PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 [36] 37 38 39 40 41 42

er68
08-01-2008, 01:54:52 AM
YALNIZLIĞIN BUZDAN AYI

Islanmış taşlığında suskun bir bekleyişin
Yutar yalnızlığın buzdan ayını,
Akşamsefaları içinde karanlık gözlerin.
Döker çiçeğini sararan rengiyle,
Yaralı bir aşkla seğiren derin.
Ve aklın seni sürgüne gönderir
Yüzüne iğreti gelen isminle,
En yalnız köşesinde donmuş yüreğinin.

Metin ALTIOK

er68
08-01-2008, 01:55:31 AM
KONUĞUM OL

Bir akşam konuğum ol
oturup konuşalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
uzatalım geceyi biraz

Geçmişe bir el sallayıp
yaşanan günleri konuşalım
ve günlerin üstüne çöken
dumanlı, isli havaları

Kendimize daha az zaman
ayırsak da olur geceden
Çünkü boğulabilir insan
yalnız kendini düşünmekten

Kapağı açılmayan kitaplar
unutulmuş aşklar gibidir
Kitaplardan söz edelim
ve onların gizli kalmış
sessiz tadlarından

Sabaha doğru perdeyi
aralayıp ufka bakalım
ve bir çocuk gibi
hayretle seyredelim
güneşin kızıllığını

Konuşulmadan kalan
daha çok şey vardı
diye düşünerek çıkalım
güneşle kucaklaşan balkona
— Üşütmesin sabah serinliği

Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda

Konuğum ol, oturup
konuşalım bir akşam
ve uzatalım geceyi
sözün çubuğunu yakarak

Ahmet TELLİ

kabus_07
08-01-2008, 01:55:31 AM
Pastörize Sevgi

Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne
Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?
Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden
Kahve içelim muhallebi yiyelim
Der gibi iyi niyetli
Günlük vurguyla

Afrika'ya gidelim
Toplayalım pılıpırtıyı
Çocukları kitapları büyükanneyi
Plakları albümleri seccadeleri

Toplayalım çamaşırları
Çamaşır makinesini
Bulaşık makinesini
Kuluçka makinesini
Konuşma makinesini
Gülme makinesini ağlama makinesini
Afrika'ya gidelim
Kahve içelim
Muhallebi yiyelim

Afrika Afrika
Tarihin şuuraltı
Üç tekerli bisikleti üstünde
Habeş Sultanının
Boğa yılanlarını ve halkını
Gülümseyerek güttüğü
Sevimli dünya.

Cahit Koytak

10 numara bir şiir
teşekkürler er68

YoZi
08-01-2008, 15:32:10 PM
DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı TARANCI

YoZi
08-01-2008, 15:34:18 PM
MONA ROSA

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Sezai KARAKOÇ

Ünlü bir şiirdir üzerine farklı hikayeler anlatılmış bir şiir çok beğenerek okuyorum paylaşmak istedim..

birinciben
08-01-2008, 16:05:36 PM
Mona Roza.. Ne kadar inanılmaz bir şiirdir Allahım..
Sana çok teşekkür ederim Üstad Karaçok'un bu şiiri için..

neslee
08-01-2008, 20:36:32 PM
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...

NAZIM HİKMET

er68
09-01-2008, 00:58:36 AM
ANTİK KENT

mutlu günlerimizdi...
deniz tuzu,dövme gül
yanık tarçın gibiydik
rüzgarın saçlarımızı taradığı yamaçlarda
ikimizden bir bayrak
dalgalanırdı
birbirine bakan
tarihin ve otların
arasında
adı yoktu yaşadığımız şeyin
bir boşluk bile değildi bu
onca boşluğun içinde
yontulmamış birkaç harf
taşlar kadar tarihe kefil
günler gibi düşünülmeden akıp giden
otların gölgesindeki gece kadar derin
ay ışığıydı her şeyi sessizce bütünleyen

bir dönüş biletiyle kırıldı gece
kırıldı mevsim
kalakaldık
birbirine bakan sunaklarda
zehiri giz olan otlar boyverdi
kırık heykel parçaları dağılmış ten
zaman tarihe geri çekildi
kalıntıları ne kadar ipucuysa bir antik kentin
o kadar biliyoruz nedenlerini ve sonuçlarını
ayrılınca adını aşk koyduğumuz o şeyin.

Murathan MUNGAN

kabus_07
09-01-2008, 03:58:05 AM
AĞAÇ

Ağacım, dört kol çengi kıyamet
Her dalımda bir memleket
Uzar kollarım uzar
Taşımda toprağımda bereket
Köklerimden başlar hürriyet
Bana çarptıkça anlar
Yağmur yağmur olduğunu
Rüzgâr, rüzgâr.

Taşımda toprağımda kıyamet
Köklerimden başlar hürriyet.



Cahit Irgat

er68
10-01-2008, 00:33:31 AM
BİRDENBİRE SABAH


Bir muştu gibi iniyor gün
aydınlık ve anlaşılır
bir çocuk saflığıyla
bir gülüş gibi
terli çarşaflara sıkıntılara
geceden kalma karanlıklara
meraklı ve çiçeklerle örülmüş
bir muştu gibi gün.

