PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 [26] 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42

katedralin
23-12-2006, 14:33:19 PM
Orhan Veli Kanık

öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi, hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

babanouma
24-12-2006, 21:46:54 PM
gerçekten bu şiirir bir yerde duymuş ve bayılmıştım burda paylaştığın için teşekkürlerr

filiz
25-12-2006, 18:54:47 PM
daha önce okumuştum tekrar bu güzel duyguları yaşattığın için teşekürler..

mobolla
25-12-2006, 19:14:01 PM
bu şiiri hiç duymamıştım daha önce........
bu dizeler bana orhan veli kanık ın ''bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın''
dizelerini hatırlattı.......
bu yazdığın şiirin şarini merak ettim doğrusu...

kabus_07
29-12-2006, 01:02:55 AM
bilmiyorum verildimi verilmedimi ama ben görmedim..
sadece referee arkadaşımın yazısından çok etkilendiğim için veriyorum...



BU bir mektup.Kuş, güvercin kanadına yazıldı.Kimin vicdanına konarsa o okusun diye.Ölüm üzerine...

Mayın üzerine...

Kürt meselesi... Türk meselesi üzerine.

Güzel kelimeler... Ve çirkin kelimeler üzerine.

Ölüme doğru yapılan bu korkusuz koşudan korkuyorum. Mayınlarla parçalanan kardeş cesetleri odamda, yanıbaşımda duruyorlar.

Yazdığım her kelimeye daha bir dikkatle bakıyorlar.

Onlar dün parçalandılar.

Yazıklar olsun diye başlıyor aklıma gelen her cümle şimdi.

Yazıklar oluyor zira, insanın biriktirdiği en güzel şeylere.

Yazıklar oluyor, bir çocuğun Kürtçe, Türkçe veya her ne hal ve her ne dilde ise gülümsemesine...

HER SİLAH ÖLDÜRÜR AMA MAYINDAN KAHPESİ YOKTUR

Sevgiliye hediye almaya, pazar alışverişine çıkmaya, bir bebek sahibi olmaya, sigarayı bırakmaya, piknik yapmaya, bir insanı her şeyden çok sevmeye.... Yazıklar oluyor...

Yazıklar oluyor hayatın bizzat kendisine.

Yapmayın!

Mayınlar döşemeyin geleceğinizin güzergáhına.

Bu kalleşin ne zaman patlayacağı belli olmaz.

Bazen yıllar sonra, bir küçük kız çocuğu çiçek toplarken denk gelir, bazen yirmi yaşındayken ve daha önce hiç görmediğin bir yerde, daha önce hiç tanımadığın insanların arasında hem anayasal hem siyasal hem mukaddes bir yolculuk sırasında....

İnsanoğlu her melaneti icat etti; ama mayından kahpesi yoktur.

Her silah öldürebilir, her zaman öldürme potansiyeli taşır; ama mayın MUTLAKA ÖLDÜRÜR.

Mayın ıskalamaz! O birini mutlaka öldürür!

Uğursuz bir pusuya yatar ve patlayana kadar, bir can üstüne basana kadar bekler.

İnsanın icat ettiği EN ÇİRKİN şey silahtır.

Ve silahların EN ÇİRKİNİ MAYINDIR!

Sebebini unuttum kavganın ve umurumda da değil siyasi tartışmalar. Bir tek şey için dua ediyorum her gece, her gündüz: Kimse genç ölmesin dağlarımızda.

EN GÜZEL KELİME ’BARIŞ’ ARTIK SOYTARI KELİME

Silahlar susmadan sebebi konuşmaya imkán da yok lüzum da.

Aklın sesi, akılsızlık susmadıkça duyulmuyor.

Ve o zaman akla sadece DURUN demek geliyor.

Hemen şimdi DURUN!

Hiçbir haber geçmiyor ajanslar artık, ölümsüz.

İçinde acı olmayan gecemiz yok..

Ne oldu diyorum yine, kim hangi korkunun, hangi uğursuz hesabın peşinde diye...

Barış artık soytarı bir kelime...

Her ağızda var; ama hiçbir yerde yok.

Nerede bu barış?

O, insanın icat ettiği EN GÜZEL kelime.

Ama kelimelerle ne isterseniz onu yaparsınız.

Barış dersiniz; ama savaş manasınadır. Hatta bütün savaşlar barış için yapılır. Ve herkes adil bir barış için savaşır. Ve akıl der ki, aslında savaşmıyorsanız barışmaya başlamışsınız demektir.

Bir barış için yapılması gereken ilk ve belki de tek şey savaşmamaktır.

Silahlar patlamaya başlamışsa orada insanın bulduğu güzel kelimeler orayı terk eder.

