile
Bir şarkın olsun dudaklarında
O zaman gelsin ne gelirse
Yardım eder atlatmaya
En yalnız gününü..
Başkaları için de bir diyeceğin olsun
Tasada ve bunalımda
Ve seni mutlu edecek her şeyi
Söyle onlara da
Bir şarkın olsun dudaklarında
Yitirme sakın cesaretini
Güneşin olsun gönlünde
Ve her şey iyi olacak!..
Caesar Flaischlen
ilkay $ahane sölüyo bunu dinlemi$sindir ama olur da dinlemediysen ondan bi dinle uğur..
kabus_07
20-01-2008, 20:50:05 PM
ilkay $ahane sölüyo bunu dinlemi$sindir ama olur da dinlemediysen ondan bi dinle uğur..
gamze dinlemedim
baktım bakındım ama bulamadım :s
vaktin olunda ulaştırır mısın bana ?
neslee
21-01-2008, 00:25:32 AM
bir bakmışım varmış.
bir bakmışım yokmuş.
evvel zaman içindeymiş...kalbur saman içinde.
develer tellalimiş,pireler de berber.
bir bakmışım kış bitmiş.
bir bakmışım yaz gelmiş.güneş parıldayıp dururmuş.
taaa evvel zaman içide,yaz güneşi pırıltıları eşliğinde bir masal perisi sihirli değneğini almış yanıma gelmiş.
sihirini üflerken yüzüme, kulaklarıma masalını fısıldamış durmuş.
bir varmış bir yokmuş...
masal perim beni toz pembe bir rüyaya yatırmış.
yatırmış ,yatırmış da tembihlemeyi unutmuş.
dememiş ki masaldan pembe tozlu rüyalar kısa sürer, uyandığımda gerçeklerle baş başa kalırım; dememiş ki gerçekler pembenin tonlarını barındırmanın aksine bazen en sivri grilerle kaplarlar
etrafım.
bir bakmışım uyanmışım.
bir bakmışım yokmuş.
ne masal perim varmış baş ucumda ne de pembe simli masalları.
ben uykumda masalıma kapılırken,o başka rüyalarda gezintiye çıkmış gökyüzünde.
ben uykumda masaldan prensime sarılırken o biliyormuş prensin yalnızca hayalden bir kahraman olduğunu. biliyormuş da tembihlemeyi mi unutmuş beni?
bir varmış bir yokmuş...
benimle bir tek pembe düşlerim kalmış.
pembe boyalı masalsı düşlerim. bir de o grimsi gerçekler...
rüyalara dalar prensimi arar olmuşum; gökyüzüne bakar masal perimi arar... benimle bir tek güneş ışıkları eşliğinde parlayan gözyaşlarım kalmış.
evvel zaman içindeymiş.
develer tellal imiş.pireler de berber.
o gün bugündür ne masalları dinler olmuşum ne de gerçekleri.
o gün bugündür bir masal prensinin peşinde rüyalarda yaşar olmuşum.
ve yine o gün bugündür masal perilerine kızıp durmuşum.
kabus_07
21-01-2008, 11:04:16 AM
Bizim Kavgamız
Deliksiz bir uykunun
Deliklerinden geçtim bu sabah
İliklerime kadar işleyen
Hayat meseleleri vardı
Rüya repertuarımda
Ben gördüm, onlar çoğaldı durmadan.
Meğer ne çok yaşamışım
Her şeyden biraz ve sen olmadan
Sen ise çalar saat misali
Aldın beni yatak savaşımdan.
Artık çalmanı bekliyor yüreğim
Her sabah barış niyetine
Ve kardeşlik melodileriyle.
Sakın vazgeçme bundan
Yoksa iki eli yakandadır
Benim masum çocukluğumun...
Mahmut Şaylıkay
bu sabah beni 8de kaldıranlar utansın :)
darknimbus
21-01-2008, 11:31:54 AM
Ankara
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
Yılmaz ERDOĞAN
paylaşıldıysa sorry
YoZi
21-01-2008, 17:28:48 PM
BİRİSİ
Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda :blush::blush:
Nahit Ulvi AKGÜN
Hanedan
22-01-2008, 01:33:26 AM
ben senin en çok aşık halini sevdim
titreyen yüreğini
çocuk bakışını sevdim,
ellerindeki hiç bitmeyen sıcaklığı
bana dokunmalarını sevdim,
ben senin aşkı haykırışını
kadın gibi sevmelerini sevdim,
sınırsız özlemlerini,mavi gözyaşlarını
başını omzuma dayamalarını sevdim.
doyumsuz sevişmelerini
ardından dumanını sevdim,
ben senin cesaretini
geceyi sahiplenmeni sevdim,
hasretini,ayrılığını
çekip gitmelerini sevdim,
kapıyı çalmadan girişini
kırmızı gülüşlerini sevdim,
çıplaklığını sevdim,ardından
sarhoşluğunu,saçmlamanı sevdim,
ben senin en çok yüreğime dokunmanı sevdim...
:happy::dancing::happy: Gökhan EROL
neslee
23-01-2008, 00:58:57 AM
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamiş dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....
neslee
23-01-2008, 06:10:57 AM
MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev,
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli açan ev...
NAZIM HİKMET
YoZi
23-01-2008, 12:42:15 PM
KEREM GİBİ
Hava kurşun gibi ağır!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum!