Yüreğim bir pencere şimdi
aydınlıklara
geçmişsiz ama sevdalı
yüreğim telaş telaş
aydınlıklara!





Adnan AZAR

er68
10-01-2008, 00:42:45 AM
ERİK AĞACININ ALTINDA

Bir kent neyi anlatır
kanat çırpışlarıyla gelir
bilmediğin bir yaşama doğarsın
kuytularda
kimsesizliğin tarihi yazılır

kimbilir
hangi sancının kıyısında
çağırır seni toprak

kimi kentler meyveleri anımsatır
Malatya denince
yemeye hazır
bir tabak kayısı.
İsmet'in muzip gülüşüyle canlanır

Kayseri
çocukluk anılarımla gelir
üzüm bağları
kayısı ağaçları
mayhoş elmalar arasında
dedemin sevecen yüzü

Antakya
arkadaşlığın kalesidir
Müslüm Cuma Zübeyde
yağmurlu akşamlarla gelir

Ankara'da bir kadın
kardeşim
gelinliğini kıracak
tırnaklarını ekmek parasına batırdı

kimi kentler
depremlerle kazınır evrene...

yer sarsılıyor
tutunacak ne bir dal
ne kaçacak
bir başka gezegen

uyandı
dağ taş uyandı
ayağını bastığın toprak
konuşuyor dalgalarla

çığlıklar sustu

sessizlik
derin
ağır
sessizlik korkunç

sessizlik gebe

Ulucanlar...
hapisaneler örter kimi kentleri
Gebze...
gökyüzü demir halkalarla
güneşi parçalar
Ümraniye...
ağır ağır kanar
bulutlarda yağmur damlası

kepçelerle
tarihin belleğine çizilen
bir fotoğrafa dönüştü Burdur

kepçelerle avlandı bir kol
gövdesinden ayrıldı
Isparta'da
bir köpeğin ağzında
koparılmış bir kol
donar bilinçte
çatlak kafatası
çivilenmiş dizler
morarmış gövdelerle

bir sancı
güneşe
aya
toprağa yayılmış
Sivas'tan Burdur'a
ağıt yakar analar

söyleyin
nasıl dayanmalı bu acıya
biz bu kentlerde doğduk
inildemelerle
bir başka gökyüzüne
oğullar
kızlar doğurduk

aşkı yitirdik
yağmurun alnında
yas türküleri söyleniyor
damla damla yaşama biriken
ezgilerle avunuyorum

yitirdik
yitirdik aşkı

sessizliğin dili yok
beklemek
umarsız bir çığlığın
susmasını dilemektir
dileyişlerin
sokağa açılan penceresi yok

üzünçlerimi biriktirdim
yas tutacağım
türkülerle
şiirlerle
bedenimle yas tutacağım

ötelerde
bir başka gökyüzü
bereketli yağmurlara gebe


Berrin TAŞ

er68
10-01-2008, 00:43:53 AM
AKASYALAR BU SABAH

Yüzünü ve yüzbin yüzünü
Siyah beyaz bir fotoğraf sergisini gezer gibi gezdim
Eski İstanbul yüzünü
Annem yüzünü, çocuklarım yüzünü
Akasyalar bu sabah çiçek açmışlar yüzünü
Gözlerin dudakların dişlerin dudakların gözlerin yüzünü
Köpekbalığının kırmızı devinimli saçların yüzünü
Mandalina kabuklarının bu kadar rahat soyulması yüzünü
Küçük dağları bence sen yarattın yüzünü
İşte o yüzünü
Polisten kaçan Charlie Chaplin yüzünü
Seni niye bu kadar çok seviyorum biliyor musun yüzünü
Aydınlanır gözlerinde bir geminin niye gittiği yüzünü
Hapisten elinde bavuluyla çıkan yüzünü
Dönüp de son kez geriye bakan
Girdiği günü hatırlayıp

Şubat ayını dudaklarının ılıklığını düşünerek geçirdim yüzünü
Ve mart ve nisan ve mayısı yüzünü
Martılar dev kuşlardır ölünce kumsalda birden anlarsın yüzünü
Ve daha milyonlarca yüzünü

O zaman anladım ki varacağım yerdeyim
Yola çıktığım yerde

Keyifle milyon sigara yaktım
Arka sokaklardan geçip
- Kafamda yüzünün yüzbin resmi -
Geniş alanlara çıktım





Cem DURAN

er68
10-01-2008, 00:49:49 AM
YALNIZLIĞIMI ANLATIYORUM

Koğuşta inceden bir lizol kokusu
Dışarda tam tamına On Sekiz Şubat
Ne üstümdeki örtüler ısıtıyor beni
Ne altımdaki yatak
Ellerini arıyorum sıcak ellerini

Kuruyan dilim tutuşan alnım
Garipliğim nöbet nöbet gecemde
Susuzum, ilaçsızım, sensizim
Sıcak dudaklarını arıyorum

Camlarda karayel acımasız
Nereye baksam can çekişmesi
Gece� Yol boyu memleket memleket
Işıtsın iyimserliğin içimi
Dağılsın ölüm korkum bir görün
Aydın bakışlarını arıyorum


