PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerimiz ve şiirleri


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 [23] 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42

murat1544
29-09-2006, 15:18:25 PM
ben iznikliyim iznikle ilgili olan şiiri bi harika

angel_s_sister
29-09-2006, 16:46:08 PM
Gaylani bu ilginden dolayı sana çok teşekkürler.
Yalnız ben MOD arkadaşlara bişey sormak istiyorum. bu konunun başındaki linleri düzeltmenin bi yolu yokmu muhteşem çalışmalar war. bölüm ilk açıldığında harbi çok güzel çalışmışlar.

arkadaşım hangi konuda problem var anlamadım hangi linkleri düzeltmemizi istiyosun...??

angel_s_sister
29-09-2006, 16:50:21 PM
geylani ve bu konuya ilgi gösteren birbirinden değerli arkadaşlar çok sağolun sayenizde üstadlarımızı çok daha yakından takip edebiliyoruz...

GeYlani
29-09-2006, 20:32:30 PM
12 Aralık 1916'da Hatay Reyhanlı'da doğdu. Gerçek adı Hüseyin Cemil'dir. Hatay Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi. Öğrenimini tamamlayamadan Hatay'a döndü. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nâhiye müdürlüğü, Tercüme Kaleminde reis muâvinliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyâtı bölümünü bitirdi. Elâzığ Lisesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı (1942-1945). İstanbul Üniversitesi yabancı diller okulunda okutman olarak çalıştı (1946). 1955'te görme yeteneğini kaybetti. Fakat öğrencilerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 senesinde İstanbul Üniversitesi'nden emekli oldu. 13 Haziran 1987 günü İstanbul'da vefât etti. Kızı Sosyoloji Prof. Ümit Meriç.

Cemil Meriç'in ilk yazısı Hatay'da Yeni Gün Gazetesi'nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Hisar, Türk Edebiyâtı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Cemil Meriç, gençlik yıllarında Fransızca'dan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo'dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Batı medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu. Sansüre ve anarşik edebiyata karşı bir yazar ve düşünür olarak tanınmaktadır.

Cemil Meriç'in eserlerinde toprağından kopan insanın trajedisi ve kendini bulma çabasının yanı sıra, Türk intelijansiyasının düştüğü amansız açmazda bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilir.


Hayat Kronolojisi [değiştir]
1916 12 Aralık günü Hatay'ın Reyhanlı kazasında dünyaya gelir. İki de ablası vardır: Zehra ve Nadide. Ailesi Yunanistan göçmenidir.

1920 Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarla 1936 arası, Suriye Fransa'nın mandası altındadır. Misak-ı Milli dışında bırakılan Hatay'da da Fransa muhtar bir idare kurmuştur: Bağımsız İskenderun Sancağı.

1923 Babasının memuriyetten ayrılması üzerine Reyhanlı'ya dönerler. Aynı yıl Reyhanlı Rüştiyesi'nde okula başlar. Bu ilkokulda, üçüncü sınıftan itibaren Fransızca dersleri de okutmaktadır.

1928 İlkokulu bitirir, elindeki diplomanın adı: "Certificat d'études primaires"dir. Aynı yıl Antakya'ya gider ve Antakya Sultanîsi'nde ortaokula başlar. Eğitim Fransız kültürü ağırlıklıdır.

1933 Çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen cebirden ikmale kalır, gözleri zayıftır ve sınıftaki tahtayı iyi görmemektedir, altı numara miyobu olduğu anlaşılır. Aynı yıl, yerel Yenigün gazetesinde ilk yazısı yayımlanır: "Geç kalmış bir muhasebe"

1936 İstanbul'a gelir. Üniversiteye giremez. Bir süre pertevniyal lisesi 12. sınıfına devam eder. Hocaları, felsefede İhsan Kongar, tarihte Resat Ekrem Koçu, edebiyatta Keyise İdali, Fransızca'da Nurullah Ataç'tır. Kumkapı ve kadırga talebe yurtlarında kalır. Nazım Hikmet ve Kerem Sadi ile tanışır. Onlar için kendi imzasını kullanmadan iki kitap çevirir Türkçe'ye: Gaston Jèze'in maliye ile ilgili 400 sayfalık bir kitabı ile Stalin'in "Pratik ve Teori" adlı kitabı. Bu kitaplar için herhangi bir ücret almamıştır.

1937 Mayıs ayında vapurla İskenderun'a döner

1938 Hatay Reyhanlı'ya dönüp Batı Ayrancı köyünde ilkokul öğretmenliğine başlar. Türk Hava Kurumu'nda sekreterlik, ^belediye'de katiplik gibi geçici görevlerde de bulunur.

1939 Nisan ayında tevkif edilir, üç yüz kadar kitabına ve dergi koleksiyonlarına el konur. Antakya'ya götürülür, Hatay hükümetini devirmek suçundan idam talebiyle yargılanır, iki ay sonra beraat eder. Aynı yıl 29 Haziran'da Hatay Türkiye'ye katılır.

1940 Tekrar İstanbul'a gider.

1941 İstanbul'daki ilk yazısı "İnsan" dergisinde yayımlanır: "Honoré de Balzac"

1942 İkinci Dünya Savaşı yüzünden Yabanci Diller Okulu öğrencileri Avrupa'ya gönderilemez, mecburi hizmeti vardır, kurada şansına Elazığ çıkar. Buraya gitmeden az önce tarih ve coğrafya ögretmeni olan Fevziye Menteşoğlu ile tanışır ve 19 Mart günü evlenir, eşi İstanbul'ludur. Aynı yıl, Haziran ayında babası ölür. Aynı yıl, 29 Ekim'de Elazığ Lisesi'nde Fransızca öğretmenliğine başlar.

