PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri


Sayfa : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42

braathen
03-12-2005, 08:42:06 AM
Çok sağol! Dediğini yaptım ve oldu. Ufak-ufak öğreniyorum işte ! wave

onur
03-12-2005, 08:42:59 AM
Çok sağol! Dediğini yaptım ve oldu. Ufak-ufak öğreniyorum işte ! wave
Kolay gelsin...

braathen
03-12-2005, 08:45:59 AM
http://thb.fotodak.com/34/99/5/ahmedarif1.jpg (http://depo.fotodak.com/foto/34/99/5/ahmedarif1.jpg.htm)

1927 yilinda Diyarbakir’da dogdu, 2 Haziran 1991 tarihinde Ankara’da öldü. Ortaögrenimini Diyarbakir Lisesi’nde tamamladi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cografya Fakültesi Felsefe Bölümü ögrencisi iken 1950’de Türk Ceza Yasasi’nin 141. maddesine aykiri davranmak saviyla, 1952’de gizli örgüt kurma saviyla iki kez tutuklandi, yargilandi ve 2 yil hüküm giydi. Cezaevi günleri sona erince Ankara’daki gazeteler ve dergilerde teknik islerle ugrasarak yasamini kazandi. Toplumcu gerçekçi siirimizin ustalarindandir. Yasadigi cografyanin duyarliligi ve halk kaynagindaki sesini hiç yitirmeden, lirik, epik ve koçaklama tarzini kusursuz bir kurguyla kullanarak, özgün, tutkulu, müthis ezgili çagdas siirler yazdi.


şiirleri
http://forum.gecce.org/index.php/topic,4100.0.html

αѕвяυησ
03-12-2005, 16:46:29 PM
sağolasın dostum işte paylaşım işte dostluk..işte gecce paylaşımı, teşekkürler ederim

guileam
04-12-2005, 20:01:36 PM
Bu da Yahya Kemal'den. Sembolist şairlerden gidiyoruz bugün :)

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,
Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden...
Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.

Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle
Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,
Uykumda bütün bir gece Körfez'deyim artık!

isocan
04-12-2005, 23:55:03 PM
Bence artık herkes gibisin..

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazım Hikmet

İntihara teşebbüs arkadaşlar :)

okyanusArmi
05-12-2005, 11:20:54 AM
Basit yasayacaksın. BASIT
Mesela susayınca su içecek kadar basit..
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi...
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin "seni seviyorum" gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana...
Basit, sıcak bir öpücük;
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatinin kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin hayatinin dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın hep yanında taşıdığın,atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek, ki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman,ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak: Kaf Dağı' nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
parmakların en kıymetli çatalın.
Yine, ayni parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender' in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda doğru basılmış bir fa diyezin mutluluğunu
Makyajı ilk "a"sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
"Bilmiyorum" diyebileceksin bilmediğinde;
ve çok normal olacak "bilemeyişin".
Tek dereden su getirmen yetecek, bir "istemiyorum" diyebilmeye,
Ne durduğu fark etmeyecek abanin altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak "bilgini" en hızlı "sayan"
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit...
ÇAY SİMİT VE PEYNİRLE

byhero
05-12-2005, 13:29:28 PM
SEVGİ DENİLEN DUYGU HEP DUDAKTA KALMALI
MUTLULUK DENİLEN ZEHİR DUDAKTAN KALBE AKMAMALI
HEP DUDAKTA KALMALI
DUDAKTAN KALBE AKMAMALI
HEP DUDAKTA KALMALI

ANGELLICA
05-12-2005, 23:37:54 PM
Nazım Hikmet ... müthiş bir insan ...olabildiğine gösteren sanki bir ruh aynası benim için zaman zaman...
''Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini. ''
Bu sözler bile içimi ısıtıyor...ah ah...
''Basit yaşayacaksın, basit. ''
Çok haklısın... Nazım
Ama bu dünya gerçekten çok acımasız.
Hep bir yaşam sınavı altında acaba'' bu seçenek iyi* mi diye düşündüğümüz'' ve aldığımız kararlardan zaman zaman caydığımız bir dünya...
Çok hakılsın... Nazım

Bunu bu satırlarda paylaştığın için sağol okyanusArmi...

okyanusArmi
07-12-2005, 14:14:34 PM
GÖKYÜZÜM OLSAN SENİ DAĞ GİBİ SEVSEM
HER ANINI YENİ ÇAĞ GİBİ SEVSEM
SEVENLER İÇİN BU DÜNYADA ÖLÜM YOK
ÖLSEMDE SENİ BİN YIL SAĞ GİBİ SEVSEM,,,,