Koşun
kurşun
eritmeğe
çağırıyorum...
O diyor ki bana:
-Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...
"Deeeert
çok,
hemdert
yok"
Yüreklerin
kulakları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır...
Ben diyorum ki ona:
-- Kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karanlıklar
aydınlığa.
Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
eritmeğe
çağırıyorum......
NAZIM HİKMET
er68
23-01-2008, 19:24:57 PM
KOŞMA
Bir daha o fırsat geçer mi ele?
Dün gördüm, bugün de göresim geldi!
Gülüşü o kadar hoştu ki hele,
Lebinden koncalar düresim geldi!
Hem küçük, hem güzel, hem de utangaçtı,
Gözleri gözümden daima kaçtı,
Saçları ne güzel, ne ipek saçtı,
Öpüp okşayarak öresim geldi!
Yüzü benziyordu bahar ayına,
Kaşları can yakan aşkın yayına,
Hasretle kapanıp hâk-i pâyına,
Yüzümü, gözümü süresim geldi!
Yusuf Ziya ORTAÇ
er68
23-01-2008, 19:28:24 PM
O BELDE
Denizlerden
Esen bu ince havâ saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-i şâma bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ,
Ne de âlâm-i fikre bir mersâ
Olan bu mâi deniz,
Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.
Sana yalnız bir ince tâze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer,
Bu sefîl iştihâ, bu kirli nazar,
Bulamaz sende, bende bir ma'nâ,
Ne bu akşamda bir gam-i nermîn
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-î istitâr ü istiğnâ.
Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
Topluyor bû-yi rûhunu gûyâ,
Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak
Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûmuz...
O belde?
Durur menâtık-ı dûşîze-yi tahayyülde;
Mâi bir akşam
Eder üstünde dâimâ ârâm;
Eteklerinde deniz
Döker ervâha bir sükûn-ı menâm.
Kadınlar orda güzel, ince, sâf, leylîdir,
Hepsinin gözlerinde hüznün var
Hepsi hemşiredir veyâhud yâr;
Dilde tenvîm-i ıstırâbı bilir
Dudaklarındaki giryende bûseler, yâhud,
O gözlerindeki nîlî sükût-ı istifhâm
Onların ruhu, şâm-ı muğberden
Mütekâsif menekşelerdir ki
Mütemâdî sükûn u samtı arar;
Şu'le-î bî-ziyâ-yı hüzn-i kamer
Mültecî sanki sâde ellerine
O kadar nâ-tüvân ki, âh, onlar,
Onların hüzn-i lâl ü müştereki,
Sonra dalgın mesâ, o hasta deniz
Hepsi benzer o yerde birbirine...
O belde
Hangi bir kıt'a-yı muhayyelde?
Hangi bir nehr-i dûr ile mahdûd?
Bir yalan yer midir veya mevcûd
Fakat bulunmayacak bir melâz-i hulyâ mı?
Bilmem... Yalnız
Bildiğim, sen ve ben ve mâi deniz
Ve bu akşam ki eyliyor tehzîz
Bende evtâr-ı hüzn ü ilhâmı.
Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak
Bu nefy ü hicre, müebbed bu yerde mahkûmuz...
Ahmet HAŞİM
neslee
23-01-2008, 20:52:59 PM
Aşktan Nefes Alamadığım Yerde
Çocukluğumun bahçesiydin sen
Bütün bilinen mutluluklardan uzakta,
O sarışın akşam üstlerinde,
Istırabın eşiğinde…
Nefesim sıkıştığında seni sevmekten
Ömrümü okurdum o acı neşede,
Boşalırdı ağzımdan o kanlı nefes
Sonra çok özlendiği için acımasızca talan edilen
Her baharda dönerdim oraya…
O sarışın akşamüstleri
Hiç gitmediğim uzaklardan döndüğüm yer olurdu…
Bilinen bütün mutluluklardan uzakta
Kalırdım orada,
Kalırdım çocukluğumun bahçesinde,
Aşktan nefes alamadığım o yerde…
Cezmi Ersöz
er68
24-01-2008, 19:15:00 PM
ADIM ADIM İLERLİYORUM
* * *
Adım adım ilerliyorum
belki karşıma bir şey çıkar
bakıp bakıp düşünüyorum
oysa karşımda yalnız kaçınılmazlıklar.
Bir taş ki boğulmaya mahkûm.
Bir perde ki kapanacak
bir daha açılmadan.
Bir kuş ki yalnız bir zamanlar uçtuğu bilinen.
Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor.
Anlaşılmaz değin uzun
Uzun, katlanılmazcasına
kişinin alınyazısı.
Ivo ANDRICH
Çeviren: Necati ZEKERİYA
er68
25-01-2008, 20:07:12 PM
Dİ
elim sana değse
diniyor gece
saçlarından başlıyorum
günü çözmeye
yüzüm sana değse
sürçüyor zaman
daracık odalarda
ben kâfir, sen müslüman
dilim sana değse
uyanıyor sözcükler
Enver ERCAN
kabus_07
26-01-2008, 00:14:37 AM
sevigili er68 inanılmaz kaliteli şiirler veriyosunuz herhangi birini seçeyim dedim ama ayırt edemedim...
bu kadar güzel şiirleri bizimle paylaştığınız için sonsuz teşekkürler...
kabus_07
26-01-2008, 00:23:47 AM
DAĞ RÜZGÂRI
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgârın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysaki senden kaçılmazmış
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...
Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgâr güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanı başımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık
Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.
Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgârında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkânı yok.
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
kabus_07
26-01-2008, 01:16:45 AM
Ey Hayat
Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın.
Aslında yokum ben bu oyunda,
ömrüm beni yok saysın...
Yaşam bir ıstaka;
gelir vurur ömrünün coşkusuna.
Hani tutulur dilin,
konuşamazsın...
Tırmandıkça yücelir dağlar.
Sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü;
tutunamazsın...
Eloğlu sevdalardan dem tutar,
aşk büyütür yıldızlardan;
senin ise düşlerin yasak,
dokunamazsın...
Birini sevmişsindir geçen yıllarda.
Açık bir yara gibidir hâlâ.
Hâlâ ne çok özlersin onu,
ağlayamazsın...
Yolunda köprüler çürür.
Sesin, sessizlik sanki bir uğultuda.
Savurur hayat kül eyler seni,
doğrulamazsın...
Yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda.
Her şey çeker ve iter,
anlatamazsın...
Yaşam bir ıstaka,
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna.
Sesinde çığlıklar boğulur ama,
bağıramazsın...
Sonra vakt erişir, toprak gülümser sana;
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın...
Yazdırmalısın mezar taşına:
Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın,
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın...
Yılmaz Odabaşı
er68
27-01-2008, 02:10:37 AM
UMUT
Belki rastlarım sana, sevgilim,
Ufukların bir ucunda
Gökyüzünün çekildiği ve kucakladığı
Ağaç kümelerinin koyu yeşilinde
Issız çayırda
Şu uzak kulübede
Ya da köy havuzunun sakin kenarında
Belki de yapayalnız
Hafifçe gülümseyerek
Ellerimi ellerine almak için
Çıkagelirsin
Bu gökyüzü mavisinden de ötede
Peçesiz yüzün ışıldıyor
Ve bu güney rüzgârı
Senden haberler getiren
Gizli bir elçidir
Ormanlara kaçan
Yaramaz bir afacansın
Birdenbire çıkıverirsin karşıma
Ve sevgiyle öpersin gözlerimden
Orada o uzak ufukta
Görkemli ışınlarıyla güneş
Haber veriyor bütün bunları.
Kazı Nazrul ISLAM
er68
27-01-2008, 02:17:33 AM
DOĞU BALADI
derinlik olmayı sürdüreceğim bu sığ denizde
bir halkım ben, dünyanın kalbinde paslı bir hançer
kabuk bağlayan yaranın altında kaynayan irin
yurdumda konuk, içimde tutsak, uğraksız göçer
bir derinlik hepsi bu, başka hiçbir şey
saklı bir yanardağ olmanın kendisiyim ben
doğuda, ellerinizden çok uzaklarda
binyıllık bir uykuyu ölerek silkeleyen
halkın derinlik olduğunu kim söylemişti
söyleyin nerde seceresi yitik soyum, nerede derinliğim
siliniyor ölü ceylanın derisindeki mürekkep
avcı burda ey bilici ya ben nerdeyim
yurdumun olmayan denizlere taşınan toprağım
parçalanan kayayım bin parça eşkiyadan
çoğalan bir korkuyum, bin parça yoksulluk
ve kan... denizlere akan, denizlere, yurdumun olmayan
uyruksuz mu denir limanı olmayan gemilere
limanım yok, tutulduğum bu çağdaş fırtınada
ışığım yok, dört yönüm karanlık bir pusula
uyruğum yok, sığmıyor kavmim koca dünyaya
umudum uygarlığım, ey bayrak, ey bayraktar
ovalara bir dağ mağrurluğuyla inerken yeşil
vuruldukça güzelleşen alnın ki, gül rengi
güneşi ince kanadında sürükleyen esenlik rüzgar
n'olur ölme artık, ölüp ölüp terketme beni
ey ölür gibi yaşayan bir halkın derinliği...
Adnan SATICI
neslee
28-01-2008, 16:38:03 PM
Herkes en doğruyu bilir
Herkes uzman, herkes rekortmen
Öyle eminiz ki yolumuzdan
İster haydut, ister centilmen
Ama aşk var, bir tek aşk var
Aşk var mı? Var… Aşk var…
Herkes bir inancın peşinde
Herkes militan, herkes fedai
Öyle değiştirdik ki dünyayı;
Uyanık akıllı, dürüst enayi
Ama aşk var, bir tek aşk var
Aşk var mı? Var… Aşk var…
Kaf dağının ardına kaçsa bile; aşk var
Yatak çarşaflarına sıkışsa bile; aşk var
Yalnız bir titreşim olsa; ya da bir kıpırtı kalsa;
Yine aşk var…
Paranın esiri olduk.
Ne kadar iktisat; o kadar mutluluk,
Birer birer yeniliyorduk...
Önce adalet sonra güzellik
Ama aşk var, bir tek aşk var
Ask var mı? var aşk var
Savaştık savaşayazdık
Yenen ağlar, yenilen ağlar
Bir baktık ki yapayalnızdık
Diyen ağlar, demeyen ağlar
Ama aşk var, bir tek aşk var
Ask var mı? Var aşk var
neslee
28-01-2008, 17:02:18 PM
RUHUN SESLERİ...