1942-1943 "Ayın Bibliyografyası" adlı dergide tercüme tenkitleri yayımlanır.

1943 İlk çeviri kitabi yayımlanır, "Altın Gözlü Kız", Balzac, (Üniversite Kitabevi), 189 sayfalık kitabın 74 sayfası Balzac'la ilgili bir incelemenin yer aldığı önsözdür.

1945 Elazığ'daki stajyer ögretmenlik görevinden, iki sene dört ay sonra ayrılır. Eşinin Elazığ'a tayini çıkmadığı gibi, aile burada iki de çocuk kaybetmiştir. Ancak İstanbul'da doğum yapabileceğinin anlaşılması üzerine İstanbul'a gidilir. Tıp Fakültesi'nden gözlerinin yorgun olması nedeniyle aldığı rapora rağmen bakanlıkça izinli de sayılmayınca istifa eder. Aynı yıl, 1 Nisan'da bir oğlu dünyaya gelir, ismini Mahmut Ali koyar. Aynı yıl, Balzac'dan iki çevirisi çıkar: "Otuzundaki Kadın" (A. Bolat Yayınevi, 168 sayfa) ve "Onüçlerin Romanı (Ferragus)" (Yüksel Yayınevi), 157 sayfanın 28 sayfası önsözdür.

1946 16 Aralık, bir kızı gelir dünyaya: Ümit. Aynı yıl bir çevirisi daha basılır, Balzac'tan: "Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti" (İnkilap Yayınevi), 471 sayfa, 17 sayfalık bir önsöz. Aynı yıl, Aralık ayının son günlerinde sınavla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Fransızca okutmanı olur.

1947 Bir yıl kadar "Yirminci Asır" dergisinde yazar. 1947-1953 yılları arasında makale yazmaya ara vermiş gibidir. 1953'te aynı dergide birkaç makalesi daha yayımlanacaktır.

1948 Victor Hugo'nun "Hernani" adlı piyesinin manzum olarak tercümesi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kendisine verilir.

1951 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne doktora ögrencisi olarak kaydolur.

1952-1953 İstanbul Işık Lisesi'ne Fransızca öğretmeni olur.

1954 Gözlerini tamamen kaybeder.

1956 Aralık ayında "Hernani" çevirisi, Maarif Vekaleti'nin "Klasikler" dizisi arasında yayımlanır.


1959 Victor Hugo'nun "Sefiller" adlı eserini Türkçe'ye çevirmesi bakanlıkça uygun görülür.

1964 Bir yıl kadar bastırılamayan "Hint Edebiyatı", sonunda yayımlanır (Dönem Yayınları, 266 s.).

1965 Uzun aradan sonra ilk kez "Dönem" ve "Çağrı" dergilerinde makaleleri çıkar.

1966 Victor Hugo'dan, Mahmut Sait Kılıççı ile beraber manzum olarak çevirdiği "Marion de Lorme" basılır (M.E.B. Yayınları, 192 s.). Aynı yıl, Hugo'dan yapmış olduğu "Hernani" çevirisi ikinci kez basılır (M.E.B. Yayınları, 184 s.).

1967 Makale yazmayı "Yeni İnsan" ve "Hisar" dergilerinde sürdürür. "Hisar"daki yazıları aralıklarla da olsa on yılı aşkın bir süre devam edecektir. "Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" bu yıl basılır. (Çan Yayınları, 143 s.). Aynı yıl, A. Meillet ile M. Lejeune'ün Encyclopédie Française'deki bir yazısını "Dillerin Yapısı ve Gelişmesi" başlığı altında, talebesi Berke Vardar ile Türkçe'ye çevirirler. (Dönem Yayınları, 86 s.).

1969 "Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon" adlı bir çalışması Fakülteler Matbaası'nda basılır. (Türkiye Harsi ve İctimai Araştırmalar Derneği, sayı 101, 23 s.).

1970 İ.Ü.E.F. Sosyoloji dergisinde 1968 yılında çıkan "İdeoloji" ile ilgili bir başka çalışması (sayı 21-22), bir kitapçık halinde yayımlanır (Fakülteler Matbaası, 23 s.).

1973 Balzac'tan çevirmiş olduğu "Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti" adlı eser, ikinci defa, "İhtisam ve Sefalet (Vautrin)" adıyla gözden geçirilip basılır (Ötüken Yayınevi, 543 s.).

1974 "Bu Ülke" yayımlanır (Ötüken Yayınevi, 170 s.). "Umrandan Uygarlığa" adlı eseri de bu yıl basılır (Ötüken Yayinevi, 371 s.) ve Türkiye Milli Kültür Vakfı'ndan "fikir dalında" ödül alır. Aynı yıldan itibaren "Türk Edebiyatı", "Kubbealtı Akademi" ve "Orta Doğu" gazetesinde yazıları çıkmaya başlar.

1976 "Hint Edebiyatı" adlı eserı, "Hint ve Batı" başlıklı bir bölümün de eklenmesiyle "Bir Dünyanın Eşiğinde" adıyla ikinci kez basılır (Ötüken Yayınevi, 344 s.).

1978 Aynı yıl Mart ayında TRT televizyonun birinci kanalında roman üzerine bir söyleşisi yayımlanır.

1980 "Kırk Ambar" basılır (Ötüken Yayınevi, 487 s.). Aynı yıl eser, Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'ne layık görülür. Uriel Heyd'den "Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri" isimli kitabı çevirir (Sebil Yayınevi, 134 s.). "Milli Eğitim ve Kültür" dergisinde ve "Yeni Devir" gazetesinde makaleleri yayımlanmaktadır.