(1961)
Soluk Soluğa adlı şiir kitabından 1962
Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)

Rıfat ILGAZ

belinda
10-01-2008, 01:51:19 AM
güzel şiirler biraz kendime gelim hepsini tekrar okuycam inşallah:D

Sitemkar
10-01-2008, 14:28:38 PM
SENİ SEVİYORUM

Seni seviyorum
Ecelim gelicek
Nefesim bitecek
İçim eriyecek

Son nefesimi vereceğim
Ellerinde
Veda edeceğim
İnanıyorum
Yok olup gideceğim
Ortalıklardan
Ruyalarında soracaksın beni
Umutlanacaksın güzel günlere
Mezarımda ağlayacaksın
BENİ NEDEN
YALNIZ BIRAKTIN DİYE...


ATİLLA İLHAN

Sitemkar
10-01-2008, 14:29:12 PM
Ayrılık; dönüşü olmayan nehir, Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir, Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir,Gözyaşın kal diyor, Yıllar ise git! Bu roman da biter belki birazdan, Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan, Ağlıyor besteler yine hicâzdan, Şarkılar kal diyor, Yıllar ise git....

Nezaman sen gelsen aklıma, Acı bir tebessüm Gelip oturuyor dudaklarıma. Notası kırılmış melodilerin Buruk sesi geliyor kulaklarıma. Bir kuş düşüyor Daldaki yuvasından / çırpınarak Sıcak avuçlarıma. Nezaman seni düşünsem, Nezaman sen gelsen aklıma, Kaldıramayacağım bir ağırlık Çöküyor yapraklarıma. Umutlara taş basıyor yokluğun Kar düşüyor Henüz tomurcuk umutlarıma...

ATİLLA İLHAN

YoZi
10-01-2008, 17:53:49 PM
AGLARIM

Neden gulmesin gul gibi yuzler;
Nicin aglasin o guzel gozler;
Niye sevgiye sevimsiz sozler,
Soylenir diye sasar aglarim.

Su gordugumuz reng-a-reng cicek,
Sevdali bulbul, ari, kelebek,
Yek digerini birakip gidecek:
Vefasizliga bakar aglarim.

Solmasin dersin sunbulum, gulum;
Yarin elinden alacak olum;
Butun dunyayi inletse ünüm;
Caresizlikten cosar aglarim.

Nes'e gizlenir, coker bir melal;
Her vucud, her sey mahkum-i zeval;
Son nefese kadar tukenmez cidal.
Tukenmez derdim sayar aglarim.

İHSAN RAİF HANIM

YoZi
10-01-2008, 18:05:38 PM
Üç Dünya

İnsan,
Yaşar, üç türlü şu üç dünyada:
Evvela:
'Şunu sevdim, bunu sevdim!' diyerek
Ömrü sevmekle geçer.
Sözde olgunlaşır ondan sonra:
'Şunu yaptım, bunu yaptım!'diyerek
Ömrü saymakla geçer.
İhtiyarlıkta tanır dünyayı:
'Kahbe dünya!' diyerek
'Hey gidi dünya!' diyerek
Ömrü sövmekle geçer


Orhan Seyfi Orhon

er68
10-01-2008, 18:08:31 PM
SANILAR


Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak
Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir

Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin
Belki de anılarını deşiyorsun bir olmazı
Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi bir elma yemeyi kurarak
Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin

Mahpus gibi tutsak gibi belki köle gibi
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir
Belki de kendini bağışlamıyorsundur
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
Kırık tirenler gibi öylece kalakalmışsındır
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur
Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sen de benim gibi ölesiye yalnızsındır






Afşar TİMUÇİN

Sitemkar
10-01-2008, 18:08:49 PM
yüreğine sağlık ablacım paylasımlarının devamını beklerim simdiden cok teşekkür ederim

Sitemkar
10-01-2008, 18:09:26 PM
SaNa SiTeM

Sana sitem ettim yıllarca
Sana sitem ettim ömrüm boyunca
Sen beni anlamadın
Ben ne yapayım be zalim

Sen Kalktın gece yataktan
Uyku aradın kuşluğa
Gelmedi bulamadın
Sana sitem ettim yıllarca

Ömür boyu bi kaşık suya
Muhtaç oldun yıllarca
Sen benim değerimi bilmedim
Sana sitem ettim yıllarca

Kör gözünle kalktın ayaza
Yat uyu dedim bahara
Sen beni deli ettin yaza
Sana sitem ettim yıllarca

Tencere tava baklava
Gözün doymaz pazara
Al sok gözüne gözüne
Sana sitem ettim yıllarca

Harun Kesik

Sitemkar
10-01-2008, 18:34:40 PM
Uykuya kilitli saatlerdeyim,
Uykuya kilidi kırmış haldeyim.
Üşürüm,kollarım boşluğa uzak,
Yanarım derinden ben biçareyim.

Donuktur akşamda hüznümün seyri,
Sönüktür ufkumda gönlümün keyfi,
Bir hazan akşamı solgunu rengi,
Kırılır kalemim kalırım yolda.