Ruhumun sesini duyabiliyor musun?
Yankılanıyor bu soğuk odada..
Hem kalmanı hemde gitmeni isterken..
Avunmam için mi?
Sana mahkum değilim ki..
Tek bir kelepçe kadar mahkumum..
Senin bende kalan tarafın, beni bana bırakıp an an kaçtığın
Sandığından başka..
Uyuyamıyacağın gecelerin biletleri hazır..
Düşleri var..
Düşlerinin sesi..
Gizlenmiş orkideler..
Açılmaya hazır, siyah kan kırmızı..
Rüyalarının biletleri hazır ama..
Henüz yazılmamış oyunlar var aklımda..
Bir an gelecek farkedeceksin..
Saati durmuş, iki kişilik gökyüzü altında
Düşler var..
Hikayeleri ruhlarımızda kıvranan..
Bana kendinden bir parça bırakmış gibisin..
Oysa paramparça olmak istiyorsun..
Bilmeden bensin..
Gitsen de
Kalsan da
Unutsan da
Aramasan da
..
Yıllar sonra da..
Sana tek bir kelepçe kadar mahkumum..
Bileğini okşadıkca..
Sen de unutma..
kamze
28-01-2008, 17:26:17 PM
ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,
arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
akşamüstünün bir saatinde,
yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
omzumuza dolanan bir kolun,
başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin,
uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor,
biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?
yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
kendimizi hep ilerde
birgün karşılacağımızı sandığımız bir başkasına
bir yenisine ertelerken
hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına
sürerken bir gün
geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
hayat her zaman cömert davranmaz bize,
tersine çoğu kez zalimdir.
her zaman aynı fırsatları sunmaz,
toyluk zamanlarını ödetir.
hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla
yapayalnız kalırız bir gün
bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
ya da olanlar olması gerekenler değildir.
yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...
kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki
olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarında rastladığımız ,
omzumuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
'nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıama çıkar'
dediğinizdir.
oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o;
boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
neslee
28-01-2008, 17:28:52 PM
kuzuuu en sevdiğim bi şiir:happy::happy::happy:
çok sevioomm senii beenn:happy:
kamze
28-01-2008, 17:48:46 PM
kuzuuu en sevdiğim bi şiir:happy::happy::happy:
çok sevioomm senii beenn:happy:
ben de seni çok seviyorum yavruku$um:happy:
er68
28-01-2008, 20:21:03 PM
Öncekiler
soğuk bir kış günüydü hatırlıyorum evet
vakt-i ikindi ya da akşama ulanmış bir zaman dilimi belki
omuzlarımdan saçlarım dökülüyordu yere.
ne garip uzun da değildi hayallerim hakikatle yüzleşince.
erkendi, hazırlıksızdım her şeye...
düşünüyor muydum yoksa düşlüyor muydum
bilememiştim o zaman, an ile anlatmanın bir önceki olduğunu.
bir duvar kenarında oturmuş kendimi soruyordum
yoldan geçen uzun kanatlı kuşlara
martılar çatı katlarında aheste aheste yalpalarken...
evet kederliydim ve aklımın üzerindeydi gökyüzünün bulutları.
sahi gökyüzü ne kadardı buradan bakınca
ve bir evi var mıydı yağmurların bulutlardan başka?
bir sonraki'ne kapıyı açmadan
açmadan arayı bir öncekiyle, tam da şimdi işte:
açıyorum pencereleri
ki buradan görmek ne güzel
bilmekle yetinmediğim her şeyi...
sabırlıydım biraz daha evet!
dile gelmeyenleri nefesimle tutacak kadar.
Yasin Onat
kamze
29-01-2008, 03:29:52 AM
dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım
beni anlatmış sana ve sen ona
"unuttum artık onu" demişsin.
hem bu sözü gülerek,
medar-ı iftihar ile söylemişsin.
unutamazsın nokta noktam
unutamazsın!
çünkü unutmak için
önce unutulmak gerek
oysaki sen,
hala bende esen,
eski kavak yelisin.
unutamazsın...
kan değil, tüküremezsin,
ruj değil, silemezsin
dişi dudaklarına, dişimle yazdığım
iki heceli erkek adımı
unutamazsın nokta noktam
unutamazsın!
seninle biz, hâlâ bir kabukta
iki badem içi gibiyiz.
baharsın; kokacaksın
güneşsin; yakacaksın.
sabah yatağım kadar rüya dolu
sabah yatağım kadar sıcaksın
unutamam
unutamazsın!
şimdilik bu kadar.
öbür mektubuma daha diyeceklerim var
darılma bana, gücenme sakın
ankara günlerinin bembeyaz ufkundan
binlerce selam sana.
bahar başladı nokta noktam
ankara'da bahar, veriminde toprak ana
aylar var ki sana tek satır yazamadım
oysaki şimdi mevsim bahar
ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var
artık yazmalıyım.
takvime baktım bu sabah,
ayrılalı beş ay olmuş.
düşün ki nokta noktam
beş ay denilen nesne tam yüz elli gün eder.
bunca uzun ayrılıksa;
inan bana nokta noktam
insanı, her şeye küskün eder.
inan bana... dargınlığım herkese
ve tek hasretim sana
düşünüyorum...
âşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum.
bu yolun sağında yükselen
her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
bahçesinde iri yedi veren,
kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı
ablan yanımda çorapsız gezerdi,
başörtüsüz annen.
düşünüyorum... bu mevsimde baban,
her akşam bir yerine iki içerdi.
miyoplaşınca gözleri "şair, iç be oğlum
bahar dişidir doğurur" derdi.
bahar başladı nokta noktam.
ankara'da bahar,
gönül ufkunda yağmur bulutları
cennet olsa artik sevmiyorum
sevmiyorum sensiz baharı...
sen; ey yirmi dört baharın en güzel süsü!
sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
sen; ey ilkyaz akşamları kadar güzel çocuk!
sen; ey altın gözlerinin hisli dünyası!
ölümsüz bir yolculuk yaratan
sen; ey çıplak bir hançer gibi!
boylu boyunca gönlümde yatan
sen; ey her şeyim olan her şey!
son mektubunda söz verdin
tut diyorsun, unuttum
unut diyorsun, unutmak mı???
güneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç?
gönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç?
sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
sen; ey her şeyim olan her şey!
bu gece yılbaşı...
başkent’te kar yağıyor nokta noktam
başkentte kar ve tütüyor gözlerimde
küllenmiş bir mangal gibi hatıralar
başkent’te kar yağıyor, başkent’te kar...
bu gece yılbaşı.
bilirsin ki nokta noktam
yılbaşında hesaplanır
çoğu zaman insanların yaşı.
bu gece yılbaşı...
tokmaklarında yirmi dört hece
eğilip üstüme sessizce
şehrin kule saati
bilir misin nokta noktam?
bilir misin, bilir misin ne dedi?
"şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi."
ve bir el saçlarımdan tutarak
kalbimi sana kadar sürükledi.
bu gece yılbaşı, başkent ayakta
çalınan tuna dalgaları komşu plâkta.
ne de kıvrak bu vals havası
başladı yine gönlümün
on yıl evvel ki kanaması
ne günlerdi o günler cancağızım
ne günlerdi...
sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
başı duman duman bir kız.
ben, yirmi üstünde
gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
öylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı.
ne çabuk geçti zaman.
hey gidi dünya hey...
bu gece yılbaşı
dışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde
küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar
köşede bir kırlent, kırlentde bir resim.
bartın'da bahar.
elimle yapmışım
"asma köprüsünden" kocanaz deresi
sağda, ortaokul
okulda, çocukların sesi.
"çakır beylerin" elma bahçesi.
derede kayık, dümende ben.
küreklerde sen.
hava berrak, hava ılık
hava temiz
ve sularda sarmaşan gölgemiz
bu gece yılbaşı, başkent ayakta
çalınan tuna dalgaları değil artık
komşu plâkta.
gönlüm bu diyardan çok çok uzakta.
dışarıda kar yağıyor.
dışarıda kar ve tütüyor gözlerimde
küllenmiş bir mangal gibi
eski hatıralar...
YoZi
29-01-2008, 12:04:17 PM
Hüzünlü bir kış günü tanımıştım ben seni
Cevapsızdı , binlerce soru vardı kafamda
Olmazları olduran bir sesti duyduklarım
Az daha gelmeseydin savrulurdum rüzgarda.
Cürüm üstüne cürüm hasret üstüne hasret
Nedense anlamadı bu nesil bu feryadı
Aşkla ve hiç bitmeyecek bir sevda ile bağlı
Isındı ızdırapla buz gibi esen rüzgar.
neslee
29-01-2008, 12:30:10 PM
http://img238.imageshack.us/img238/8966/dudakpayirw0.jpg (http://imageshack.us)
neslee
29-01-2008, 12:34:15 PM
Gemiyi İlk Kimler Terkeder
Gemiyi ilk kimler terkeder
En son kimdedir dümen
Benimle kalanlara teşekkürler
Kalmayanlara ünlem!
Saplarla samanları
Artık ayırmak zorundayız
Aşklarla aşıkları birleştirmek
er68
29-01-2008, 19:24:39 PM
KORU KENDİNİ
Kaldırınca tabancasını
Nişan almak için sarı saçlıya
Parıldayıverdi gözleri
Koru kendini
Kırlangıçlar uçuştular
Korkudan çığrışıp
Kanat çırparak koru kendini.
Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirlerin kemirdiği elleriyle.
İşte nişan aldı tam
Kemanının üstüne
Iskalamaz iyi nişancıdır
Koru kendini
Ama teller gene şakıdılar
Doldular havayı titrek titrek hiç umursamadan.
Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirlerin kemirdiği elleriyle.
"Havasız bir delikte
Gıcırdayan somya üstünde yatakta
Yakalanmışsın berbat bir öksürüğe
Gel de şarkı söyle.
Ama yine de sarı saçlı adam
Devam etti kemanı çalmaya
Dirildi içimizde ölü düşler."