1981 "Bir Facianın Hikayesi" Ankara'da bir yayınevi tarafından basılır (Ümran Yayınları, 167 s.). Thornton Wilder'in "Köprüden Düşenler" adlı kitabını Lamia Çataloğlu ile birlikte İngilizce'den Türkçe'ye çevirirler (Tur Yayınları, 112 s.). Aynı yıl, Ankara Yazarlar Birliği Derneği tarafından "yılın yazarı" seçilir.

1982 Kayseri Sanatçılar Derneği'nden, inceleme dalında bir ödül alır. Aynı yıl, 15 Ocak Nişantaşı Akademi Kitabevi'nde bir imza günü düzenlenir. İlk kez okuyucusuyla buluşur. Aynı yıl, 30 Ocak'ta "Cemil Meriç'le Türk kültüründeki değişmeler hakkında bir söyleşi" başlığını taşıyan bir televizyon programına katılır.

1983 Maxime Rodinson'un "Batıyı Büyüleyen İslam" adlı eserini dilimize kazandırır (Pınar Yayınları, 233 s.). Aynı yıl İletişim Yayınları'nın çıkardığı "Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi"'ne makaleler yazar. 7 Mart günü 41 yıllık bir beraberlikten sonra eşini kaybeder. Aynı yıl TÜYAP Kitap Fuarı'nda kitaplarını imzalar.

1984 "Işık Dogudan Gelir" adlı kitabı yayımlanır (Pınar Yayınları, 233 s.). Aynı yılın Ağustos ayında bir beyin kanaması geçirir: sol hemipleji sonucu sol tarafına felç iner. Cerrahpaşa Hastanesi'nde üç ay süren bir tedaviden sonra taburcu olur.

1985 "Kültürden İrfana" adlı eseri İnsan Yayınları arasında çıkar (405 s.). Aynı yayıneviyle bütün eserlerinin basılması konusunda imzalanan sözleşmeye rağmen diğer eserleri basılmaz.

1986 İletişim Yayınları'nın bu kez de "Tanzimattan Cumhuriyet'e Türkiye Ansiklopedisi"nde makaleleri yer alır.

1987 13 Haziran günü, kendisini yatağa mahkum eden uzunca bir hastalıktan sonra, 71 yaşında hayata gözlerini yumar. Karacaahmet mezarlığı'na eşinin yanına defnedilir.


Başlıca Eserleri [değiştir]
İNCELEME KİTAPLARI: Hind Edebiyatı (1964), Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (1967), Bu Ülke (1974) Umrândan Uygarlığa (1974), Bir Dünyanın Eşiğinde (1976), Işık Doğudan Gelir (1984), Kültürden İrfana (1985)

DENEME KİTAPLARI: Mağaradakiler (1978), Bu Ülke (1985)

GÜNLÜK: Jurnal (1992)

DİĞER KİTAPLARI: Kırk Ambar (1980), Bir Facianın Hikayesi (1981), Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993)


Ödülleri [değiştir]
Umrandan Uygarlığa (1974) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü)

Kırk Ambar (1983) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneği'nin Yılın Yazarı ödülü)

Kültürden İrfana (Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Fikir Eserleri ödülü)



bu kısa yaşam öyküsü alıntıdır. makalelerine de yer verecğim biraz daha çalışmam ve yazılarını seçmem gerekiyor.

harunmer
29-09-2006, 20:39:48 PM
cemil meriç büyük bir üstaddır,fikir işcisi,gerçek bir aydındır,bir çok kitabını okudum
batıyı ve medeniyeti onun kadar iyi analiz eden bir aydın daha yoktur,
o öyle büyük bir insandır ki,okumaktan gözleri kör olmuş ve kızının yardmıyla okumaya dewam etmiştir:)
ama konun yeri burası deil sanırım,hayatın içinden daha uygun:)

murat1544
29-09-2006, 20:53:18 PM
değerli bir yazarımız.faydalı bir paylaşım olmuş.emeğine sağlık

angel_s_sister
29-09-2006, 23:27:32 PM
harun dostum konunun bize çok faydası var şairler ve şiirlerini inceliyoruz cemil meriçde bizler için çok önemli teşekkürler...

GeYlani
30-09-2006, 00:31:02 AM
nazım hikmeti ele alsak ayıp olur mu? sanki onun yazdığı şiirler sığ gibi geliyor bana sanki bi lise öğrencisi yazabilir gibi geliyor. belki de aldanıyorum. zaten n.h. yi sevenlerin cevabı hazır onu bütün dünya tanıyor....
doğru da nazımı avrupaya tanıtan şiiri şairliğimi.... hayır...KAVGASI

GeYlani
30-09-2006, 00:47:45 AM
Ben Ufkun Çocuğuyum



Ufuk uçsuz bucaksız gerilmiş bir kanattır.
Nazar dokunuverir onun güzelliğine,
Bilmem hiç rastlanır mı yeryüzünde dengine?
Bakarsın belki bugün kararıverir ufuk,
Bakarsın belki yarın ağarıverir ufuk
Ufuk derin bir aşkla yanıp tutuşur bazan,
Bazan bir bıçak olur yürekleri zedeler,
Bazan bir hasret olur neler bekletir neler! ...
............................................................ ...........
Demin çatkın bir kaştı, şimdi gülen bir yüzdür.
Bakarsın bir yetimdir, bakarsın bir öksüzdür.
Birgün beni öp diye yalvaran bir dudaktır,
Birgün zehir kaynağı kurulmuş bir tuzaktır.
Bahtımla kara bahtı ayıran çizgidir o!
Dertleri günahları silen bir silgidir o!
Kalemlere, dillere gelmeyen bir eserdir,
Bakarsın bir batıştır, bakarsın bir zaferdir.
Ufuk benim her şeyim can yoldaşımdır ufuk,
Sevgimdir, sevgilimdir, öz kardeşimdir ufuk.
............................................................ ....
Ben de zaman elinde hem batı hem doğuyum,
Beni ufuk doğurdu ben ufkun çocuğuyum.