Uzunluk kafamda ölçüye inat,
Bilinmez ilinden sen bir haber at,
Bir meçhul gecede kaldım unufak,
Yıldıza hasrettir hayalim ırak

Gözümden yaşlarım sormaz hesabı,
Islatır gönlümü ince bir sızı,
Yalnızlık adımın diğer anlamı,
Güzel günlerimin hasret şarkısı.

YoZi
11-01-2008, 09:50:00 AM
YAKTIN BÜTÜN GEMİLERİ!

Artık benim;
ne bir köşeye konmuş,
üç arşın bir kefenim;

ne de sıcak,
bir yatakta
bekliyenim,
var…

ne yar
kaldı, ne diyar…

………………………….

Dönmem, dönemem geri…
Yaktın, bütün gemileri,
“Tarık bin Ziyad” gibi..

…………………………

Geçti otuz yaşım!
Ben,
geçen
bu otuz yaşın başında,
ne bu son, artık heyhat gibi
kellemi kaşıyorum;

ne de dün için
hasret taşıyorum!

Yaşıyorum,
bir gün için…
Dönmem, dönemem geri…
Yaktın bütün gemileri..

Nail Vahdet Çakırhan

Hanedan
11-01-2008, 12:35:09 PM
elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı

elbette senden doğru söyleyecekti
yazdığın şiir

elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü

sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel

Bülent ECEVİT

YoZi
11-01-2008, 12:40:35 PM
VASİYET

Dostlarım, toplanın öldüğüm zaman;
Riyayı bir günlük bir yana atın!
Tutunuz tabutun kenarından;
Bir derin çukura beni fırlatın!

Kalınca büsbütün sizden uzakta,
Vücudum çürürken kara toprakta,
Uzanın rahatça sıcak yatakta,
Yaşamak gururu içinde yatın!

Yüz yüze getirmez bizi asırlar,
Meydana vurulsun saklanan sırlar,
Sayılsın şahsıma ait kusurlar,
Korkmayın, içine yalan da katın!

Anlayım: kimlermiş dost sandıklarım;
Muhabbetlerini kıskandıklarım.
Anlayım: ne boşmuş inandıklarım.
Şu yalan hayatı bana anlatın!

Dostlarım, anmayın artık adımı,
Siliniz gönülden eski yâdımı.
Kırınız sonuncu itimadımı:
Ölünce bir daha beni aldatın.
(http://www.siirgen.org/siir/o/orhan_seyfi_orhon/index.html)

ORHAN SEYFİ ORHON (http://www.siirgen.org/siir/o/orhan_seyfi_orhon/index.html)

Sitemkar
11-01-2008, 15:39:41 PM
sayın orhan abimize tşkler ediyoruz cok güsel siirleri var bunları bizle paylastığın içöin sanada tşk ederiz seker

YoZi
11-01-2008, 16:29:33 PM
sayın orhan abimize tşkler ediyoruz cok güsel siirleri var bunları bizle paylastığın içöin sanada tşk ederiz seker

rica ederim sitemkar. ilgine tşk ler paylaşmaktan mutluluk duyuyorum seninde şiirlerinin devamını bekleriz..

er68
11-01-2008, 19:45:33 PM
BEZGİN SÜVARİ


O kervansaraylar sarayında
Bıyıkları tütün rengine boyanmış
Bezgin Osmanlı süvarisi benim
Atım efkar hıçkırıyor damında

İlk kadehte kadınlarla çocuklar
Kafayı bulunca seksen köyün adamı
Diz çöküp mahmuzlarıma yalvarıyor
Görüntümün kahrolası saltanatında.






ŞÜKRAN KURDAKUL

er68
11-01-2008, 19:46:30 PM
YAŞARKEN


Cehennem yarasaları gibi vurdular cama
Örgütlenmiş hüzünlerin askerleri.
Ölümsüz sözcüklerle tuttum siperi,
Güzellendi yüreğim, deli oldum yazgıma.






ŞÜKRAN KURDAKUL

er68
11-01-2008, 19:51:53 PM
OTUZÜÇ MENEKŞE



Bir morlukta alabora oldu gök
Tan söktü
Güneş dik doruklara konan bir öpücüktü.
¦

Yürüyordu
Yürüyordu değil, sürülüyordu
Bir ak ölüme suçsuzlar, öbek öbek;
Korkunç bir önseziyle tanık tepeler
Utançtan eriyip küçülüyordu.
Yatağında sütlü kahve içerken
Karıcığı kırıtarak geçerken
Paşa orasını kaşıdı derken.

Otlar daha bir diridir şu an
Koyak daha bir can kokulu.
Öte yandan süngü, candarma, namlu
Bir de o paşadan gizli buyrultu;
Bir alçaklık göz kesilmiş, namludan
Gelincik yüreklere nişan alıyordu.
At üstünde geçer başkent sırtından
Ülkeyi kurtarmış derler yağıdan
Daha bir yağı mı olurmuş ondan?