BİR BAKIP GÖZLERİME HERŞEYİ ANLARSINYA
BENİMLE KEDERLENİR BENİMLE AĞLARSINYA
ŞU SONSUZ KARANLIKLAR HİÇ UMRUMDA DEĞİL
BATMAYAN GÜNEŞ GİBİ İÇİMDE SEN VARSINYA ,,,,

BİR ÖMRE DEĞER SEVDİĞİMİN BİR GECESİ
AĞZIMDA DUADIR ADININ HER GECESİ
FANİ YAŞAYIP BÖYLE ÖLÜMSÜZ SEVMEK
ALEMDE BÜTÜN SEVGİLERİN EN YÜCESİ



BİR DAMLA DEDİM , SEN BANA DERYA VERDİN
HER ANIMA RENK İ ÖMRÜME MANA VERDİN
YILLARCA O TEK MUTLULUĞUN GİRMEDİĞİ
DÜNYAMI YIKIP BİR YENİ DÜNYA VERDİN

tatyanajetaime
07-12-2005, 16:40:54 PM
Paylaşım için teşekkürler ben çok büyük bir saygı duyarım Ümit Yaşar Oğuzcan a
Bende müsade edersen çok beğendiğim başka bir şiirini eklemek isterim

Ümit Yaşar Oğuzcan - Kum

Sen kum nedir bilmezsin
Deniz Görmedin ki.
Yum gözlerini, zamanı düşün,
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru,
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki,
Uzat ellerini gökyüzüne,
Ateş bir elinde
Kül bir elindedir

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki,
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla, ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir

okyanusArmi
07-12-2005, 21:12:43 PM
tatyanajetaime çok güzel çokkkkk teşekkürler ....harika

tatyanajetaime
07-12-2005, 21:37:13 PM
tatyanajetaime çok güzel çokkkkk teşekkürler ....harika


Çok değerli bu şairin bu konu altında isterseniz elimizden geldiğince şiirlerini ekleyelim kendimizce bir antoloji oluşturalım bilenler hatırlasın bilmeyenler tanısın O nu

tatyanajetaime
07-12-2005, 22:14:54 PM
Ümit Yaşar Oğuzcan - Beni Unutma

Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma

Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma

O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma

Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma

Halâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma

Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma

Merve Karan
09-12-2005, 00:58:23 AM
OMER HAYYAM'DAN DORTLUKLER

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?


Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!


Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?


Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!


Şu serviyle süsen neden dillere destan?
Neden hep onlara benzetilir hür insan?
Birinin on dili var, boşboğazlık etmez,
Ötekinin yüz eli var el açmaz, ondan!

αѕвяυησ
09-12-2005, 01:17:31 AM
ellerine sağlık merve hanım seni burada görmek çok güzel gerçekten...

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:13:52 AM
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

18 Mayıs 1989'da İstanbul’da doğdu. 8 Kasım 1973’te Akdeniz’de seyreden Samsun gemisinde yaşamını yitirdi. Türk şiirinde "hecenin 5 şairi" diye bilinen şairlerden biri. Yenilikçi edebiyatımızın geçiş döneminde dili, tekniği ve romantik İstanbullu kişiliğiyle de olsa, Anadolu gerçeğine açıldı. Türkçenin gelişmesine büyük katkı sağladı. Milli edebiyat akımına verdiği güçle kendisinden sonra gelen kuşaktaki biçok şairi etkiledi. Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim şiirinin yanında üçüncü bir kümenin oluşmasına neden oldu. İstanbul Darülfünun'u Tıp Fakültesi'ndeki eğitimini yarım bıraktı. Kayseri, İstanbul ve Ankara’da liselerde ve öğretmen okullarında edebiyat dersleri verdi. 1946-1960 arasında Demokrat Parti'den İstanbul milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960’tan sonra bir süre Yassıada’da tutuklu kaldı. Biraz Cenap Şahabettin'den, büyük ölçüde de Yahya Kemal Beyatlı'dan etkilenerek ilk şiirlerini aruz vezniyle yazdı. Sonra hece veznine döndü. Anadolu insanının duygularını işleyerek Milli edebiyat akımının yurtçu duyarlılığını zenginleştirdi. Erkek bencilliğini yücelten aşk şiirleri de yazdı. Anayurt adlı dergiyi 8 sayı çıkardı. "Çamdeviren", "Deli Ozan" gibi takma isimlerle mizah şiirleri yazdı. Fıkra, manzum oyun, roman türünde eserleri de var.