İstanbul, Çamlıca,5-Eylül-1937

Osman Yüksel Serdengeçti




çok uzun kısaltmak da fayda var

murat1544
30-09-2006, 14:36:11 PM
çok güzel olmuş.paylaşım için teşekkürler

kabus_07
10-10-2006, 03:23:06 AM
bu gece bu konuya tamamen baktım ama anlayabilmek ne mümkün veya aradığını bulabilmek. hemen her şiirden iki tane war Allah'tan, bazı şiirlerden 3-5 tane bile war. Ama beni en şaşırtansa bir sayfada aynı şiirden iki tane olmasıydı(Yılmaz Erdoğan-Bir Mevsimin Acı Gerçekleri'ydi herhalde ne kadar seviliyomuş demekki :)).
Neyse emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkürler...

kabus_07
13-10-2006, 02:20:04 AM
Yaşar'ın şarkılarıda şiirleride benim için çok özeldir. Eminim aranızda benim gibi düşünenler vardır.
Cemal Süreya, Özdemir Asaf ve Atilla İlhan'ın şiirlerine sevgisiyle, şiire sevgisiyle bilinen, kendine has ve üslubuyla Yalnızlık Dört Bin Perde adlı kitabından şiirler(alıntıdır)


YALNIZLIK DÖRT BİN PERDE

Öyle yalnızım ki
Hapşırsam bir "çok yaşa" diyenim yok
Saçlarım sakallarım birbirine vuslat
Bir devin su kanalından geçiyormuş hasret.




RIHTER YAZMAYI BİLMEYEREK

Masanın
Yada kirişin altına girilirmiş
Deprem zamanlarında

İçimdeki deprem
Sarsıla sarsıla
Şiddetim aşk nokta beş diyor
Masanın üstüne çıkıyorum
Kirişi göğsüme çakıyorum.

kabus_07
13-10-2006, 02:22:20 AM
BİR GECE

Bir gece hafif serin;
ışıklar istiyorum ama başka şehirlerin.
Tuttuğum her şeyi aşk belliyorum ama;
Aşk başka seyirlerin




RHYM

Ben çok bildiğimi zannettiğim bütün şeyle rimle eğildim
Kara paslı bir demir seyrelttim bunu demekle
Ve çok seyrettiğim bir filmde beklettiğimi anladım
Hop hop gençliğimi
Çok şey kaybettim çok şey seyreltirken

Ülkemde kendi ülkemde
Ne çok gereksiz şey kaydettim kendime de
Hepsine rağmen hiçbir şey yitirmedim seni sevmekle

kabus_07
13-10-2006, 02:27:17 AM
SONBAHAR BİLMECESİ

Sabah rüzgarıyla kapına düşen yapraklar
Senin hiç bilmediğin topraklarda
Hiç bilmediğin bir şehrin insanlarınca
Sulanan bir ağacın kökü ile
Aynı kaderi paylaşan
Bir senin şehir ağacının dalından kopmuş olabilir

Böylede düşünebilirsin
"Sonbaharı süpüremezsin"




Menekşe Apt. No:5

uzaklaşıp giden arabaların
arka stop lambalarına bakıyorum
biri sen biri ben
bir yanmıyor biri yanıp yanıp sönüyor

kabus_07
13-10-2006, 02:28:51 AM
BENDEN UZAKTA


Git içimden git
Gitmezsen dinmeyecek
Son sözüm bu olarak kalsın
Ağlamayacağım, ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Seni unutacağım demiyorum
Unuttum bile
Git içimden git
Nasıl geldiysen öylece
Git içimden git
Birdenbire

Ellerini de al
O da sol tarafımda bir yerlerde olacak
Dinlediğim şarkıları da senin için
Uyuyamadığım geceleri de
Seninle gördüklerimi
Hepsini al
Götür benden götürebildiğince
Bilmiyorum sorma bütün cevaplar zor

Git içimden dışımdan her yerimden
Ağlamayacağım, ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Git içimden git artık
Bir yalan daha söylemeyeceğim:::!

kabus_07
13-10-2006, 02:31:32 AM
Yazdığım Hikaye


Bir hikaye yazmalıydım sabaha karşı
Uykusunda gecelerin kalkıp sıcak yatağımdan
Kahraman aramalıydım hikayeme
Seni bulmalıydım bir parkta sonra
Yalnız oturmuş üşüyor olmalıydın
Gözlerin ela bakmalıydı gölden
Ağaçlardan yeşil tutmalıydı
Ellerin beyaz gibi beyaz
Göğüslerin dik
Dudakların yanmalıydı
Hafiften ıslak
Bana gülümsemeliydin

Ben yanına gelinceye dek
Kuşlar uçmalıydı yanından
Boğozına kadar yapraklara gömülü olmalıydın
Beklediğin düşlediğin ben olmalıydım
Beklediğim düşlediğim gibi

Ben bunu yazdım
Sen kaldırıp attın

kabus_07
13-10-2006, 02:32:55 AM
Stereolog

Güneş devre arası yaptı
Devamını yarın doğacak
Yıldızlar yerini kaptı
Bir oyun oynanacak

Bu tarafa bakınca adam
Bir sokak çizdi
Başka bir sokak bunu kesti
Köşede tam onun evi