SEVDADAN GAYRISINA AĞIDIMIZ OLMASIN

Kelimeler de ölür bazen... Ve kelime cesetleriyle yaşanmaya başlar hayat.

O kelimelerin, o cesetlerin... Nece olduğu, yani bu ölülerin ölürken son nefeslerinde hangi dilde konuştukları artık akılsızlığın gölgesinde soğuyan HAYATIN, YAŞAMANIN ta kendisidir.

Ölen yirmisindedir.

Artık, ardından söylenen ağıtlar kalır.

Ve Anadolu’da ağıt sıkıntısı yoktur.

Kürtçe’de de, Türkçe’de de binlerce ağıt vardır.

Hatta aynı ağıtın hem Kürtçe’si hem Türkçe’si vardır.

Yürek yakmak iyi bir işse, ikisi de eşit derecede yürek yakmaktadır.

Ama yüreğimizde artık dağlanacak yer kalmamıştır.

Sevdadan gayrısına ağıdımız olmasın artık.

Şimdi hepinizin huzurunda yalvarmak istiyorum.

Gördüm anladım, yapacak hiçbir şey kalmadıysa yalvarıyorum işte.

Kendimi küçük düşürmek istiyorum.

Taviz vermek istiyorum.

Kimin elinde bu kanı durduracak bir güç varsa, ister şeytana tapsın ister puta, ister bir tek Allah’a...

DİZLERİMİN ÜSTÜNE ÇÖKTÜM YALVARIYORUM

Kimin dudaklarının ucundaysa bunca gencecik hayat, ben ona yalvarmak istiyorum.

Ne olur? Bu işi durdur.

Ben siyaset miyasetten bahsetmiyorum. Dizlerimin üstüne çöktüm, "Bu genç ölümleri durdur" diyorum.

Kimse ateş etmesin kimseye.

Hiçbir gerekçeyle.

Hatta kendini savunmak için bile...

Çünkü savunmaya başlayana kadar masumsun ve masum güzel bir kelime, masum kal...

Kim hangi mayının yerini biliyorsa yalvarırım söylesin.

Bir káğıda yazsın, bir şişeye koysun, suya salsın söylesin.

Kim hangi mayının yerini biliyorsa, kimin gücü yetiyorsa olası ölümlere engel olmaya, ona yalvarıyorum işte.

İster şeytana tapsın ister puta, ister oralı olsun ister bizim buralı. Gücü yetiyorsa eğer durdursun bu işi.

Ben, bir yurttaş, bir insan olarak kendimi küçük düşürüyorum.

İşte açık açık yalvarıyorum, durdursun durdurmaya gücü yeten.

Süresiz ve sonsuza kadar.

Yalvarıyorum.

Dizlerimin üstüne de çöktüm ve ağlıyorum işte.

YAZGI BİRİNİ KIŞLAYA BİRİNİ DAĞLARA GÖTÜRMÜŞ

Sonra sabahlara kadar tartışalım.

Ama şimdi durdur. Yalvarırım.

Gençler, çocuklar ölüyor, hepsi kardeş, hepsinde aynı muska, aynı yazgı, aynı televizyon, aynı futbol, aynı hayat...

Hepsinin gerisinde dualara bürünmüş paramparça bir sevdalı.

Hepsi genç, hepsi güzel... Hepsi Türk, Hepsi Kürt... Gençler... Yazgının biri kışlaya, diğeri dağlara götürmüş...

Kürtçe’de "cehel" derler.

Kulağa cahil gibi gelir; ama "henüz bilmez" manasındadır, henüz yolun başında manasında...

Yalvarırım ne olacak...

Benden ne eksiltecekse bu yakarış eksiltsin, maksat hayat çoğalsın bu dünya cennetinde.

Bir yangında hep güzel kelimeler yanarken, çirkinleri hayatta kalır...

Kınamak, sövmek, hangi haklı gerekçeyle olursa olsun yangına körükle gitmek.

Ben kimseyi kınamıyorum, ben kimseye sövmüyorum, ben bu işin tamamını SEVMİYORUM.

Kurtulalım istiyorum bu vebadan.

Kimseyi haklı bulmuyorum, kimseyi haksız bulmuyorum.

Küstüm.

’MIRIN’ DENİR KÜRTÇE’DE ’ÖLÜM’DÜR TÜRKÇE’DE

Konuşmuyorum bu konuyu...

Silahlar susana kadar "SİLAHLAR SUSSUN"dan başka konu konuşmak istemiyorum... İstemiyoruz.

Ölmenin, öldürmenin hiçbir türünü, çeşidini sevmiyorum.

Ben genç bir hayat kurtulsun istiyorum her tür kavgadan.

Hatta kavgayı öven şiirlerden bile uzak dursun istiyorum.

Her çocuk çirkin kelimelerden uzakta yaşasın istiyorum.