ESERLERİ:

ŞİİR:
Şarkın Sultanları (1919)
Gönülden Gönüle (1919)
Dinle Neyden (1919)
Çoban Çeşmesi (1926)
Suda Halkalar (1928)
Bir Ömür Böyle Geçti (1933)
Elimle Seçtiklerim (1934)
Akarsu (1937)
Tatlı Sert (Mizah Şiirleri, 1938)
Akıncı Türküleri (1938)
Heyecan ve Sükûn (1959)
Zindan Duvarları (1967)
Han Duvarları (Seçme Şiirler, 1969)

OYUN:
Canavar (1925)
Özyurt (1932)
Akın (1932)
Kahraman (1933)
Yayla Kartalı (1945)

ROMAN:
Yıldız Yağmuru (1936)

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:17:09 AM
HALİT ZİYA UŞAKLIGİL


1867'de İstanbul’da doğdu. 23 Mayıs 1945’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. "Uşakizadeler" olarak tanınan İstanbullu bir aileden Hacı Halit Efendi'nin oğlu. Fatih Askeri Rüştiyesi'nde öğrenime başladı. Babasının işleri bozulunca ailesi İzmir’e taşındı. İzmir Rüştiyesi'ne girdi. Özel Fransızca dersler aldı. Avusturyalı Katolik rahiplerin yönettiği Mechitariste Okulu'na devam etti. 1884'te son sınıftan ayrılarak babasının ticarethanesinde çalışmaya başladı. İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Osmanlı Bankası'nda çalıştı. İzmir İdadisi'nde Fransızca ve edebiyat dersleri verdi. 1893'te İstanbul Reji İdaresi'nde Başkatip oldu, İstanbul’a taşındı. 2'nci Meşrutiyet'in ilanından sonra reji komiserliğine getirildi. Darülfünun'da (İstanbul Üniversitesi) Batı edebiyatı ve estetik dersleri verdi. 1909'da İttihat ve Terakki'nin önerisiyle Mabeyn Başkatibi oldu. 1911'de Meclis-i Âyan üyeliğine seçildi. Daha sonra üniversiteye döndü. Siyasi görevlerle Fransa, Almanya ve Romanya'ya gitti. İttihat ve Terakki'nin iktidardan düşmesinden sonra Reji İdaresi Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirildi. Cumhuriyet'ten sonra Yeşilköy'deki yalısına çekildi.
Edebiyat yaşamına çeviriler ve şiirle başladı. İzmir'de 1884-1885 arasında Nevruz dergisini, 1886’da Hizmet gazetesini çıkardı. 1896'da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katıldı. Servet-i Fünun dergisinde kendisine büyük ün sağlayan romanları tefrika halinde yayınlandı. 1901'de yazarlığı bıraktı. 2'nci Meşrutiyet'ten sonra tekrar yazmaya başladı ama 1923'e kadar bunları yayınlamadı. İzmir'de yazdığı ilk kısa romanlarda acıklı, duygusal bir anlatımla karşılıksız sevgiyi konu aldı. 1895'te yayınlanan "Mai ve Siyah" romanında aşk serüvenleri ikinci planda kaldı. Şairler, gazeteciler, yazarlar, yayıncılar arasında geçen olaylar çerçevesinde o dönemin basın dünyasını anlattı. 1925'te yayınlanan "Aşk-ı Memnu" ilk büyük Türk romanı kabul edilir. Sağlam bir kurgusu ve tekniği olan bu romanda, genç ve güzel bir kadının, zengin ama yaşlı kocasına sadık kalma kararına karşın, elinde olmaksızın yasak bir aşka sürüklenmesi, olayın psikolojik nedenleri üzerinde de durularak gerçekçi bir yaklaşımla anlatılır. Romanda olay, kişiler arasındaki maddi ve manevi bağlantılarla ustaca örülmüş, hareket, betimleme ve ruh çözümlemeleri ölçülü ve dengeli olarak işlenmiştir.


ESERLERİ

ROMAN:
Nemide (1889)
Bir Ölünün Defteri (1890)
Ferdi ve Şürekası (1894-1985)
Mai ve Siyah (1895-1988)
Aşk-ı Memnu (1925-1987)
Kırık Hayatlar(1924-1989)
Sefile (1886)

ÖYKÜ:
Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası (1889)
Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889)
Küçük Fıkralar (3 Cilt) (1896)
Bir Yazın Tarihi (1898-1988)
Solgun Demet (1901)
Sepette Bulunmuş (1920)
Bir Hikâye-i Sevda (1922-1987)
Hepsinden Acı (1934-1984)
Onu Beklerken (1935-1940)
Aşka Dair (1935-1986)
İhtiyar Dost (1939)
Kadın Pençesi (1039-1987)
İzmir Hikâyeleri (1950)

ANILAR:
Kırk Yıl (1936-1969)
Bir Acı Hikaye (1942)
Saray ve Ötesi (1942-1981)

DENEME:
Fransız Edebiyatının Numune ve Tarihi (1885)
Hikaye ve Temaşa (1889)
Yunan Edebiyatı (1912)
Latin Edebiyatı (1912)
Alman Tarihi Edebiyatı (1912)
Fransız Tarihi Edebiyatı (1912)
Sanata Dair (1938-1955)