Eli boş gitmek olmaz
Kalbini aldı eline
Başka neyi var ki
sana layık değil ama
Dedi verdi eline

Bir sailgi siliverdi sokağı sonra
Artık ne kalbi vardı
Ne bir yolu dönecek geri
Baktımı bakmadımı göremedi penceresinden

kabus_07
13-10-2006, 02:34:08 AM
Sevmişim İşte

Sırf yaşıyorsun ya bir yerlerde
Nefes alıyorsun ya bu zalim dünyada
Temizleyip içinde
Veriyorsun ya yeniden
Yeniden bir daha
Güzelleşiyor dünya

Senle
Senle ben
Senle ben bir zamanlar
Sen
Ah ne çok sevmişim seni

Sen desem seni bilir misiniz
Sen diye bir desen çizebilir misiniz
Bir mesken bulamadım kalbime
Büyük aşklar vardır bilir misiniz

kabus_07
13-10-2006, 02:35:58 AM
SEVDA AĞAÇLARI

Benim önce yazılanları bilmediğim gibi
Önce yazılanlar da nerden bilsin seni
Sevda ağaçları bunlar
Dallarına kuşlar konar
Kuşlar bilsin diye seni
Seni ağaçlara yazdım
Seni en uçlara yazdım
Sevda ağaçları bunlar
Ağaçlarda yar isimleri



Koşu Yolu Durağı

Aşklar bir cereyanla başlar
Cereyanda durmamalı
Çarpar

Aşklar kendine varmada basamak
Basamakta durmayın
Otomatik kapı çarpar

kabus_07
13-10-2006, 02:37:21 AM
Tanen

Seni senden başkası unutturamaz
Seni benim yalnızlığım
Kapalı ceviz sandığım
Bekleyen çeyiz sandığım

Gövdeli genç bir şarabım
Bağımsız bağımlıyım
Bağımsızsın kızsın
Kendimsin
Kendimle alkollenirsin
Hemen ele verirsin kendini bu arada beni
Öküzgözümsün
Boğazkerem
Sen işin aslı
Ben Kerem
Üzümsün
Genç bir şarabım yıllanırım
Bir şey diyeceksen söyle dinlerim
Söylemessin
Gelbir yerlerde şarap içelim
Bu sene bendensin
Bağbozumu boz oyunu
Seni senden başkası unutturamaz
Sen benim yalnızlığımsın

Aşk şarap
Kırmızı harap

kabus_07
13-10-2006, 02:38:26 AM
Tuvalet Şairliği

Dün gece bir örümcekti
Tükürsem görünecekti
Bir şey vardı gecede geceyle unuttuğum
Dayardım alnımı lavobolara rahatlardı çocukluğum

Tuvalet şairliği benim şairliğim
Bekaret fakirliği adamlığım
Mızrapları saplı durur sırtımda
Yalan değil on üçünde seevdalandığım

Dün gece bir ölünecekti bir ölünecekti
Bağırsam duyulacaktı
Sustum sükut durdum
Nerden kıymet bilinecekti
Dün gece hepsi denecekti
Ne fırsatım vardı nede atım
Ne beyazdı at nede prenstim
Sadece bir prensiptim
Kimseler bilmeyecekti

Aşikar bir son bekler gibi dururum seni
Döve döve içime vurdum seni
Kazma kürek dalarım dalarım yüreğine
Biraz ürkek biraz
daha daha

kabus_07
13-10-2006, 02:40:06 AM
YÜKTE HAFİF

Lafa bak yere basmam ben
Yıllar değil daha kaç gün oldu ki
Biri bugün biri dünkü

En önce bahardır aşk
Almayayım belki sonra ama
Aralarda biraz kahırdır aşk
Akla karşı alınmış bir tavırdır aşk
Ağırdır aşk




Yazı Tura

Yazı turanın birazı kumar
Bir yüzü tura
İsteyenin bir yüzü kara
Vermeyenin ikiyüzü yazı

Bu oyunda
Seksek çocuklar saklanbaç çocuklarla
Dövüşü dövüşü öğrendiler çocuk olmayı
Bir yüzü tura bir yüzü sümerliler

Yoksa Lidyalılar mıydı

kabus_07
13-10-2006, 02:41:07 AM
Üzünçlü Peron

Tren garında beni bekleyecek olan sevgili
Sana bir valkiz dolusu dize getiriyorum
Seni bir an olsun dize getirmek için
Tren garında beni bekleyecek olan sevgili
Biliyorsun çok yorgunum
Valizimi taşır mısın

Ağaçları seyrettim ağaçları
Ama ağaç gibi değil
Ve taşları
Kimi iklim ve coğrafyalarda
Tepe dağ dedikleri taşları
Sana ağaçları
Taşları getirdim
Ve kağıtları
Ne varsa gördüğüm
Ne varsa değerli
Yani dizeleri
Yani beni

Tren garında beni

kabus_07
13-10-2006, 02:42:56 AM
Portmantodaki

İçeri girdim
Bütün dışarıyı astım vestiyere
Dışarıda dışarı rahattım
Gerisi vesaire vesaire




TAMAMI

Bir soru uçtu kondu elime karşı daldan
Bir mil geçiverdi içimden soğuk
Neyi tamamladığımı sorup
Bastı gitti serseri
Sorunun sisiyle aydınlanırken bir çift yüz
Penceremi açıp uzaktan bakmak zorundaydım
Sorunun konduğu elma ağacının altındaydım

Uyudum
Uzun uzun uyudum

kabus_07
13-10-2006, 02:44:49 AM
HAYALLER AĞLATMAZ

Biraz da bu hayalle yaşarım olur
hayal bir yaşam piyangosudur
Herkese çıkabilir.