Eğer o kelime çirkinse, çirkinin hizmetindeyse, Kürtçe söylemişin, Türkçe söylemişin çıfayda...

Hiçbir dil çirkin bir kelimeyi güzelleştiremez.

Ölüm her dilde çirkin bir kelimedir.

"Mırın" denir Kürtçe’de.

Anadolu’da konuşulan bütün dillerde karşılığı vardır.

Bunların içinde resmi olan "ölüm"dür. Türkçe’dir.

Ve ölüm kelimesi, resmi ya da gayri resmi her dilde eşit derecede çirkindir.

"Yaşam"a gelince....

Kelimelerin en şahanelerinden.

İçi açık açık ve kelimenin her manasıyla "hayat" doludur...

Ve hayat, varlığından emin olduğumuz tek şeydir...

DİL, BİR OLUŞLAR ZİNCİRİNİN SONUCUDUR

Kürtçe’de "jiyan" denir.

Yaşam, her dildeki en güzel kelimedir.

Belki bir tek rakibi vardır, o da "aşk"tır elbette.

Aşk...

Kürtçe’de "evin" denir.

Bu kelimelerin içinde resmi olan "aşk"tır; ama aşk kelimesi her dilde eşit derecede güzeldir.

Anadolu’da en az iki kişinin birbiriyle konuşup anlaştığı bir dil varsa ben onu bile öğrenmek istiyorum.

Sadece iki kişi bir dil icat etsin, ben çok merak ederim onu.

Çünkü bu iş öyle kolay değildir.

Dil yani lenguiç, çok geniş ve karmaşık bir sesler organizasyonudur.

Ve bir dilin oluşması, hiç kimsenin tasarlamasına imkán bulunmayan ve yüzyıllar boyu süren bir olaylar, oluşlar zincirinin sonucudur.

Bazı insanlar başka seslerle, bazıları başka seslerle anlaşırlar...

O sesler onların bünyelerinden, yani hayatlarının, kuşaklar boyu yaşamışlıklarının içinden süzülerek akar.

Sonuç her zaman mükemmeldir.

Çünkü bir dilin yapımında milyon, milyar insanın katkısı vardır ve bu katkı o insanlar yaşadıkça devam eder.

’ACI’NIN YANINA ’ŞİFA’ ’İNTİKAM’A ’BAĞIŞLAMA’

İşte bu yüzden bütün diller, insanoğlunun en büyük, en mucizevi eserleridirler.

Ve dil akışkan bir şey, düpedüz bir nehirdir.

Bünyesine uyan her su içine akar.

Her dilde başka dilden göçmen kelimeler vardır.

Onlar o dilin yurttaşı olurlar sonra.

Buna bazısı yozlaşma der; ama "yozlaşma" zaten çirkin bir kelimedir.

Güzel dil ya da çirkin dil diye bir şey yoktur.

Hepsi şaşılası bir kolektif çabanın ürünü, birer insan harikasıdır.

Güzel kelimeler vardır, çirkin kelimeler vardır.

Ve bunlar bütün dillere eşit sayıda yayılmıştır.

Her çirkin kelimenin yanına bir tane iyisini eş edeceğiz.

"Acı"nın yanına "şifa", "zor"un yanına "çaba", "intikam"ın yanına "bağışlama"....

"Ölüm"ün yanına "hayat"!

Sivil olan, sivil hakların geliştirilmesini isteyen bir yurttaş, silaha hiçbir zaman elini sürmemelidir.

Haklılığını sivilliğinden alan kişi sivillikten vazgeçerse haklı olmaktan da vazgeçer...

RESMİ OLANI TÜRKÇE’DİR AMA HEPSİ ÖZGÜRDÜR

Artık sivil de değildir haklı da.

Bir dilde manası çirkin olan, yani çirkin bir şeye isim veya duruma sıfat olan kelime sayısı artmışsa işte o zaman o dil, evet "yozlaşıyor" demektir.

Dil yani lenguiç, iyi kullanılmazsa tehlikeli olur.

Çünkü dil, her türlü kullanıma müsait mükemmel bir ses organizasyonudur.

İnsanları başkalaştırır.

Ama "başka"dan korkmaya gerek yoktur.

"Başka" güzel bir kelimedir.

Çünkü aslında aynı dili konuşan, konuşmayan herkes "BAŞKA"dır.

Ve başka, başkalık güzeldir.

Başkasının başkalığıyla birleşiriz ve bu birleşme bazen AŞK diye patlar.

Ve aşk nerede olursa olsun kendisi dışındaki her şeyi önemsizleştirir.

Biz kendi bahçemizdeki dillerin hepsini bilek, öğrenek, bir de üstüne İngilizce, Fransızca filan çakıp dünyanın karşısına çıkak.