OYUN:
Kabus (1959)

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:20:09 AM
HALİKARNAS BALIKÇISI(Cevat ŞAKİR)


Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı. 1890’da İstanbul’da doğdu. 13 Ekim 1973’te İzmir’de yaşamını yitirdi. Yazılarında, çok sevdiği Bodrum’un antik çağlardaki ismi olan Halikarnasos’tan esinlenerek Halikarnas Balıkçısı takma adını kullandı. Osmanlı Padişahı Abdülhamit döneminin devlet adamlarından tarihçi Şakir Paşa’nın oğlu. Çocukluğu babasının görevi nedeniyle bulundukları Atina’da geçti. İlköğrenimini Büyükada Mahalle Mektebi’nde, ortaöğrenimini Robert Kolej’de tamamladı. İngiltere’ye gitti. Oxford Üniversitesi’nde dört yıl Yakın Çağlar Tarihi okudu, üniversiteyi orada bitirdi. İstanbul’a dönünce Diken, Resimli Gazete, Resimli Ay, İnci gibi dergilerde yazılar yazdı, kapak resimleri ve süslemeler yaptı, karikatürler çizdi. Çizgi romanlar yaptı. İlk öyküleri 1920’li yılardan başlayarak yayınlandı. Cumhuriyet’in ilanından sonra asker kaçaklarıyla ilgili bir yazısı yüzünden 3 yıl kalebentliğe mahkum edildi ve Bodrum’a sürüldü. 1.5 yıl Bodrum’da kaldı. Cezasının son yarısını İstanbul’da geçirdi. Yeniden yürekten bağlandığı Bodrum’a döndü. 1947’den itibaren çocuklarının eğitimi için İzmir’e yerleşti. Ölümünden sonra da kendi eseri olan Bodrum’a gömüldü. Mezarı Bodrum’da.


ESERLERİ:

ROMAN:
Aganta Burina Burinata (1946)
Ötelerin Çocuğu (1956)
Uluç Reis (1962)
Turgut Reis (1966)
Deniz Gurbetçileri (1969)

DENEME-İNCELEME-MİTOLOJİ:
Anadolu Efsaneleri (1954)
Anadolu Tanrıları (1955)
Anadolu’nun Sesi (1971)
Hey Koca Yurt (1972)
Düşün Yazıları (1981, ölümünden sonra)

ÖYKÜ:
Ege Kıyılarından (1939)
Merhaba Akdeniz (1947)
Ege’nin Dibi (1952)
Yaşasın Deniz (1954)
Gülen Ada (1957)
Ege’den (1972)
Gençlik Denizlerinde (1973)

ANI:
Mavi Sürgün (1961)

ÇOCUK KİTAPLARI:
Denizin Çağrısı
Yol Ver Deniz

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:22:40 AM
KERİME NADİR

5 Şubat 1917'de İstanbul'da doğdu. 20 Mart 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kerime Nadir Azrak. 1935'te İstanbul Bebek Saint Joseph Sörler Okulu'nu bitirdi. Ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937'de Servet-i Fünun Uyanış ve Yarımay dergisinde yayınlandı. İlk romanı "Yeşil Işıklar" 1937'de yayınlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla 1940-1970 arasında çok okunan ve sevilen bir yazar oldu. Birçok baskısı yapılan bu romanlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.


ESERLERİ

ROMAN:
Yeşil Işıklar (1937)
Hıçkırık (1938)
Seven Ne Yapmaz (1940)
Gelinlik Kız (1943)
Uykusuz Geceler (1945)
Kahkaha (1946)
Posta Güvercini (1950)
Pervane (1955)
Esir Kuş (1957)
Sonbahar (1958)