Göz bağlı, diz bağlı, dil bağlı
Sıralandı yanyana otuzüç karaltı
Ve nişancılar çöktü.
Şu ılık dağ yellerinde sabahın, mermiler
Bir kılıç komutla, yağmurca boşanıp
Koca çınarları biçti yere döktü.
Ne horoz sesi, ne ezan, ne koyun
Ala bir acılıkta tüm doğa suskun
Bitti demir ağırlığı uykusuzluğun.

Bu dağ ne kıyımlar görmüştür bu dağ
Bu yöre ne açlıklar, kavgalar, kanlar...
Ve bu su, ne canlar almıştır bu su
Ne gelinler yutmuş, ne taylar, boğalar...
Ama bu kan var ya, otuzüç damla kan
Varan şu otuzüç sıcak pınardan
Akıp ezgi ezgi artık çağlara
Onu tüm kirlerinden arıtıyordu.
Buyurdu ölenler: kin tutulmaya
Son bula bu acı, bu kan, bu kıya
Mutlulukta yaşana koyun koyuna.



¦
Bir kızılda alabora oldu gök
Gün söktü
Ve otuzüç menekşe günle boyun büktü.








Tahsin SARAÇ

Sitemkar
12-01-2008, 21:06:44 PM
Liseli Kız
Hey sen liseli kız
Kıvırma kalçalarını sözlerin gibi,
Bakma bana öğle ister gibi,
O güzelliğinle büyülemeye çalışma beni
Sen daha liseli tatlılardansın
Neye güveneceğini bilmeden çatma bana
Çal başka kapıları
Bulursun belki istediğin yâri
Bana güvenme
Kırarım o güzelim kalbini
Güzelliğine kıyarım güvenme bana
Yârini dışarıda arama
Dön de içeride bul oynaşını
Kırarım yoksa o güzelim kapılarını
Yıkılırsın dayanamaz kıyarsın canına
Güvenme bana liseli tatlı kız…

İlyas Emre Öncü

er68
13-01-2008, 02:23:47 AM
PAPATYALI ŞİİR

masada bir demet papatya
bardağından naz gibi bira içer
narin yapraklarını okşar usulca
öpüşürcesine nefesler cigarasını
içine dolar mutlululuklardan şeker
ben mutlulukları içime çekemem ki...

çekiverir papatyalardan birini
alır eline öper
sever mi, sevmez mi bilinmez
papatyadır, ne dese çingene falı
kıskançlık denizine yıkarım öfkeden bulutları
bakışlarımda hüzünden içki
ben hiç papatya olamam ki...

o yudumlarken birasını
vızıldar, bardağına düşerim
bira gibidir dudaklarının tadı
bira öpülmüş papatya kokmaz ki...



Yusuf ALTUNEL

er68
13-01-2008, 02:29:24 AM
ÇÖLDE SUSSUZ KALMIŞ

havada yeniye başlamanın kokusu
toprakta telaşla çözülen su gibi yüzün
zeytin ağaçlarından firari kara gözlerin
yüreğim çılgın atlardan hızlı
pençelerini kapatmış uslu bir kediyim
avuçlarında kavuşmaları yakaladığımdan beri
çölde sussuz kalmış deliyim

gel ey duru bakışlım
fırtınalı denizlerde limanım ol
sakin koylarında demir atayım
yeni kıtalar saklı gözlerin
bir soluk dinlenip koynunda
okyanuslar açayım

kömür karası saçlarına
devrimden güller tak
çocuksu yüzünde
taze günün ışınlarını saçarak

çöllerine direnç kervanları sürmeliyim
damla damla süzüp sabır taşından seni
dudakların vahasından aşk iksiri içmeliyim
gel ey sevgili
çölde susuz kalmış bir deliyim


Yusuf ALTUNEL

kabus_07
13-01-2008, 04:39:35 AM
GÜNEYDE BİR ORMAN

Bir buğday büyüyorsa şimdi Türkiye'de
Yeminle aşkla büyüyor.
Yeminle lavanta çiçekleri, haşhaşlar, kekikler aşkla büyüyor.
Koyunlar, keçiler, sığırlar
Mısır, pirinç, yulaf
Aşkla büyüyor dünyada.
Binlerce senedir nehirler dünyayı görmeye çıkarlar
Binlerce senedir böyle öğrendik dünyanın birçok yerinde akan
rmakları, büyüyen bitkileri.
Bazı yosunlarla bazı eğreltiotlarıyla bazı balıklarla konuştum,
Dünyayı görmeyen kalmamış. Şimdi Güneyde bir yonca büyüyorsa benim gibi
Daha iyi bir hayat için büyüyor.
Gelincikler köklerimin yanısıra onun için büyüyor.
Pamuklar daha beyaz açıyorlarsa
Sebep aynı.
Ben bütün ormanları düşünerek büyürüm,
Bütün ormanları düşünerek büyürler
Benim gibi bütün ormanlar Türkiye'de.
Öyle bir vaktine eriştik ki dünyanın
Şimdi kimse kimseden daha az sevmiyor dünyayı,
Ben İngiltere'deki ormanlardan, nehirlerden, ovalardan daha az
sevmiyorum yaşamayı,
Amerika'dakilerden daha az sevmiyorum.
Burada pamuklar, su içindeki pirinçler, tütünler daha az
sevmiyor
Şimdi sarmaşıklar, şimdi asmalar, şimdi fasulyeler birbirlerine
daha sarılarak büyüyorlar
Şimdi stepler, dağlar yalnızlıklarını sevmiyorlar.
Şimdi dünyada yalnızlığı kimse sevmiyor.
Şimdi İran'da, şimdi Mısır'da, şimdi Sudan'da ormanlar niçin
büyüdüklerini biliyorlar
Şimdi petrol damarları niçin aktıklarını biliyor
Şimdi her şey dünyada niçin yaşadığını biliyor.