Diyek ki bizim bahçede insanoğlunun şu kadar senede imal ve muhafaza ettiği diller, hazineler var!

Süryanice var, Keldanice var, daha araştırsak bulacaklarımız var...

Bunların içinde resmi olanı Türkçe’dir.

Ama hepsi Türkçe kadar özgürdür diyelim.

KÜRTÇE’Yİ CENDEREDEN TÜRKÇE KURTARACAKTIR

(Hem belki diğer dişlerini de yaptırmasına yardım edebiliriz şu tek dişli, tek taşlı medeniyetin.... "BİZ"i düzeltirsek herkesi düzeltiriz.)

Hepimizin eşit derecede duyacağı bir gururla dünyaya diyelim ki:

Bizzat Türkçe’nin kendisi diğer dillerimizin güvencesidir.

Çünkü onları özgürleştiren şeyler Türkçe yazılacaktır.

Türkçe bizim ortak dilimizdir ve ortak kimliğimizi oluşturur.

Ve Türkçe, güzel kelimeleriyle her şeyi iyileştirebilir.

Kürtçe’yi bu cendereden çıkarabilir.

Alır bu Mezopotamyalı kardeşini, önce yaralarını iyileştirir.

Onu özgürleştirir...

Kürtçe’yi, korku salan, öfke çağrıştıran bir meselenin parçası olmaktan, bu hiç hak etmediği yankısından Türkçe kurtaracaktır.

Çünkü DİL güncel bir mesele değildir.

Güncel bir kavganın konusu olması, hiç hak etmediğimiz bir trajedidir.

Ve kavga da (ki Kürtçe şer denir), trajedi de (ki ona Kürtçe’de de trajedi denir) çirkin kelimelerdir.

Elbette bütün kelimelerle ilgili kullandığım "güzel" ve "çirkin" kelimeleri tırnak içindedir.

Bazı tırnak kalın, bazısı incedir; ama hepsi tırnak içindedir.

Çünkü asıl güzel olması gereken, kelimelere yön veren mekanizmadır ve bildiğim kadarıyla ona da akıl denir.

TAKATİMİN SONUNDAYIM ELİMDE SADE KELİMELER

Akıl dilin patronudur ve hiçbir zaman ve hiçbir koşulda yetkilerini akılsızlığa, öfkeye devretmemelidir.

Bu bir mektup.

Kanamalı bir güvercinin kanadına yazıldı.

Hangi yüreğe konarsa o okusun ve bu ölümcül gidişi durdurmak için yapabileceği bir şey varsa hemen şimdi yapsın diye yazıldı.

Ölüm üzerine...

Mayın üzerine yazıldı.

Kürtçe meselesi, Türkçe meselesi üzerine bir yakarış bu.

Ben... Yani kalemden başka silah, vicdanından başka pusula tanımayan, bilmeyen ben...

Ne elimde dünyayı kurtaracak bir bilgi var, ne düşleri aydınlatacak bir lamba...

Elimde sade kelimeler...

Dizlerimin üstüne çöktüm, ağlıyorum.

Takatimin sonundayım ve durun diyebiliyorum sadece.

Yalvarırım... Durun!

Durdurun!

Yılmaz ERDOĞAN

kabus_07
10-01-2007, 03:47:47 AM
Bugün Cemal Süreya'nın 17. ölüm yıldönümüydü ve Cadde Bostan Kültür Merkezinde bir anma töreni yapıldı...
Benimde çok severek okuduğum şairlerden bitanesidir...

ÖLMÜŞTÜK

büyük bir ihtimalle ölmüştük
şehir kan kıyametti arkamızda
gökyünüzü katlamış bir kenara koymuştuk
yıldızlar kaldırımlara dökülmüştü bütün
Hamza bütün parmaklarını ortaya dökmüştü
cebinde biriktirdiği parmaklarını
Hamza son şarkıyı kırka bölmüştü
doğrusu iyi idare etmiştik
doğrusu iyi halletmiştik dünyada
yaşayanlar seven sevene
biz öldüğümüzle kalmıştık...

C.Süreya...

Bu şiir çok beğendiğim bir şiiridir, paylaşmak istedim....