Hayal kırmızı ışık
Dur
Gerçek yeşil
Geç

İşte bu yüzden biraz da hayal
Gerçek bir umut oyunudur.




Hayır Erken İblis

Hayatın dibi var mı
İntihar fondip etmek mi hayatı

Yaşama yaşamı sordum
Bitti dedi
-Ne zaman gelir
-Üçüncü rüzgarı bekleyeceksin
-Bekleyemem

Bir köknarın türküsünü duydular
O adam o hayat ve o ip

kabus_07
13-10-2006, 02:45:55 AM
CEMAL’İN CENİN HALLERİ

Ben hepsinden büyük bir şairim
Attila İlhan’dan küçük
Yanlış telaffuz var
O Attila İlham

Nâzım
Seni sana sence
Ama sen varken önce
Anlatacaktım da dinleyecektin
Bu kadar hasret ölmeyecektin

Asaf sana ne diyeyim
Ne hikâyeler yazdım
Hepsinde var hepsi kahramanlı
Kahramanım sensin
Benim hikâyemi yazmalı

Ve Orhan Veli...

kabus_07
13-10-2006, 02:47:27 AM
Bir Kuşu Öldürmek

Niye yok
Bir kuşun kanadında bütün renkler

Ve niye
Bir vuruşluk canı olan kuşlara
Çok kurşun

Bilirim zevklidir vurup düşürmek bir kuşu
Ama öldürmektedir kuşu bir kurşun vuruşu

Anladım
Vurup düşürmek
Bir kuşu öldürmek




GEMİYİ İLK KİMLER TERKEDER

Gemiyi ilk kimler terkeder
En son kimdedir dümen
Benimle kalanlara teşekkürler
Kalmayanlara ünlem

Saplarla samanları
Artık ayırmak zorundayız
Aşklarla aşıkları birleştirmek

kabus_07
13-10-2006, 02:49:46 AM
TABULARIM TAA BURALARIM

Başını omuzlarına çökmüş bir sonbahar
Omuzları dar
Sen üstüme hüzün sıçrattın
Hani çamur üretirdi yağmurlar

Hadi git bakalım
Bensiz kadar yolun var




Strawberry Fields Forever

Düet yaptık
Üç kişi

Ben
Forever'i Söyledim
Öteki
Strawberry Fields'i

Üçüncü
Ssssssss...

kabus_07
13-10-2006, 02:53:25 AM
Kongrajulasyons Kongrajulasyons

Sabahları işe yetişememe telaşından
Akşamları eve yetişememe telaşına terfi ettim
Kutlarım

Şehir mi oluyorum




Güzel Yer

Bir söğüt gölgesinde uyurum
Lahzanın kıymetini bilmek için
Dertmiş tasaymış her şeyi unuturum

Eski adamım ya biraz yeniliğe açığından
Eskiye rabet bit pazarına nurum

kabus_07
13-10-2006, 02:55:16 AM
HAYLAZ AŞK

I

Aşk güneş taşı


II

Üç harften oluşan en uzun kelime

III

Hiçte hep
Hepte hiç olma durumu


IIII

Gözü kör


IIIII

Güneş taşır


IIIIII

Körün ne gördüğü tartışmaya açık

IIIIIII

Haylaz bu aşk mı ben miyim ?
Ders öğrenemeyenlerden miyim ?


IIIIIIII

Haylaz aşk bu günün birinde
Meşk aşka en doğru kafiye
Hayret şarabından içerken
aşk gözüme gönlüme hediye

kabus_07
13-10-2006, 02:56:26 AM
Düşünülesi Hikaye

Hep o ata oynardı
Esmer diye
Kaybederdi uyuyamazdı

Geceyi severdi
Esmer diye
Düşünürdü düşünürdü
Uyuyamazdı

Bir gün bir araba aldı
Esmer diye
Uyuyuverdi direksiyonda
Uyanamadı

Esmer çok ağladı
Geceleri uyuyamadı
Faydasızdı

kabus_07
13-10-2006, 02:57:58 AM
ELENİ

Eleni ver elini
Bak kızıma adını veririm
Eleni ver elini
Sana seni sevdiğimi bile söyleyebilirim

Eleni sahi sen nereliydin
Hangi ülke yani

Eleni ver elini
Elimin talibi çok bak karışmam
Eleni ver elini
Üşütme beni
Benim en çok ellerim üşür

Eleni sana seni sevdiğimi söylesem
Ellerini daha çok
Şimdi buna ne demeli
Ha!
Ne demeli Eleni

Eleni ver elini
Oğlum olsa da adını veririm..

kabus_07
13-10-2006, 02:59:12 AM
Gitmeyen Öğretmen

I
En iyi gözleriyle baktı bana dünyanın
Ben iyi sözler yazdım sayesinde
Dizlerinde uyuttu sevgisiyle büyüttü
Sadakati öğretti
Koşulsuz sadakati
Ve gitti
Yıldızla ayın gittiği yere
Bu şiir sana
Anısına saygıyla lütfen
Alkışlarla
Büyükanne

II
En güzel gözleriyle baktı bana yeryüzünün
Ben en iyi sözlerini söylemeye kalktım gökyüzünün
Onun sevgisiyle

Hiç söyletmezdim ama söyledi
Beni burada sevginiz tutuyor bırakın gideyim diye
Bazılarımız gittiğini sandı
Ama O üç zaman da buradaydı
Dün bugün ve gelecek
Gitmeyen öğretmen gitmedi ki hep gelecek

kabus_07
13-10-2006, 03:01:42 AM
DİVANE KUŞ

Kuşların memleketi yoktur.
Benim var.
Bazen hareket ki
O zaman uçar
Bazen kanatları yoluktur
Manidar