A. KADİR
neslee
30-01-2008, 20:35:47 PM
"gelmediniz, ben hep sizi bekledim
eksilen yanlarımla
sizden saklı eskidim
her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim
Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
her sevgiliyle biraz daha
biraz daha sizden saklı eskidim"
Murathan Mungan
kabus_07
01-02-2008, 01:16:46 AM
Biraz Daha
kullanmam ucuz özgürlüğü sana sığınırım
azarladığım bir dünyayı suya bırakıp
günlük dövüşü en uygun yerinde keserek
ve kan biraz daha akar durur, akmalıdır
bir çaresizlik sanırım, öfkem büyür uğunurum
oysa bir çiçek bir güzel dünyaya bakmalıdır
ve kuytulardan, unutulmaktan tek tek
ölülerimiz toplanacaktır.
senin yıldızların güneşlere dönüşür
en karışık en bozgun bir öğle uykusunda bile
ve sonsuz sevinç taşıyan bir çığlıktır
bir suyun bir başka suya karışması
kanları çökelirken bir soylu tabaka
bir bahar anlatıcısının
bir mutluluk dülgerinin
-gecelerde ve yalnızlıklarında hepsi üşür-
ölülerimiz toplanacaktır.
ne kadar hüzün geçmişse dünyadan
ne kadar acı geçmişsse yaşayacağız
hepsini yeniden, bir bir dünyada
dünyadan ve dünyayla sana sığınırım
acılardan ve hüzünlerden değil
kaçmalardan ve korkulardan değil
çünkü bir güçtür sıcaklığın kollarıma
çünkü kanları, kanları, kanları hatırlarım
çünkü ölülerimiz toplanacaktır
ve yüceltilecektir bir mavide.
haberlere yorumlara ve büyük tirajlara
asalak otlara karşı, türeyip giden
bir sun'i ilkahla üreyip giden
bir soya, bir sanrıya karşı
kuşanıp kahramanca tek silahını, kanını
diri bir su gibi gidenleri hatırlarım
odalarda ve güzel bir dünyada
sararken bir başına eski güneş
yıldızımız uzak bir iklimde
bir tüfek olacaktır. bir tüfek
ölülerimiz toplanacaktır.
ve bizim bir haziranımız
bir yıl kadar yetecektir dünyaya
çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış
çünkü ellerimiz, başımız ve kanımız
hayasız pençelerini kokuyla gizleyen
bir olgu olmayacaktır sana
ölülerimiz toplanacaktır
doldurulan bir kıyı gibi.
anılacaktır bir general pantolonundan
nasıl sezgiler ve gerekçeler çıkardığımız
nasıl kırgın ve nasıl umutlu olduğumuz
bir şenliğin başlangıcından ve sonundan
sığınmamız da anılacaktır.
ölülerimiz toplanacaktır
kenar köşe kasaba hanlarından
deniz en güzel aşkken ayışığına
küçük ve karanlık odalarda öldürülenler
direnerek ve akarak ölenler
yüceltilecektir
anılacaktır ölümleri
bir şehir akşamında herkes kaçışırken
ormanlar bir çözülmeye bozulurken
karanlığa kanıyla karşı duran
kanıyla ışıtan, yalazlayan karanlığı
yalnız ve dayanıklı gecelerinde üşüyen
ölülerimiz toplanacaktır.
biraz daha kan, kan ve suyun akışı
ey suyun güvenli akışı
sana bir yamaç gerekmez mi
ki sonun özlemine hızlı varsın
ki sen varsın, akıtılmış kanlarla varsın
ve kan ve akışın o soylu tabakta
ormansız bir halka sunulacaktır
bir orman olarak
ona sığınılacaktır.
sana sığınılacaktır kırılıp toplanınca
sana sığınıyorum kırılıp toplanınca
değil sonsuz girdiçıktısına yaşamaların
en en güzeli, en gürü bütün çeşmelerin
ayın ve denizin sahibi ve su içmelerin
sana sığınılacaktır
ve kuytularda, dağlarda, alanlarda
akıtılan ve akıp gelen kanlarda
bir sabah büyük büyük ateşler yanınca
eller temizlenecektir
bir tören olacaktır
ölülerimiz toplanacaktır.
Turgut Uyar
neslee
01-02-2008, 14:56:05 PM
TERSİNE YAŞANMALIYDI
Hayat tersine yaşanmalıydı bence.
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzur evinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık.
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki
Emekliliğin tadını çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar.
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelene dek
Parti yapmalıydık
İyice ufalmalıydık, oyun oynayıp
Sorumlulukları unutmalıydık.
Küçük bir kız ya da bir erkek bebek olunca annemize dönmeli,
Son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli
Ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık
neslee
01-02-2008, 14:59:20 PM
KONUĞUM OL
Bir akşam konuğum ol
oturup konuşalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
uzatalım geceyi biraz
Geçmişe bir el sallayıp
yaşanan günleri konuşalım
ve günlerin üstüne çöken
dumanlı, isli havaları
Kendimize daha az zaman
ayırsak da olur geceden
Çünkü boğulabilir insan
yalnız kendini düşünmekten
Kapağı açılmayan kitaplar
unutulmuş aşklar gibidir
Kitaplardan söz edelim
ve onların gizli kalmış
sessiz tadlarından
Sabaha doğru perdeyi
aralayıp ufka bakalım
ve bir çocuk gibi
hayretle seyredelim
güneşin kızıllığını
Konuşulmadan kalan
daha çok şey vardı
diye düşünerek çıkalım
güneşle kucaklaşan balkona
— Üşütmesin sabah serinliği
Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda Konuğum ol, oturup
konuşalım bir akşam
ve uzatalım geceyi
sözün çubuğunu yakarak
AHMET TELLİ
neslee
01-02-2008, 15:03:40 PM
AŞK İSE DONUK
Aşk donuklaşmış,
Pencereler yağmura hapsolmuş,
Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin
Yağmuru bölüyor,
Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu,
Sarhoşluk bu olsa gerek,
Ya da okyanusun dibi gibi birşey,
Tek fark aşk donuklaşmış...