Sevişmelerin bile hüzünlüdür senin
Biliyorum
Tuttuğun sigaradan
Yazdığın şiirlerden
Ölmelerinden belli…

Biz yaşıyoruz ama
sevmek ne kelime
gitmeseydin görürdün
dayanamazdın...

delal
10-01-2007, 17:34:01 PM
artık şiir okumak istemiyorum şiir yazmak istiyorum

gel gör gönlümün dağınıklığını ,gel perişan hallerimi,gel gör bak bana neler etti aşkın bir de öyle git
ah ne yaptım
wah ne yaptım....

mobolla
11-01-2007, 02:42:45 AM
ölüyorum tanrım
bu da oldu işte.
her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.
ama, ayrıca,aldığın şu hayat
fena değildir...
üstü kalsın...

büyük şair Cemal Süreya nın son şiirine ait yukarıdaki dizeler....
ruhu şad olsun,umarım o ve onun gibi şairlerin eserleri bizlere ışık tutmaya devam eder.........

filiz
11-01-2007, 19:42:08 PM
çok teşekürler uğurcum cemal süreya benim de çok sevdiğim şairlerdendir saygı ile andık kendisini

kabus_07
12-01-2007, 22:09:31 PM
ben bu konuyu paylaşımdan ziyade hatırlatma amacıyla açmıştım...
Benim için USTAlar çok önemlidir çünkü...
Cemal Süreya yı görüpte okuyan herkese teşekkürler..

The_DeRyA
15-01-2007, 17:30:32 PM
Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden

aziz nesin

kabus_07
16-01-2007, 01:38:17 AM
güsel anlatmaşsın güsel işlemişsin ve daha güsel olacaktır...
saolasın

filiz
16-01-2007, 20:53:05 PM
aziz nesin çok sevdiğim şiirlerinden biri canım teşekürler okumayalı uzun zaman olmuştu çok sağol..

sbmit
20-01-2007, 18:13:59 PM
Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akşam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır

Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar

1972


Ataol Behramoğlu

korayreal
20-01-2007, 21:44:30 PM
behramoğlu bu şiriri yazarken yaşadığı o yoğunluğunu kemiklerime kadar hisseettiim

manik
21-01-2007, 03:09:19 AM
sana masal anlatmamı ister misin nazlıcan?
nedenleri gizli gizli sayfalara saklayıp,
pembe sayfaları karartmaya başlasam...

evvel zaman içinde,kalbur saman içinde...
aşka aşık bir ayrılık varmış....
ve yare aşık bir maşuk...
maşuk aşka esir düşmüş,
yar ayrılık okuyla maşukunu vurmuş...
aşık ve maşuk mutluluktan ölmüş....

bu masala inanırmısın nazlıcan?

manik
21-01-2007, 03:11:49 AM
Ölümüne sarılmak gözlerine

Ölümüne sarılmak gözlerine,
Sahiplenmek her şeyini her şeyinle,
Benim olduğunu bilmek gizlice,
Bana yazıldığını bilmek sadece…

Ölümüne sarılmak gözlerine,
Yüreğinin ateşini duymak yüreğimde
Gülüşünün ahengini bulmak gülüşümde,
Bana güldüğünü bilmek sadece…

Ölümüne sarılmak gözlerine…
Sevgin sığmasa da sınırsız bedenime,
Gidişin don vursa da ömür gülüme,
Bana döndüğünü bilmek sadece….




Fatma Sancak

Kibartavas
21-01-2007, 15:26:11 PM
teşekkürler sevgili manik

sevgiler

kibar

buket46
21-01-2007, 20:01:45 PM
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır

Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar

bende akşam üstü ölmeliyim herkes bilmeli tüm sevdiklerim yanımda olmalı yüreğine sağlık*-)

desperadonur
21-01-2007, 20:13:04 PM
edip akbayram seslendirmişti dmi bunu ... yanlış hatırlamıyorum :s

buket46
21-01-2007, 20:33:43 PM
keşke herşey masallardaki gibi güsel olsa ve hep mutlu bitse :s

kapkaranlık
21-01-2007, 20:55:22 PM
DALGALAR KUMSALLARDA MUTLULUK MASALLARDA...
ERİDİ BİTTİ ÖMRÜM BU SENSİZ MASALARDA....

HERŞEY GERÇEKTENDE MASALLARDA....

paylaşımın için teşekkürler

manik
21-01-2007, 22:32:56 PM
BEĞENDİĞİNİZE SEVİNDİM teşekkürler...

filiz
21-01-2007, 22:39:44 PM
eline sağlık manik ikiside harika...

Ölümüne sarılmak gözlerine,
Sahiplenmek her şeyini her şeyinle,
Benim olduğunu bilmek gizlice,
Bana yazıldığını bilmek sadece…

hele bu satırlar bayıldım....herşey masallarda deil..herşey bizim yüreğimizde güzel yada çirkin...

kabus_07
22-01-2007, 01:41:44 AM
tanımıyorum ama güzel şiirler...
paylaşımın için teşekkürler..

kabus_07
22-01-2007, 01:53:00 AM
Ataol BEHRAMOĞLU nun harika şiirlerinden bitanesi...
paylaşım için teşekkürler

hydut07
22-01-2007, 23:40:07 PM
gercekten etkileyici bi siir edip akbayram da cok guzel yorumlamisti tesekkurler dostum ;)

maytap_may
23-01-2007, 01:44:27 AM
geçen imza gününde bu şiirini canlı dinleme şerefine nail olmuştum...Üstadın harika şiirlerinden birisidir....