İlhan Berk

kamze
13-01-2008, 13:07:02 PM
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
Sarıldılar..
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
Ayrıldılar...

N.Hikmet

YoZi
13-01-2008, 15:42:31 PM
TAHİR'LE ZÜHRE MESELESİ...

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
NAZIM HİKMET

er68
13-01-2008, 21:44:03 PM
ANAHTAR


-1-
Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Açsam göğün mavi kapılarını.
Bir samanyolundan geçip dolaşsam
Yıldızların altın yapılarını!

Dolansa boynuma ışıktan kollar,
Açsa esrarını gök perde perde:
Kayıp sesleri duysam yeniden,
Kaybolan yüzleri görsem göklerde!...


-2-
Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Toprak kilidini açsam dünyanın,
Çözsem düğüm düğüm muammasını
Ölüm denen sonsuz, büyük rüyanın!

Gelse bahçe bahçe mevsimler dile,
Ağaçlar, çiçekler konuşsa biraz:
Kimdir şu dallarda kızıl gülleri
Böyle alev alev yakan sihirbaz!

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Ne yıldızlar için, ne güller için!
Alnı eşiğinde bekleyenlere
Açılmak bilmeyen gönüller için!



Yusuf Ziya ORTAÇ

kabus_07
14-01-2008, 01:56:23 AM
Kiracıyım Bir Acıya

sen ey kendiyle yetinen;
fosforun yeri gece.
ne yapar gecesiz ateşböceği?
belki anlamsız ve delice
kumrunun inanılmaz yuvası
bir direğin tepesinde.
ama boşluktur biraz da
bir kuşu biçimleyen.
bence böyle seni bilemem.

sen ey kendiyle yetinen;
ne derlerse desinler
su eğimine gidecek.
sen şaraba banılmış ekmek;
deltasıyız bütün sözlerin
ve söz sonunda bak nasıl
senle bana gelecek.

sen yarım kalmış bir aşkın
kaçınılmaz sürgünü,
katlanan göğsündeki kayaya
sen orda şimdi bir hüznü köpürt,
ben bir çocuğa su vereyim burda.
ben ki kiracıyım bir acıya

sen imzalarsın sabah akşam
defterini bensizliğin,
bense kanla öderim
kirasını kaldığım evin.
bir takvimi tersten açardık
eğer isteseydin.

sen ey kendiyle yetinen;
artık suyumuz bulanık,
bir güneş bile olsa sonunda
yolumuz kırık, önümüz karanlık
ve ağır tuğrası alnımızda
padişah yalnızlığın
ama yine de umudumuz kalabalık

Metin Altıok

er68
15-01-2008, 01:19:59 AM
TÜRKÜ

Uyandım, dağlarda duman
Ovada sabahın tütsüsü

Deniz ürperiyor uzaktan
Koynunda güneşin gülü

Kanat kanat dağılsam
Unutmam kendi göğümü

Gelirsin bana sulardan
Yüzünde yosunların tülü

Yaşamak, seni seviyorum
Demenin başka türlüsü..


Ahmet ERHAN

YoZi
15-01-2008, 11:57:13 AM
Her ilmi gönül anladı, bildi demişim,
Cehlim ne kadar az diye mağrur imişim,
Heyhat akil gözüyle baktim, gördüm;
Geçti ömür anladım ki, hiç bilmemişim.

ÖMER HAYYAM

neslee
15-01-2008, 21:40:14 PM
Stereolog

Güneş devre arası yaptı
Devamını yarın doğacak
Yıldızlar yerini kaptı
Bir oyun oynanacak

Bu tarafa bakınca adam
Bir sokak çizdi
Başka bir sokak bunu kesti
Köşede tam onun evi

Eli boş gitmek olmaz
Kalbini aldı eline
Başka neyi var ki
sana layık değil ama
Dedi verdi eline

Bir sailgi siliverdi sokağı sonra
Artık ne kalbi vardı
Ne bir yolu dönecek geri
Baktımı bakmadımı göremedi penceresinden

YAŞAR GÜNAÇGÜN

neslee
15-01-2008, 21:44:55 PM
Benden Uzakta

Git içimden git
Gitmezsen dinmeyecek
Son sözüm bu olarak kalsın
Ağlamayacağım ölmeyeceğim hatta umursamıyacağım
Seni unutacağım demiyorum
Unuttum bile
Git içimden git
Nasıl geldiysen öylece
Git içimden git
Birdenbire

Ellerini de al
O da sol tarafımda bir yerlerde olacak
Dinlediğim şarkıları da senin için
Uyuyamadığım geceleri de
Seninle gördüklerimi
Hepsini al
Götür benden götürebildiğince
Bilmiyorum sorma bütün cevaplar zor

Git içimden dışımdan her yerimden
Ağlamayacağım ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Git içimden git artık
Bir yalan daha söyleyemeyeceğim

neslee
15-01-2008, 22:22:15 PM
Beni Tutma

Öyle çok şey var ki,
Şimdi burada anlatmak istemiyorum..
Sen de ince sorularınla
Beni incitmesen, iyi olur..