Ahmet Telli..
buket46
02-02-2008, 10:59:59 AM
KÜÇÜK EV
Hangi eve
Başımızı soktuysak..
Yer yerinden oynadı
Aşkımızdan.
Büyük aşklar
Eve sığmaz diye
Bir şair sözü vardır da,
Ondan.
Özdemir Asaf
buket46
02-02-2008, 11:01:55 AM
Unutmak mı?
Delisin...
Gitmesemde bekler orada deniz.
Gelirsem, bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine
Delinin denizi gibi
O ne kadar giderse...
Özdemir Asaf
neslee
03-02-2008, 19:42:41 PM
FLU HANIM
Gözlerini sevmedim dedim
Feri gökyüzünün renginde
Çok uzak, gidemem .
Sözlerini sevmedim dedim
Ahengi mısrasına gizlenmiş
Çok karmaşık, çözemem .
Ellerini sevmedim dedim
Parmak izini bedenime değdirme
Çok sıcak, küle dönemem .
Ben Hayalet Hanım,
Sen konuksun dedim
Beni aslında görmedin
İzlerim eski bir konakta
Gözlerim çocuk bir aşkta
Dudaklarına göz değdirmedim
Değdiremem
Ben hiç sevmedim
Seni de sevemem.
neslee
03-02-2008, 21:27:35 PM
Telaşlı Penguen
Askimiz bitti
yuregim burkularak soluyorum bunu
cunku bir yangin kovasinin
icindeki durgun suda
beyaz bir kelebegin bogulmasi
gibi garip oldu sonu
Aşk ki ay degil
gunes tutulmasidir diyordum
dudak bukuyordun bana
oysa ilkokul bahcesindeki cocuklar
ellerindeki isli camlarin ardından
guluyorlardi sana
İnanmamistin askin
bir elbise hirsizi olduguna
ama kosesinde
kedinin uyudugu bir yatakta
cirilciplak birakmisti
her ikimizi de
Giderken bir buzdagi gibiydin
sicak sulara dogru yuzen
ve dorugunda
bir cift bale pabucunun
asıldıgını soluyordu
eteklerindeki telasli penguen
Bakakaldim
bindigin taksinin ardindan
onlar ki her mevsim
sarı birer sonbahar yapragidir
terk ettigin kentin sokaklarinda
ruzgarla savrulan
neslee
05-02-2008, 01:34:24 AM
masada bir demet papatya
bardağından naz gibi bira içer
narin yapraklarını okşar usulca
öpüşürcesine nefesler cigarasını
içine dolar mutlululuklardan şeker
ben mutlulukları içime çekemem ki...
çekiverir papatyalardan birini
alır eline öper
sever mi, sevmez mi bilinmez
papatyadır, ne dese çingene falı
kıskançlık denizine yıkarım öfkeden bulutları
bakışlarımda hüzünden içki
ben hiç papatya olamam ki...
o yudumlarken birasını
vızıldar, bardağına düşerim
bira gibidir dudaklarının tadı
bira öpülmüş papatya kokmaz ki...
neslee
05-02-2008, 02:21:32 AM
Paris Yağmuru Üstüne Bir Laterna Şarkısı
Bir hikayedir bu eski mi eski
Paris kadar eskidir derler.
Şirin bir kız portresi, elinde çiçekler
Bir kaldırım ressamının çizdiği.
'Hoşça kal! ' dedi ayrılırken kız
'Uzaklara gidiyorum
Burada ne aşk var, ne ekmek, ne tuval
Kara boyalar sadece.
Ve caddeleri Paris'in
Seine Nehri'ne çıkan hepsi de.'
'Ne olur kal! ' dedi ressam
'Üç rengim var senden aldığım
Altın sarısı, mavi ve kırmızı
Ve Paris'ten de bir gök
Sıcak, ışıltılı
Ve işte bir kaldırım
Cömert, büyük, parlak,
Madeni paraların gelip konacağı...'
Bir hikayedir bu eski mi eski
Paris kadar eskidir derler.
Şirin bir kız portresi, elinde çiçekler
Bir kaldırım ressamının çizdiği
'Ne olur, bay kaldırım! ' dedi sonra,
Diz çöküp yumuşak bir sesle;
'İzin ver şu geniş tuvaline
Bir küçük kız resmi çizmeme
Mavi, altın sarısı ve kırmızı
Üç tebeşirimle..
Dinlenirken o üstünde senin
Isınacak bütün gün Paris'in güneşinde
Ve yaklaşacak yanına
Bakışlar adımlar, eller
Ve cömert, büyük, parlak
Madeni paralar düşecek üstüne..'
Birhikayedir bu, eski mi eski
Paris kadar eskidir derler,
Şirin bir kız portresi, elinde çiçekler
Bir kaldırım ressamının çizdiği.