Şiirleri yine bu şekilde açmaya devam edelim.....Sonra gerekli taşıma işlemini ben yaparım zaten

buket46
24-01-2007, 21:42:52 PM
Artık heyecanlandırmıyor beni
garlar, peronlar, benzin istasyonları,
uykulu mola yerleri, yabancılıklar,
bilmediğin dağ rüzgarlarıyla ürpererek uyanmak
bir gece vakti, dalgın bakışmalar
sonra uykusuz sabahlarda indiğin sahil kasabası
daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan kalma dalgalar

bir yerlerde beklediğini sandığımız büyük rüyalar
galiba artık heyecanlandırmıyor kimseyi
nicedir eksildi içimizden o çekip gitme duygusu
eski neşesine bir türlü kavuşamayan kalbim
saçıp savurdu buraya gelene kadar
içindeki şarkıları
şimdi gündelik hayatın sade gürültüsü, kuru düzeni kuşatırken
sessizliğimi
ardına saklandığım kelimeler
kadar bir hayat
ölmeden önce okunacak, yazılacak birkaç kitap.

MURATHAN MUNGAN

filiz
24-01-2007, 21:47:01 PM
Artık heyecanlandırmıyor beni
garlar, peronlar, benzin istasyonları,
uykulu mola yerleri, yabancılıklar,
bilmediğin dağ rüzgarlarıyla ürpererek uyanmak
bir gece vakti, dalgın bakışmalar
sonra uykusuz sabahlarda indiğin sahil kasabası
daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan kalma dalgalar

ben hala bunları yaşarken çoooook heycanlanıyorum..teşekürler arkadaşım harikaydı..;)

buket46
24-01-2007, 21:48:14 PM
ben senin için buldum bu şiiri zaten :D kısım ne sandın çalışıoz burda herhal :D:D:D*-)

filiz
24-01-2007, 21:50:05 PM
ben senin için buldum bu şiiri zaten :D kısım ne sandın çalışıoz burda herhal :D:D:D*-)

sen harikasın yaaa:D

buket46
24-01-2007, 21:52:07 PM
çaktırma öleyim :D:D:D

KurabiyeCanavari
24-01-2007, 22:25:20 PM
buket bende siir istiorumm .. :p

buket46
24-01-2007, 22:29:52 PM
hımss o zaman bu şiir sanada gelsin :D

sanaemanet
24-01-2007, 22:40:20 PM
mungan şiirleri vazgecılmez olmak uzereler tşk

sanaemanet
24-01-2007, 22:51:27 PM
(umarım bu bölüme uygun bir konudur ben burayı cok sevdım ve sunay akını paylaşmak ıstedım)
REÇEL

Gülemedim ki hiç
hasta yatağının başucunda
haberi bu yüzden
yoktur annemin
sol yanağımdaki
gamzeden

Komodinin üstündeki
ilaçların sayısı arttıkça
kutularından yaptığım
gökdelenin uzamasına
sevinirdim

Ve bilmezdim
annemin yaşantısındaki
renkliliğin yalnızca
raflarda dizili
kavanozların içindeki
reçeller olduğunu.

maytap_may
25-01-2007, 02:47:51 AM
sunay akın bunu bir programda seslendirmişti de....Hayatın renkleri meyveler ve onun tadları gibidir diye sonuçlandırmıştı konuşmasınıda..eklediğin için sağol dostum

şaklaban
25-01-2007, 02:49:50 AM
çok güzel şiir.paylaşım için teşekkür ederim.

netgammon
25-01-2007, 10:23:58 AM
şairin kendinde kaybettiği tüm duyguları bulması dileklerimle..hoştu...sağol paylaşımın için...çoğu zaman bizde böyle kendimizi bilinen yada bilinmeyenlerde kaybetmiyormuyuz....

netgammon
25-01-2007, 11:03:29 AM
hoş bir şiir...annemi bir kez daha sevdirdi....paylaştığın için sağol dostum...

buket46
25-01-2007, 17:58:31 PM
insan hayatının bazı dönemlerinde kendini kaybediyor elden ne gelir bilmiyorum ama hayata sarılmak lazım :s ^o)

zazaozan
25-01-2007, 21:19:52 PM
annelerin kıymetini bilmek lazım

zazaozan
25-01-2007, 21:26:05 PM
hocam seslisini yapabilecek olanınız varmı bu işin

kabus_07
25-01-2007, 23:01:19 PM
sesli şiirleri bi tek KibarTavasav yapıyo, hatta kilp..

kabus_07
25-01-2007, 23:08:02 PM
Murathan Mungan son dönemin en önemli şairlerinden, bende çok severim onun şiirlerini, yakın buluyorum belkide kendime...
paylaşımın için teşekkürler...

