Yapılan anketlerde, "Dünyanın 1 numaralı derbisi" seçilen derbi, Galatasaray - Fenerbahçe derbisi. Bunun sebebi, Türklerin bu anketlerde yüksek oranda oy kullanması olsa gerek. Çünkü futbol kalitesi olarak, Espanyol - Barcelona, İnter - Milan gibi maçların yanına yaklaşamıyoruz.
Dünkü maçta bir kez daha anladım ki, bu derbi gerçekten dünyanın 1 numaralı derbisi. Bizim için... Biz nasıl ki Boca Juniors - River Plate derbisinden bir şey anlamayız, dünyanın da bizim derbimizden bir şey anlamasını beklememeliyiz. İnter - Milan, Boca - River gibi takımların arasında, sınıf çatışması ve politik görüşlerden dolayı kin ve nefret vardır. Galatasaray - Fenerbahçe rekabetinin de, politik nedenlerden değil de, aynı şehrin iki büyük kulübü olmasının ötesinde hiçbir "espri" yoktur. Fakat bu espri, bu derbiyi bizim için "Dünyanın 1 numaralı derbisi" yapmaya yeter. İçindeki adrenalin, heyecan, zaman zaman da yaşanan "futbol dışı" olaylar.
Dünkü maçın hafta içi olmasından mütevellit, bir durgunluk vardı İstanbul'da. Normalde, erken saatlerde Ali Sami Yen çevresinde olması gereken kalablık, 18:00 itibariyle, ortalarda yoktu. Sonradan anlaşıldı ki, insanlar iş çıkışlarını erkene alarak, büyük bir heyecanla stada doğru yol almaya başlamıştı.
Galatasaray taraftarı, Eski Açık tribünde, "Obey Your Master" dan sonra, yine mükemmel bir koreografiye imza atıyor ve Fred Çakmaktaş ile "Bu kupayı görenler parmak kaldırsın" diyerek, ezeli rakibine gönderme yapıyordu.
Öyle maçın pozisyonlarına fazla girmeye hevesim yok. Galatasaray üstün oynadı. Fenerbahçe'de de, Deivid ve Gökhan Gönül mükemmele yakınlardı. Özellikle Gökhan Gönül, böyle devam ederse önü çok açık. Avrupa'da isim yapacak bir futbolcumuz daha yetişiyor.
Bu senenin flaş ismi Mehmet Topal, ilk maçta olduğu gibi Alex'i kitledi. Kezman etkisizdi. Bir not da Wederson'a. Kendisi bence "Roberto Carlos da kimmiş?" dedirtecek bindirmeler yaptı.
Maçta, Gökhan Gönül'ün ikinci sarı kartı dışında haksız kart görmüyorum. İkili mücadelelerde sık sık oyunu durduran, Volkan Yaman'ın kaleciyle karşı karşıya pozisyonunu kesen Cüneyt Çakır'ın, uzun bir süre dinlenmesini temenni ediyorum.
Fenerbahçeli iki futbolcu hakkında da, söylemek istediğim bir şeyler var...
Volkan Demirel; umuyorum ki iyi yerlere gelip, Avrupa'da büyük takımların kalelerini koruyacak Volkan. Fakat bunları yaparak olmaz. Her küfür edene diz atarsa, kariyerini bitirmekten başka bir şey yapmaz. (Ki küfür olayı ile ilgili herhangi bir kanıt yok) Bunları Sevilla maçında yapıp da turu yakan taraf olursa, bu taraftar seni asla affetmez.Lincoln sana ne demiş olabilir? Lincoln Portekizce biliyor 1. Almanca biliyor 2. İngilizce biliyordur herhalde 3. Portekizce, İspanyolca ile yakın bir dil sayılır. "Puta" dese, Volkan İngilizce ile karıştırıp "put"(koymak, yerleştirmek, açıklamak, ifade etmek sözlük anlamları) olarak anlamış ve o sinirle saldırmış olabilir.
Volkan Kartalspor'dan gelmiş. 6 A, 17 defa Ümit, 5 defa da A Genç Milli takımda yer almış. Almanya geçmişi yok yani. Almanca küfür etse de anlamaz. Geriye bir tek İngilizce ihtimali kalıyor. Volkan'ın İngilizce bilmesi mantıklı geliyor. Merak ediyorum, Allah aşkına Volkan'cım, Lincoln ne dedi de bu kadar delirdin? Daniel Alves "puta" dese, ona da mı diz atacaksın? Ayrıca, Lincoln küfür etse, direkt kırmızı kart görürdü, ikinci sarıdan atılmazdı. Volkan Demirel, doğrucu davut mu bir ithamıyla oyuncu atılıyor?
Edu Dracena; polis kalkanlarının arasına girmeden, Yeni Açık tribüne pet şişe fırlattı. Attığı şişe çok yakınımıza geldi. Edu'nun attığını bir çok kişi gördü. Diyelim ki bu sefer yakalanmadı. Bunları Avrupa arenasında yapmak, sana ve Fenerbahçe'ye zarar verir. Sonuç olarak; güzel bir derbi yaşandı. Derbi gibi derbiydi bana sorarsanız. İçinde her türlü heyecan, güzellik, çirkinlik vardı. Galatasaray tur atladı. Tebrikler Galatasaray.
Saygılarımla...
Bu
Haber Toplam 4968 Defa Okunmuştur |