Ve ressam yıkıp kaşına kasketini
'Hadi gel! ' dedi kıza
Ve ilkin gür, kabarık
Altın sarısı saçlarım
Yerleştirdi taşlara...
Sonra gözlerini, koyu mavi
Ve kırmızı dudaklarını
'Hoşça kal' diyen.
Ve elini. (Katran kokulu bir çiçek demetini
Sımsıkı tutan hâlâ.)
Ve sonra 'Kal! ' dedi 'Ne olur...'
Usulca okşayarak onu
'Daha rahat bir yatak alırım sana
Ve çiçekler, çok daha güzellerini;
Ve akşamları, gün batarken
Aşağılarında Seine'in
Kara nehir mavnalarının arkasında;
Cömert büyük, parlak
Pek çok paramız olacak...'
Bir hikayedir bu eski mi eski
Paris kadar eskidir derler.
Şirin bir kız portresi, elinde çiçekler
Bir kaldırım ressamının çizdiği.
Düştü bulutların, kuşların gölgesi
Düştü gölgeleri gelip geçenlerin
Silindi hızla ressamın çizgileri
Düştü ölü yapraklar, muz kabuklan
Ve ansızın yağmur damlaları başladı düşmeye...
Oh! Paris yağmuru
Keyifle tıpırdayan, usulca
Pırıltılı, alaycı
Karanlık, okşayıcı...
Geçip gitmeyen bir tek
Yağmur oldu, serperek
Cömert, iri
Gümüş paracıkları...
'Dur! ' dedi ressam, 'Ne olur!
Dur! Gidecek yoksa...'
Ve yüreği inledi acıyla
Ve kızın kederle boşandı gözyaşları
Ağladı altın sarısı, mavi
Ve kırmızı gözyaşlarıyla
Ve akıp gitti Seine'e....
Bir hikayedir bu eski mi eski
Paris kadar eskidir derler.
Şirin bir kız portresi, elinde çiçekler
Bir kaldırım ressamının çizdiği...
Vaselin Hancev
kabus_07
05-02-2008, 23:47:21 PM
Aramızdaki...
sevgilim sevgilim
kuzey sanrısı gibidir
geceyi beşe filan böler
sonra ayılar hüzünden ölmez
sevgilim sevgilim
açlıktan ölür onlar
işte bundan ötürü
hüznü artık bir ayıya bıraktım
sevgilim sevgilim
bir ayıya
ister ormanda kullansın
ister buzdağında
hayatın kutlu olsun sevgilim
ki sana değişe değişe aktım
kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-uykusuz kalır mı onlar bilmem aslında-
sevgilim sevgilim
bir orman gibi çoğal aramızda
sen çoğal aramızda
şehirden bir çocuk olarak şurda burda
bir sabuntozu markasında köpürerek
çınarın tutsaklığını
ve menekşenin sevincini yaşa
sevgilim sevgilim
hüzne yer var hayatımızda
Turgut Uyar
kamze
06-02-2008, 06:16:12 AM
''büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkı$mı$ bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana.''
neslee
06-02-2008, 13:46:31 PM
Acıya alıştım ben.
Yaşamaya, yazmaya.
Sesim acıyla çıkmaya başladı.
Yalnızlığıma da bulaştı.
Sertleşti.
Ve içime sıçradı.
Acı oldum ben.
Tadım bozuldu.
Kokumu kaybettim.
Su gibi kokmadım bir daha.
Serinliğimi kaybettim.
Sessizliğime bulaştı.
Köpük kıvamında yaşadım bir süre.
Var ve yok.
Bir dalışta var olmayı öğrendim.
Bir dubleyle yok olmayı...
Rengim de yok oldu.
Maviydim ben oysa ki,
Gri dolaylarına alıştım.
Kendime alıştım ben asıl.
Yaşamaya, yazmaya.
Kapı çaldı.
Hoş geldin.
Mutluluk getirmişsin,
Masanın üzerinde vazo olacaktı,
Ona koy lütfen,
Kır çiçeklerinin yanına.
Otursana.
Veya oturma,
Boynuma tutun.
Bir şişe şarap vardı bir yerlerde,
Kırmızı.
Deniz kabukların yanında mı?
Güneş de getirmişsin.
Şu perdeye asar mısın?
Mor olana.
Arkasında pencere yok ama,
Olsun.
Veya olmasın.
Pencere yapalım beraber.
Deniz kabuklarından.
Tuz koksun ev.
Ve deniz.
Otursana.
Veya oturma.
Göğsüme tutun.
Ben bir şeyler yazmalıyım.
Biraz mutluluktan karalamalıyım.
neslee
06-02-2008, 13:50:47 PM
ben sevmeyi bilmem
benim için nesiller tükensin
güneşi karartsın beni isteyen
yeşili kırmızı yaptığın zaman belki
ya da dünyayı durdurursan
-ki o döndükçe yaşlanıyorum
daha güzel olurum ben
kadavralardan kestim biçtim kendimi
görünen yerlerim en güzelleri
ama çaldığım kalpler atmıyor bende
sen gibi her birini gömdüğümde
tanrı bıkıyor benden
ben kendimden
kardeşin cehennemden.
hapsolduğumuz 3'de
çarpışıp duracağız
iki yüz yerde
bir yüz gökte
ve
ateş kimde olursa olsun
beraber yanacağız.
vBulletin v3.7.2, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.