Nottingham
26-01-2007, 00:09:22 AM
Gözlerin, yağmur gözlerin... Katil, dikenli tel, karabasan gözlerin... Ürkek, ağlamaklı ve kaçak gözlerin... Bana yasak gözlerin... Büyülü, korkunç giz dolu gözlerin... Buğulu gözlerin; düşgücüm, özgürlüğüm... Gözlerin ölümüm ve gözlerin için adam öldürürüm!!! Gözlerin olmasa her gece üşürüm... Toprak mı renk verdi gözlerine yoksa yosun mu diye sormak çok anlamsız. Çünkü toprak da yosun da hırsız...



Ben yine gözlerin diye başlayacağım... Zaten yaşamıma gözlerin diyerek başladım!!! Sevincim, üzüntüm, korkum, karabasanım, kolum, bacağım sakat; gözlerini düşlemezsem... Düşlerim için kızma bana! Çaresizim... Gözlerin ezberimde... Yıllardır varlığını bilmeden bakışını ve teninin kokusunu hissettim ve itiraf ediyorum sen bilmeden seninle seviştim... Seninle seviştim diyorum... Haklısın okuma bunları... Kaldır at, tükür üzerine, beni lanetle; ama yüreğimi ne yapacaksın? Sende o gözler durdukça; çaresiz benim olacaksın! İstemiyorsan kendi gözlerini oyacaksın! Ama... Yapma... Gözlerin; düşlerimle kardeş, düşlerim sadık, ama gözlerin; kalleş gözlerin, şiirlere yeterli gözlerin, binlerce sayfa dolusu şiir etmeli...



Umursama beni ve söylediklerimi! Ben böyleyim... Olur olmadık şeyleri düşler, olur olmadık düşlerimi işlerim kağıtlara... Ama en olmadık düşler birgün gerçek olur. Zaten düşler de gerçekleşmeleri için kurulur. Bu yüzden çok düşleyenlerden korkulur... Benden hep korkarlar... Benden değil düşlerimden... Aslında sen de kork! Hayır, korkma! Korkmamalısın... Çünkü sen benim en narin, en kırılgan, en özendiğim tarafımsın... Sen benim yaratıcılığım, can damarımsın. Nasıl keserim can damarımı? Zaten sen benim acılardan çalabildiğim tek mutluluğumsun!!! Evet, öylesin... Ama benim olmalısın... Benim ol! Yoksa kaçacağım bu kentten, kurtulacağım bu insanlardan... Sana yalvarıyorum!.. Yalvarmıyorum!.. Sen bilmezsin eksikliği, yarımlığı, karanlıkta kalmayı... Sen bilir misin başka tenlerde tek bir teni aramayı?



Sen bilir misin? Bilmezsin; boğazında değil, yüreğinde koca bir düğümle ağlamayı... Sustum... Konuşmuyorum... Sessizlik güzel, sessizlik acı dolu... Sensizliği sessizliğe fısıldasam olur mu? Kimseye duyurmadan anlatsam, benden başkası bilmese sana hissettiklerimi... Beni değil, gölgemi değil, düşlerimi sev bari... Tamam özleme beni, isteme, hissetme... Korkma ben hep yanındayım, ama ben senin değilim... Olamam zaten... Hak etmiyorum... Senin için ne yaptım ki, hayalini kurmaktan başka? Unutma ki en zorudur hayal kurmak... İnan en zorudur yokluğunda seni yaratmak, seninle olmak, dokunmak, teninin kokusunu duymak, sevişmek... Tamam... Sustum... Bak yine hayalini kurdum...



“Seni istemiyorum” dedin; sustum... “üzgünüm” dedin, sustum... “Konuşsana” dedin, sustum... Sustun... Sustum, bak yine gözlerini okudum... Sus derken beni istiyorlar, konuşma derken sensiz olamam diyorlar...



Ben senin özgürlüğünüm... Ben senin küskünlüğünüm... Yapamadıklarınım... Korkma!!! Haykır, ağla!!! Yok, ama ağlama! Senin ağlamana dayanamam ve beni sevmemeni anlayamam... Koca bir yaşamı sana adayamam... Adarım... Evet, işte sana emanet uyduruk yaşamım... İstemez misin? İstemek zorundasın ve sen beni anlamalısın, anlamak zorundasın! Bunun için varsın... Gözlerin bana bakmak için var... Affet beni hayallerim...