Uçurulur uçurulur
İnsan kuşlar




TEDAVüLDEN KALKMAK Kİ NE


Dünde kalma
Günde kal
Anda ol
Yeniyi öldürme

kabus_07
13-10-2006, 03:02:51 AM
Zayi

Ayaz var dur
Çıkarmazsan başını pencereden
Ayaz var dır diye
Duymazsın dışarıdaki mevsimi palazlanır

Ağaç var çıplak
Ağaç var utanır
Ağaç var çıplak diye kuşlar konmaya utanır

Bir mevsimin adıdır ayaz
İçinde yaz geçmese
Şerefim acımam
Ya ben onu vururum
Ya o beni vurur

Ayaz var dur

kabus_07
13-10-2006, 03:05:04 AM
Vedeniyet

Öyle modern ki romantizm
Şimdi aşklar bile part-time



Tam Zamanı

Sırası gelmişken söyleyeyim
İlk bisikletim kadar seviyorum seni



Oyunsuz

Kendi kendine oyunlar icat etmemiş cocuk
İcap etmemiş

kabus_07
13-10-2006, 03:06:22 AM
Güzel Cümle

ya seni bir daha sevemezsem
kolay gelmiyorki güzel cümle insan hayatına
öyle her an insanın ağzına
güzel cümle ya seni dizeye dönüştüremezsem
karmaşanın içinde karmaşanın kendisi olmuşken
ya zaman çok geçer de geç kalırsam düzeltmeye
ya seni iki daha sevemezsem
hadi bunu boş ver ya seni bir daha göremezsem
kolay sevmiyor ki birini insan
emek acı ve anı taşıyor içinde
güzel cümle ya seni dizeye dönüştüremezsem

ben seni unutunca sen beni unutunca
unutmam ya sen de unutmazsın
ben unutulunca sen umut ucunda
ve bileğim burkulunca yürürken
dizdiğim lanet arzulanınca keşke
yeniden olsun diye yürek burkusuna diyet
ve gücümüz zaten yok kalmayınca dönmeye bir daha
bir sözünle sen yazdırırken tarihini insanlığın yeniden
biz muhtemelen cennetten izlerken dünya-i rüyayı
güzel cümle ya seni güzel bir cümleye dönüştüremezsem

bir gün olacak şarkıların bittiğini
özel cümle ya seni güzel bir dizeye dönüştüremezsem
özel günlerde ya seni söyletemezsem halka
özel cümle güzel günler şarkı bittiği dize günler
bize günler varken
güzel cümle ya seni dizeye dönüştüremezsem

kimden korkuyorum biliyor musun
kendimden
kime evet çektiğim varı var
ama sen beni kaderimden çeviren tek anı ve
tek kokusun
seyreyleyerek anı ve sadabadı defnettim yenile
herkesin uyuduğu saatlerde

güzel cümle sen iyisi mi
beni zamana bırak
beni tarihin akışına

kabus_07
13-10-2006, 03:08:18 AM
IŞIĞIN ZİFİRE FAYDASI

Ya gece olmalı hepten karanlık
Ya gündüz tıka basa güneş
Doktor girmemelidir evlere

Sevmek aydınlıktır
Kapalı havalarda sevme beni




Hele Av Edek

Kobayız biz
Hoppayız
Vurdum duymazız
Vururlar duymayız
Dururlar vurmayız

Canlı hedefe sık
Uçara ateş

kabus_07
13-10-2006, 03:09:48 AM
Şalter

Her şeyi kötüleyen bir hal içinde yürüyoruz
Ama güneşin doğuşu başka
Bir şansım daha olsa diyorum son zamanlarda
Meyve saltanaytı balkonlarda

Başkasının güneş gözlüğü gözümde
Saçıma saç ekliyorum

Farkına varmadan iyileşiyoruz
Başka birşey buluyoruz ilaçlardan
İşte saltanatım dev bir anakorda
Her eve insan, her kitaba resim şart
Bir halki berbat
Her şeyi kötüleyen içinde yürüyoruz

Aşkın doğusu benim
Güneşin doğusu şalter

kabus_07
13-10-2006, 03:12:35 AM
Galiba aşk
Ağrıyan yaralarıma hiçbir zaman
İyi gelmeyecek bir ilaç



Benimki aşk değil
Alçaktan uçan sevdalı bir güvercinim ben
Unutulmamak için...



Ben biraz şehir almaya gidiyorum
saat 5'te dönerim



Sen desem seni bilir misiniz?
Sen diye bir desen çizebilir misiniz?
Bir mesken bulamadım kalbime
BÜYÜK AŞKLAR vardır bilir misiniz?

kabus_07
13-10-2006, 03:13:35 AM
Ne Değildik

Aşk basit bir şeydir
Bazen asitli şey
Bazen asillere göre
Bazen asiler içindir

Aşk basit bir şeydir
Hem de ne basit şey
Hiç çabasız geliverip gidiveren şey

Aşk romantik bir şeydir
Bazen otantik bir şey
Bazen serseri kurşun

Bazen gümbür gümbür vuruşun
Aşk asitli şeydir
Çok içince mideye zarar
İçmeyince aranan bir şeydir

Aşk coca cola da da var

kabus_07
13-10-2006, 03:15:27 AM
Bütün şiirlerimi sana yazmadım ama
Kimse yazmıyor ki
Hem senden öncesi de vardı