Not* Resimini maalesef koyamadım bulan olursa lütfen ilgilensin...teşekkürler

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:29:46 AM
RUHİ SU


1912'de Van'da doğdu. 20 Eylül 1985'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Bas bariton, Türk hal müziği yorumcusu, besteci ve şair. Birinci Dünya Savaşı sırasında ailesinin bütün üyelerini kaybetti. 10 yaşına kadar yoksul bir ailenin yanında büyüdü. İlköğrenimini Adana Öksüzler Yurdu'nda yatılı olarak yaptı. Bu dönemde müzik yeteneği ve sesinin güzelliğiyle dikkat çekti. Müzik öğretmeninin desteğiyle keman dersleri aldı. Bir süre askeri liseye devam etti. Ortaöğrenimini Adana Lisesi'nde parasız yatılı olarak tamamladı. 1936'da Ankara Müzik Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Aynı Yıl Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası'nda (Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası) kemancı olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra kemanı bırakarak şan çalışmalarına yöneldi. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda yeni oluşturulan Opera Bölümü'ne kabul edilen ilk 4 öğrenci arasındaydı. 1942'de konservatuvardan mezun oldu, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde çalışmaya başladı. Birçok operada önemli roller aldı. Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmeni olarak çalıştı. Halk türküleriyle ilgilendi. Halk türkülerini kendi geliştirdiği özgün üslubuyla söyleyebilmek için saz çalıştı. 1943-1945 arasında Ankara Radyosu'nda halk türküleri söyledi. İlk konserini 1944'te Ankara Halkevi'nde verdi. Türkiye Komünist Partisi'ne yönelik operasyon sırasında tutuklandı, operadaki görevine son verildi. 5 yıl cezaevinde yattı. 20 ay Konya'nın Çumra ilçesinde polis gözetiminde kaldı. Uzun bir aradan sonra 1960'ta İstanbul'da tekrar seyirci karşısına çıktı. 1981'de Avustralya'ya giderek Türk göçmenlere konser verdi. Yurtdışında birçok konsere katıldı. Son konseri 6 Şubat 1983'te Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Haftası'nda düzenlendi. Sanat yaşamı boyunca 16 45'lik plak, 12 uzunçalar plak doldurdu. Kendi şiirlerinin yanısıra Nâzım Hikmet'ten, Türk halk ozanlarından ve diğer şairlerden çeşitli şiirleri besteledi. Şiir, yazı ve konuşmalarını 1975'te basılan "Ezgili Yürek" adlı kitabında topladı. Anısına hazırlanan "Ruhi Su'ya Saygı" kitabı da 1986'da yayınlandı.

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:31:45 AM
MURABBA

Perîşân-hâlün oldum sormadun hâl-i perîşânum
Gamundan derde düşdüm kılmadun tedbîr-i dermânum
Ne dersen rûzgarum beyle mi geçsün güzel hânum
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Esîr-i dâm-ı ışkun olalı senden vefâ görmen
Seni her handa görsem ehl-i derde âşinâ görmen
Vefâ vü âşinâlık resmini senden revâ görmen
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Değer her dem vefâsız çerh yayından bana bin oh
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü endûh u derdüm çoh
Sana kaldı mürüvvet senden özge hîç kimsem yoh
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Gözümden dem-be-dem bağrum ezüb yaşum gibi gitme
Seni terk izmezem çün ben beni sen dahi terk itme
İyen çok zâlim olma ben gibi mazlûmı incitme
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Katı gönlün neden bu zulm ile bî-dâdâ râgıbdür
Güzeller sen gibi olmaz cefâ senden ne vâcibdir
Senün tek nâzenine nâzenin işler münâsibdür
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden ahıdan seyle
Yamanlıkdur işün uşşâk ile yahşi midür beyle
Gel Allah’ı seversen bendene cevr itme lûtf eyle
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Fuzûlî şîve-i ihsânun ister bir gedâyundur
Dirildükçe seg-i kûyun ölende hâk-i pâyındur
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün rây râyındur
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

(Vezin: Mefâilün mefâilün mefâilün mefâilün)
FUZÛLÎ


BEYİT

Ger derse Fuzûlî ki �güzellerde vefâ var�
Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:36:28 AM
TERCÎ-İ BEND

(Birinci Bend)

Ben kimem bir bî-kes ü bî-çâre vü bî-hânmân
Tâli’üm aşüfte ikbâlüm nigûn bahtum yaman

Nemlü eşkümden zemîn memlû ünümden âsmân
Âh ü nâlem nâvek ü peyveste ham kaddüm kemân

Tîr-i âhum bî-hatâ te’sîr-i nâlem bî-gümân
Mutassıl gam-hâne-i sînemde yüz gam mîhmân

Handa bir gam itse benden istesünler ben zamân
Yoh bana kayd-ı belâ vü dâm-ı mihnetden emân

Çıhdı can gönlümde endûh u gam ü mihnet hemân
Ey benüm cânum sen ü gönlüm senünle şâd-mân

Sensüz olman ayru mihnetden belâdan bir zemân
El-amân hicrân belâ vü mihnetinden el-amân


(İkinci bend)

Fâriğ idüm cümle âlemden bilür âlem beni
Ayb iderdi bî-haber sanub benî-Âdem beni

Koymadı devrân-ı çerh öz hâlüme hurrem beni
Şâd iken âlemde çerh itdi esîr-i gâm beni

Işk nâ-gâh oldı peydâ dutdı müstahkem beni
Saldı yüz sevdâya ol gîsû-yi ham-der-ham beni

Şimdü Mecnûn’dan gam-ı ışk içre sanman kem beni
Yâr hod kılmaz harîm-i vaslına mahrem beni