Sabaha kadar uzar gözlerin diye... Bitireceğim yine ve ak kanatlı bir kuşun kanat çırpışı gibi ahenkli ve gündoğumu kadar ıssız ve bir papatyadan kırılgan ve yoğun bulutlar kadar ağlamaklı ve tanrı kadar tapılası ve damardaki kandan sıcak ve bir yaz esintisi kadar huzur verici ve en sevilen anılara eşdeğer ve yıllarca mahzende bekletilmiş şarap gibi özel ve en derinlerde bulunmayı bekleyen deniz kabuklarından değerli ve bir ölü kadar sessiz ve deniz kokusu kadar eşsiz ve bir o kadar da bensiz gözlerini hayalleyeceğim ben... Senin gözlerini hayallerken kendimi öldüreceğim...

OSMAN SAYHAN

kabus_07
26-01-2007, 03:25:15 AM
burası yani Şairlerimiz ve Şiirleri bölümü forumun en düzensiz yeridir bence...
ve bu konu benim çok hassas olduğum bir konu nice üstadımızın bir çok eseri yeralabilir burda ama karışık bir şekilde...
her üstadın şiirleri ayrı bir konu altında olması gerekirken, bu anlaşılabilir değil...
yani ben herhangi bir şarin herhangi bir şiirini okumak istiyorum ama bulmak ne mümkün...
ayırıca bazı şiirlerden 4-5 tane var... zamanında hiç ilgilenilmemiş demekki...
bilmiyorum yapılacak bişey varmı ama bu benim 2. kez mod ve yöneticilere sitemimdir...

sanaemanet
26-01-2007, 17:17:05 PM
Konuların bütünlüğü açısından böyle bir başlık düşündüm.Eğer beğenirseniz üzerine eklersiniz eğer beğenilmezse silebilirsiniz.Teşekkürler

Kısaca Sunay AKIN
1962 Trabzon doğumludur.İstanbul Koşuyolu Lisesi ardından İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümünden mezun olmuştur.1984 yılından ilk şiirleri yayınlanmaya başlamıştır.1989 yılında Yeni Yaprak 1990 da ise Olmaz adlı şiir dergilerini yayınlamıştır.2005 de Göztepede İstanbul Oyuncak Müzesini açtı.İstanbulda yaşıyor

KİTAPLARI
Kule Canbazı (2004)
Kırdığımız Oyuncaklar (2004)
Onlar Hep Oradaydı (2002)
İstanbul'da Bir Zürafa (2001)
Önce Çocuklar ve Kadınlar (2000)
Ayçöreği ve Denizyıldızı (2000)
62 Tavşanı (2000)
Kız Kulesi'ndeki Kızılderili (2000)
Antik Acılar (1999)
Makiler (1999)
İstanbul'un Nazım Planı... (1999)
Kaza Süsü (1997)
Kırılan Canlar (1997)
Veşaire...Veşaire (1994)
Antik Acılar (1995)
Kaza Süsü (1996)
Makiler (1996)
Şairler Matinesi (1993)
Şiir Cumhuriyeti (1993) - Safa Fersal ile birlikte
Küçük Asker...Küçük Asker... (1995)


Aile Boyu

Ezilmiş bir çocukluk benimkisi
bir iskelenin
vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır
üç tekerlekli bisikletimin
lastikleri

Annesiz büyüdüm çünkü
yani serçeydim
kar üstündeki
ve arka bahçesinde
kasabın beslediği kuzu

Dudaklarımı,işte bu yüzden
aile boyu
bir şişeye değdirip
içmeyi severim
gazozu.

Sunay AKIN


Çocuk ve Hüzün

Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır

Yoksul bir çocuk görsem
yağmur altında üşüyen
köprü olmak geçer
hiç değilse
içimden

Her akşamüstü oyuncakçı
camekanından
çocuk ellerinin
izlerini
siler

Sunay AKIN

Yüz Havlusu

Çarmıha gerildiği yaşta İsa'nın
avuçlarımdan tutan
iki çocukla çiviliyim yaşama
aşk bardağını çalkaladığım su olmak
kırılacak eşya taşıyan
bir kamyon gibi gidiyor Ağrıma

Kendi kendime konuştuğum sanılıyor
hep yanımdadır oysa
giderken bıraktığın yüz havlun
bozdun saklambaç oyununu ama
bana gizlendiğim yerden
çık demeyi unuttun

Her gece yatmadan okuduğum
bir kitap olmanı isterdim
kırardım ışıkları söndürmeden
yarım kalan sayfanın ucunu
ki sen buna tenim kırışıyor
yaşlanıyorum derdin

Yokluğundan geri kalan çölde
attığım her adımda
gözlerimden dökülür
hörgücümde taşıdığım sular
sevgilisinin gölgesinden uzak
çölde ağlayan deve ölür

Hava kararırken usulca
bir zenci olup
kalıyorum Salacak kıyısında
ve Kız Kulesi
Ku Klux Klan
gibi duruyor karşımda

Sunay AKIN

elegance
26-01-2007, 18:18:51 PM
değerli bir paylaşım saolun