Yağmurlu ve uzun bir yolu
Düşe-kalka yürümeye çalıştık
Ve inanılmayacak kadar duygusal
Bir geçmişimiz oldu seninle..
Üstelik biz bunu, bir ömür boyu
Sürüp gider sanmıştık..

Beni tutma, böyle sahnelere gelemem.
Beni tutma, çok kötü yanılırsın.
Yıllardır öyle biriktim ve öyle gerildim ki
Şimdi topyekün boşalırım,
Toz olur dağılırsın..

Sen benim en ince telimden
Türkümü çaldın.
Sen benim en ücra duygularımı
Talan ederek beslendin.

Her şeyin merkezi sendin,
Her şey senin etrafında dönerdi.
Bar köşelerinde tükenip
Kaldırımlarda sınarken kendimi,
Gelip sana sığınırdım,
Umutlarım bir kez daha gümlerdi..

Beni tutma, şantajlara boyun eğmem.
Beni tutma, hırsımdan çatlarım.
Yıllardır öyle sabrettim ve öyle doldum ki
Şimdi yanardağlar gibi
Birdenbire patlarım..

Bir yavru serçe, hayata alışır gibi
Ağzım açık bağlandım sana.
Bir topal karınca, yuvasına yaklaşır gibi
Titredim, heyecanlandım sana.

Bu akşam, çekip gitmek adına
Bütün ömrümü ve seni sildim.
Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda,
Zavallı bir figürandım sadece.
Anlatamam..
Kumlara yazılmış sözcükler kadar
Kısacıktı ümidim.
Ve anladım ki birtakım şeyleri
Ben daha ilk dalgayla yitirdim..

Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem
Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım.
Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki
Şimdi bir saniye bile oyalarsan,
İnan ki çıldırırım...

Sen, kalbimi emanet edecek kadar
Güvendiğim, dost bildiğim..
Sen bir lokmayı bile,
Tek başıma hazmedemeyip
Birlikte yediğim..
Sen, yatalak olsan, altına yapsan bile
İğrenmeden alırım dediğim..
Bu nasıl insanlıkmış ulan,
Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl vefa?
Bu nasıl acıymış ulan,
Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa?

Beni tutma, gazabım yakar ellerini.
Beni tutma, hurdahaş olursun.
Yıllardır öyle kırıldım ve öyle küstüm ki
Şimdi bir ah ederim,
Kaskatı kesilir, taş olursun..

Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı
Ama sen körsün, ısrarla görmüyorsun.
Ben şimdi beynine çakıyorum hayatı
Ama bir türlü algılamak istemiyorsun.

Peki, benim gördüklerimi gördün
Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı sen?
Peki, devrik heykellerin önünde,
Düşsüz yanılgıları ve yüce gururlarıyla,
Yoksul fakat dürüst,
Çıplak bir sütun gibi dimdik duranların
Acısını hiç taşıdın mı sen?

Beni tutma, gömleğim kan içinde.
Beni tutma, darmaduman olursun.
Yıllardır öyle çok yedim ve öyle çok doydum ki
Şimdi bir tükürürüm
Havan bozulur, rezil olursun..

Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler
Her devirde borusu ötenler!
Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler,
Ey, sümüklü böcekler!
Ey, bölenler, bölüşenler,
Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler!
Ey, gençliğimizi harcayanlar,
Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar!
Ey, ciğeri beş para etmezler,
Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar!
Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar,
Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar!
Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsam parazitleri, bitler,
Ey kudurmuş itler!
Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler,
Ve ey, dinsiz-imansız çeteler!

Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı,
Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı!
Yıllardır öyle çok sömürdünüz
Ve öyle çok kan kusturdunuz ki;
Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!..
YUSUF HAYALOĞLU

neslee
16-01-2008, 19:34:02 PM
Acı

Yaşamak uğruna
Ölmek bu olsa gerek
Sevmek uğruna
Acı çekmek bu olsa gerek
Hayat uğruna
Savaşmak bu olsa gerek
Peki ya senin uğruna
Üzülmek niye?

yılmaz erdoğan

YoZi
16-01-2008, 21:39:07 PM
ŞİMDİ GİT


Şimdi git..
Say ki, seninle içinden sevda geçen
bir türkü söylemedik..
Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini
beraber ezberlemedik..
Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta
bir süre beraber beklemedik..
Sen git..
Ben gelemem bu yürekle..
Ya da kal..
Eylül yağmurlarını bekle..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
Sen yaşlardayken..
Onsekizimde, yirmimde..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
Sevda alevinde kendi ellerimle...