Sen ki mahremsen sabâ billâh anub her dem beni
Söyle ey gül kim sana baht eylemez hem-dem beni

Sensüz olman ayru mihnetden belâdan bir zemân
El-amân hicran belâ vü mihnetinden el-amân

(Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün)
FUZÛLÎ

αѕвяυησ
10-12-2005, 08:38:23 AM
ATATÜRK’ÜN
BİR SAATİ VARDI

Atatürk'ün bir saati vardı
Yediveren gül gibi açardı

Atatürk'ün bir atı vardı
Etiler'den beri yaşardı

Atatürk'ün bir resmi vardı
Buğday tarlası gibi ağardı

Atatürk'ün bir saati vardı
Durmadı

Melih Cevdet Anday

αѕвяυησ
12-12-2005, 10:12:40 AM
KOŞMA

Yiğidin eyisini nerden bileyim
Yüzü güleç, kendi yaman olmalı
Kasavet serine çöktüğü zaman
Gönlünün gâmını alan olmalı

Benim sözüm yiğit olan yiğide
Yiğit olan muntazırdır öğüde
Ben yiğit isterim fırka dağında
Yiğidin başında duman olmalı

Yiğit olan yiğit kurt gibi bakar
Düşmanı görünce ayağa kalkar
Kapar mızrağını meydana çıkar
Yiğidin ardında duran olmalı

Sâfi güzel olan, şol bazı kötü
Yiğidin densizi ey’olmaz zati
Gayet durgun ister silahı atı
Yiğit el çekmeyip viran olmalı

Karac’oğlan der ki çile çekilmez
Hozan tarlalara sümbül ekilmez
Sak yabancı ile başa çıkılmaz
İçinden sıdk ile yanan olmalı


KARACAOĞLAN

jack-
16-12-2005, 01:47:26 AM
Merhaba ,
Kendi şiirlerinizi ve ya başka sevdiğiniz ve ya görmek istediğiniz şiirlerinizi buraya yazabilirsiniz...Teşekkürler...
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
AĞUSTOS ÇIKMAZI


Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun


Attila İLHAN

jack-
16-12-2005, 01:47:54 AM
SANA NE YAPTILAR


O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım

Saçların uzundu omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler sen mi kısalttın
Gülerdin içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişin birden tanıyamadım

Bir çay içer misin yoksa kahve mi
Kibritim yok demek cıgaraya başladın
Ellerin de titriyor bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar sana ne yaptılar
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişin birden tanıyamadım

Attila İLHAN

jack-
16-12-2005, 01:49:14 AM
SEVGİLİMSİN


Sevgilimsin,
Kim olduğunu düşünmeye vaktin yok,
Yapacak işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız,
Yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum,
Aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

Sevgilimsin,
Boğuk aşkım, kanayan gençliğim
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun
Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin,
Arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana
Kanayamadan yan yana


Ataol BEHRAMOĞLU

jack-
16-12-2005, 01:49:38 AM
NİCEDİR ÖZLEMİŞİM

Nicedir özlemişim
Bu rüzgarı
Hani Doğu'da eser
Bahar akşamları

Nicedir özlemişim
Bir elma ağacının
Dibine oturmayı

Nicedir özlemişim
Şoseleri,dağları

Nicedir özlemişim
Bir dosta sarılıp
Ağlamayı

Ataol BEHRAMOĞLU

jack-
16-12-2005, 01:50:06 AM
UNUTAMADIĞIM

Açardın,
Yalnızlığımda mavi ve yeşil
Açardın,
Tavşan kanı kınalı - berrak
Yenerdim acıları, kahpelikleri...
Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?
*To be or not to be* değil
*cogito ergo sum* hiç değil...
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı
Durdurulmaz çığı, sonsuz akımı.
İçmek
Gözlerinde içmek ayışığını
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?
Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil, sevdamız akardı geceye,
Sıkdıkça cellad, kemendi...
Duymak,
Gözlerinde duymak uç - ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi...
Gözlerin hani?



AHMED ARİF

jack-
16-12-2005, 01:50:29 AM
BAĞIŞLA

Ya zamanından çok erken gelirim..
Dünya'ya geldiğim gibi,
Ya zamanından çok geç,
Seni bu yaşta sevdiğim gibi....

Mutluluğa hep geç kalırım.
Hep erken giderim mutsuzluğa..
Ya herşey bitmiştir çoktan,
Ya hiçbirşey başlamamış...

Öyle bir zamanında geldim ki yaşamın,
Ölüme erken,sevgiye geç..
Yine gecikmişim bağışla sevgilim..
Sevgiye on kala,ölüme beş......