Sen ilk olsaydın da yazamazdım
Senden sonrası da olacaktı
Dayanamazdım



Bir kuştun sen,
Uçup uçup hep dalıma kondun.
Sana çiçek açtım yine gel diye
Sen rüzgara kapıldın dönmedin
Üşüdüm kırıldım.
Çok sevdim unutamam

kabus_07
13-10-2006, 03:16:37 AM
Jungle Candles

Yeni alınmış mobilyanın kokusunda da varsın
Hadi bakalım buna ne diyeceksin
Selamlar

Niksar ilçe mi
Şehir olsun
Beni kadehlerimden beyazlatıyorsun
Arka bahçede merhametsiz begonviller

Bir ilçe misin
Adını geçirdiğim günce misin
Meraktan çatladığım çekmece misin

Kedim doğurunca adını koysam
Bir kız olsan alnımı dayasam
Ayak uçlarına ya da pati
Hadi
Bir dünya gibi dursan
Yani
Durabilmen için
Yukarıdan baksam hali
Bildiğin o uçuk basınç yeri
Korkuyorum
Selamlar

İstikrar bilinçaltı
Sabahlar sonuçlandı
Ve hikayeyi Miramax satın aldı
David Lynch çekecek

Sana ayırdığım pastayı sana ayırdım
Sana ayrılmış hastanın adını sevmiyorum
Herkes böyle tanır ama
Beni bu adla seven yanını semiyorum
Bütün bunlar
Hoş kokulu mum ormanları mıydı bilmiyorum

kabus_07
13-10-2006, 03:18:53 AM
İğne ile düğme gibiyiz seninle
Sen bana batıyorsun acıtmıyorsun
Ben cevaplar yazıyorum birilerine inat
Ya beni böyle sev ya sil at
Ya beni böyle sev böyle kabul et
Ya çark sana döner ya sevdam elbet
Hala da olmuyorsa yazılmıştır terket





Dünya yuvarlak
Bacası göründü ilk geminin
Gemi denizdedir
Deniz aşkların denizi
Bu akşam daha çok
Daha çok sevmeliyiz birbirim

kabus_07
13-10-2006, 03:20:29 AM
ZAMANDAN AKLINA ÇALINAN LORCA

Sabit bir nokta senfoni
Tek nota artık uyuyamam
Balina geçişi ve ay tamam

Bir kardeşlik ezelinden
Ölüçüde başlayıp sularda tamamlanan
Mışıl ve şırıl seslerle tanımlanan
Balina geçişi ve ay tamam

Bütün korkaklı açan begonviller yok burada
arka bahçede
Ve bu uğurda mübadeleli Meis
Çalınır aklına zamandan
Balina geçişli bir zaman ay tamam

Ve saman sarısı saçlarına kaşlarından kafiye siyah
Gözlerinden hafiye bakışlar
Benim gördüklerime kahraman
Balinalar geçerdi ay tamam

Eski aklı bir yana bırakıp söylenen
Yeni aşklı bir kapı açılıyorken önümde
Denecek tek akıllı hatıra
Balinalar geçmişti bir zaman
Ay o zaman tamamdı
Ah unutamam

kabus_07
13-10-2006, 03:23:03 AM
KİŞİSEL MEVSİM DALGALANMALARININ ŞİİRSEL NEVRESİMİNDEN UYANAN ŞAHSIN SANCILI GÜNCEL EVRİMİNİ KANCIKLIK YAPMADAN MERTÇE AĞLAMAKTAN UTANMAYIŞINI ANLATIR ŞİİRDİR

I
bilir misin bir günde de değişir bilmem kaç mevsim
yataktan kalkarken yumuşacık okşarken seni nevresim
hayattan alınacak ne çok dersim varmış dersin
kaldıkça alınacak nefesin
saldıkça aldığın nefesi
II
kavgayı seversin kavga edemezsin
her kavganda kendini döversin
ağzın yüzün darmadağın
mücadele olsun kabul
adale sokmadan araya
kaba kuvvet değil kavgadan anladığın
ve işlerin Mersin'e gitsin istersin herkes gibi
ve nehirdeki debi nasıl engelse akmaya tersine
çeviremezsin sokaktaki iti alışkanlıklarından
havlar ve ısırır
ısrarlar yıldırır paratonersiz yıldırımdır darbelenirsin
bilmem kaç volt yer vücudun
vasıfsız işçi amele
hala mücadele hala mücadele

III
sevdadan bahsedelim istersen biraz
belki unutmuşsundur anlamazsın
suçlamıyorum seni
bir elinde Türkçe
bir elinde sevgi dünyanın anadili
sevmeyi bilirdin unutmuşsun
ya da en azından anlatmayı
hala özlüyor musun bilmem
horoz sesiyle uyanmayı ama
yumurta hükümlüdür
yumurtlaman mümkündür hala

yyeb
28-10-2006, 07:58:14 AM
bence kafirrrr

selcu_k_urt
29-10-2006, 11:19:27 AM
verdiğin bilgiler için teşekkürler...
ama ilahi aşkı şaraba benzetmesi hiç hoş değil...
^o) ^o) ^o)

manik
03-11-2006, 20:11:55 PM
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin yine de sen bilirsin
Sana gitme demiyeceğim
Ama gitme lavinia
Üşüyorsun ceketimi al günün en güzel saatleri bunlar
Lavinia yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Adını gizleyeceğim
Sende bilme bilme lavinia
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin yinede sen bilirsin

manik
03-11-2006, 20:12:55 PM
tutunduğum gökyüzü çatırdar
adını kara sevdam koyduğum
çığlık çığlığa ses vurmak istediğim dağların
dört mevsim, oniki ay kar boran tutardı
üşürdüm...