Şimdi git..
Say ki, seninle sahildeki çardakta
hiç dondurma yemedik..
Say ki, oturup konuştuğun
yaşlı ve yabancı bir adamdı..
Ve sevdadan hiç söz etmedik..
Say ki, hiç gülmedik..
Aynı şeyleri sevmedik..
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve bir gün ölürsem siyah gözlerinde öleceğim........

UĞUR ARSLAN

kabus_07
16-01-2008, 23:51:30 PM
Yol değildir yaşamak
Yolda olmaktır
İçinde ben varsam bu yolun
Bir anlamı vardır
Başkaları cehennemdir
Dikkat et !
Ve kendini yalnızca
Kendinde yok et.
Unutma !
Böyle oldunmu bulursun
Gerçek huzuru elbet...
Yol değildir yaşamak
Yolda olmaktır
Her nerdeyse geçmişin
Bir tekme savur
Ve parçala
Zamanla idrakına giydirilen
Deli gömleklerini bir çırpıda
Kasketini başına örtüp
Hiç bakma etrafına
Çek, git bu diyarlardan
Ve sakın unutma
Ancak budur yaşamak
Ölüm göğsüne bindiğinde
Dönüp bakma arkana
Bu ´korkaklık, döneklik´ tir, de, kendine
Yakılan gemiler aşkına
Geç tüm denizleri
Ve unutma !
İşte ancak
budur yaşamak.
Ya yolda olmak
Ya yolda ölmek...
Başkaları cehennemdir


Jean Paul Sartre

er68
17-01-2008, 02:18:48 AM
YEŞİL ŞİİR
Baktıkça çoğalır yıldızlar gecede
Parmaklarınla sayılmaz;
Kimi duyulur, kimi duyulmaz,
Dinledikçe çoğalır gecede,
Sesler gelir,
Ya hızlıdan, ya yavaştan.

Her şey kendi dilince konuşur;
Karanlık örtse de üstünü
Gecede devam eder renk renk
Ağacın dalında, rüzgarda;
Her şey kendi rengince konuşur.

Gözlerini kapatır beklerdi;
Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,
Beklerdi işitinceye dek
Ağacın dalında, rüzgarda;
Yeşili duydu mu uyurdu
Rüyasında...
CAN YÜCEL

er68
17-01-2008, 19:33:42 PM
ŞAİRLER BÜTÜN CİNAYETLERE TANIKTIR!

Söze başlamanın eşiğinde kuruyan düşler yeşerirken
çıban gibi büyürken hayatın dar ağacı; cinayetlerin
kabaran ölümleriyle dallanırken kayıp listesinde çizik-
çizik aşklar için yargılanmış sözcüklerle dolu kafam!..

Odama sıkılan mermiydi gece...Bilmediğim iki hece
gece: Arananlardanım! Bir suçluyu andırıyorum
şakağının ardında saklananı vurmak isteyenlerden
biriyim; kimin kaatiliyim? Bunu soruyorum size?

Son hamle bana düştü bu Rus ruletinde, ardımda kan
yangınları; hayatıma girmiş tüm yaşamların gözyaşları
yeşertmez bendeki kısır ömrün canını, can ki unutkan:
yaralı ve acı çekiyor aynaya bakarken at'ar damarı!

Şairin tanığı olmaz; şairler bütün cinayetlere tanıktır!
Sözcük: Kendi ölümlerini işleyenlerin; yaşamın ucunda
ömrü ateşleyip, ardından yürüdükleri yolların sonunda
en derin kuytuya attığı ve hayatta ele geçmez kanıttır...

-Şairin tanığı olmaz! Şairler bütün cinayetlere tanıktır!



Cenk KOYUNCU

neslee
17-01-2008, 20:02:17 PM
Yol değildir yaşamak
Yolda olmaktır
İçinde ben varsam bu yolun
Bir anlamı vardır
Başkaları cehennemdir
Dikkat et !
Ve kendini yalnızca
Kendinde yok et.
Unutma !
Böyle oldunmu bulursun
Gerçek huzuru elbet...
Yol değildir yaşamak
Yolda olmaktır
Her nerdeyse geçmişin
Bir tekme savur
Ve parçala
Zamanla idrakına giydirilen
Deli gömleklerini bir çırpıda
Kasketini başına örtüp
Hiç bakma etrafına
Çek, git bu diyarlardan
Ve sakın unutma
Ancak budur yaşamak
Ölüm göğsüne bindiğinde
Dönüp bakma arkana
Bu ´korkaklık, döneklik´ tir, de, kendine
Yakılan gemiler aşkına
Geç tüm denizleri
Ve unutma !
İşte ancak
budur yaşamak.
Ya yolda olmak
Ya yolda ölmek...
Başkaları cehennemdir


Jean Paul Sartre
okumaya doyamadım...son zamanlarda okudugum en iyi şiirlerden biri;)

neslee
17-01-2008, 23:11:50 PM
ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17:28
kimbilir, şimdi neredesin

yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış

aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?

ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22:16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın

arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk

tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..?

ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22:39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın

06.04.'05 /..izmir havası
PELİN ONAY