AZİZ NESİN

αѕвяυησ
16-12-2005, 08:20:52 AM
dostum ellerine sağlık...

jack-
16-12-2005, 19:48:50 PM
Teşekkürler asbruno...

jack-
16-12-2005, 20:32:07 PM
Yok Karşılığı Yüzünün

Senin sana rağmen bir yüzün var
herkesin ilk aşkına benzeyen
beklemek kadar acı, anlamak kadar zor
nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi
yok karşılığı yüzünün...

Senin sana rağmen bir yüzün var
herkesin ilk aşkına benzeyen
yakınlaştıkça imkansız uçurumlar
nedensiz hayatların o büyük acısı gibi
yok karşılığı yüzünün...


Cezmi Ersöz

jack-
16-12-2005, 20:32:50 PM
A Bülbülüm Garip Garip

A bülbülüm garip garip
Ötme beni ağlatırsın
Varıp yâdlar arasında
Yatma beni ağlatırsın

Bülbül gibi zardır işim
Akıttım çeşmimin yaşın
Hışımlanıp hilâl kaşın
Çatma beni ağlatırsın

Aşık olan neyler malı
Ağlamaktır anın kârı
Sevdiğim karşımdan bari
Gitme beni ağlatırsın

Der ki Aşık sana kuldur
Ezelden bildiğin haldir
Ya azat eyle ya öldür
Satma beni ağlatırsın


Aşık Paşa

jack-
16-12-2005, 20:33:39 PM
Acaba

Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
Kedilerden örülmüş bir semte
Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği
Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
Belki de genç bir şairden ödünç alınan.

Yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
Azıcık vakit kalmış
Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar
Gövdenin yazgıya başkaldırması mı
Ruhi Beyin
Başkaldırması mı yoksa

Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
Vaktinde anlamanın sevinci mi
Ya da biraz geç kalmanın
O gereksiz tedirginliği mi
Hangisi

Ama belli ki sonundayız her şeyin
En sonunda.


Edip Cansever

jack-
16-12-2005, 20:34:18 PM
Acep Şu Yerde Var M'ola Şöyle Garip Bencileyin

Acep şu yerde var m'ola şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin

Gezerim Rum ile Şam'ı Yukarı İller'i kamu
Çok istedim bulamadım şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler olmasın şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım şöyle garip bencileyin

Nice bu derd ile yanam ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara şöyle garip bencileyin


Yunus Emre

jack-
16-12-2005, 20:35:18 PM
Ağaç

Gün bitti. Ağaçta neş'e söndü.
Yaprak âteş oldu. Kuş da yâkut.
Yaprakla kuşun parıltısından
Havzın suyu erguvâna döndü.


Ahmet Haşim

jack-
16-12-2005, 20:35:49 PM
Bülbül

Bir gamlı hazânın seherinde,
Isrâra ne hâcet yine bülbül?
Bil, kalbimizin bahçelerinde,
Cân verdi senin söylediğin gül.

Savrulmada gül şimdi havada,
Gün doğmada bir başka ziyâda.


Ahmet Haşim

jack-
16-12-2005, 20:36:25 PM
Karanfil

Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Ruhum acısından bunu bildi.

Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer
Kızgın kokusundan kelebekler,
Gönlüm ona pervane kesildi.

katre = damla

1923

Ahmet Haşim

jack-
16-12-2005, 20:37:04 PM
Aşk

Aşk dediğin nedir ki
Tenden bedenden sıyrık
Çocukların içinde
Yaşadığı bir çığlık

Aşk dediğin nedir ki
Histen nefesten varlık
Umutsuzluk içinde
Karanlığa son ıslık


Ahmet Hamdi Tanpınar

jack-
16-12-2005, 20:37:43 PM
Ağlama

Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin yere.
Bak, tek güzelliğimiz yokluk,
Sana bir öğüt; ağlama boş yere.

Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,
Senin bir damla gözyaşına.
Ağlayana kimse boyun eğmez.
Kimse bakmaz kimsenin yaşına.

Ne kadar kötülük, pislik varsa;
Sen herşeyi tertemiz öğren.
Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;
Seni garip sanır her gören.

Ağlama sakın çocuk, ağlama!
Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.
Sevgini hep söyle, sakın saklama.
Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.


Ahmet Hamdi Tanpınar

jack-
16-12-2005, 20:38:22 PM
Yağmur

Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerde?

Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka alemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.


Ahmet Hamdi Tanpınar

jack-
16-12-2005, 20:39:18 PM
Ağız Tadı

Ne kadar geçti aradan?
Bilemiyorum.
Özlemin çığ gibi büyüyor
Dayanma gücünü bulamıyorum.

Yalnızca avunuyorum.
Ellerini tutamasam da
Bakışların hep gözlerimde duruyor
Ağız tadım bozuk dedimse de
İnanma
Dudaklarının tadını unutamıyorum.

Göğüslerini avuçlamak
bazı bir bir emmek istiyorum
Buz kesildiğim oluyor bazen
sana sarılıp uyuyorum.

Tüm bunlar yetmiyor ama
Seni ara sıra gözlüyorum da
Nasıl bir duygu anlamıyorum
Kahroluyorum.

Sana müthiş kızdığım da oluyor bazen
İliklerim sızlıyor seni anımsadığımda
Diri, dip diri oluyorum
Allah belanı ver(me)sin
Seni özlüyorum seni istiyorum.


Ahmet Kutsi Tecer

jack-
16-12-2005, 20:39:48 PM
Besbelli

Besbelli ölümüm sabahleyindir
İlk ışık korkuyla girerken camdan,
Uzan, baş ucumda perdeyi indir,
Mum olduğu gibi kalsın akşamdan.
Sonra koş terlikle haber vermeye,
"Kiracım bu sabah can verdi" diye,
Üç beş kişi duysun ve belediye
Beni kaldırmaya gelsin, odamdan.
Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut,
Sen de eller gibi adımı unut,
Kapımı birkaç gün için açık tut,
Eşyam bakakalsın diye arkamdan


Ahmet Kutsi Tecer

jack-
16-12-2005, 20:40:46 PM
Ağrı

Bir âbide istersen eğer, Ağrı'ya git!
Yükseklerden gelen büyük çağrıya git!
Çıkmışken yolcu, Ağrı'nın zirvesine,
Dönmek ne demek? Kanatlanıp Tanrı'ya git!

Kaynak: Şiirler, Devlet Kitapları
Arif Nihat Asya

jack-
16-12-2005, 20:42:01 PM
Adimla Nasil Berabersem

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
bir dakika bile çikmiyorsun aklimdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlikta bir işik gibi aydinlik gülüşün

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
uzak uzak yildizlarla çevrilmiş kainatin
karanlik boşluklarinda akip giderken zaman

adimla nasil berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluga inanmiş olmanin gururuyla rahat
koltugumuzun altinda birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
ayni şartlar altinda kismet olmiyan
gerçekleri görmenin aydinligi alinlarimizda

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
sen bana kalbim kadar elim kadar yakinsin

Kaynak: Duvar - 1948
Attilâ İlhan

jack-
16-12-2005, 20:42:27 PM
Bakarsak

Zarif bir hüzündür bembeyaz dolaşan kuğuya bakarsak
Mücevher titreşimleriyle mütereddit bir akşam suya bakarsak
Fazlasıyla ısındı deniz kaynadı kaynayacak
Dipten bir deprem yaklaşıyor suyun üzerindeki buğuya bakarsak
Ne kadar yoksul ve çıplak görünürse görünsün ağaçlar
O kadar yakındır ilkbahar özsuyu yürümüş dallara uğultuyla bakarsak


Attilâ İlhan

jack-
16-12-2005, 20:43:13 PM
Ağlar Veysel Çıkmaz Sesi

Ah çektikçe erir gider
Yüreğimin yağı benim
Seni görsem durur gider
Dillerimin bağı benim

Gam leskesi saf saf oldu
Hep sözlerim boş laf oldu
Senin yolunda mahv oldu
Gençliğimin çağı benim

Ah belimi büken oldu
Gurbet bana diken oldu
Altı aydır mekan oldu
Dibi kırkkız dağı benim

Sensin derdine düştüğüm
Hayal oldu konuştuğum
Her gün yediğim içtiğim
İçerimde ağu benim

Ağlar VEYSEL çıkmaz sesi
Gine coştu gam deryası
Garip gönlümün yaylası
Güzel hüsnün bağı benim


Aşık Veysel Şatıroğlu

jack-
16-12-2005, 20:43:36 PM
Ağlayı Ağlayı Vardım Pınara

Ağlayı ağlayı vardım pınara
Kirli yağlığımı yuvermediler
Herkes destisini doldurdu çıktı
Bana da bi damla su vermediler

Elimde bir kadeh vardım kurnaya
Hücum eylediler bana vurmaya
Elimdeki kadehimi kırmaya
Tuttular bir kaçı koyvermediler

Al bu kadehini kaldır dediler
Gözünün yaşıyle doldur dediler
Bir fincan su verdik bildir dediler
Sanki ya verdiler ya vermediler

Çalıştım kadehim dolduramadım
Kimseye halimi bildiremedim
Gönlümün arzusunu aldıramadım
Dileğim hekime deyvermediler

Veysel bu sitemler canımı yaktı
Güzellerde eda yoktur naz kalktı
Herkes üç beşini aldı bıraktı
Beni de bir kere evermediler

Kaynak: Dostlar beni hatirlasin
Aşık Veysel Şatıroğlu