Son yılları büyük istikrarsızlıklar ve çalkantılar içinde geçmiş bir büyük kulübün, iki ay kadar kısa bir sürede büyük ve olumlu bir değişim sürecinin ilk ışıklarını verdiğini görmek, bunu görebilen her Beşiktaş taraftarına derin hazlar yaşatıyor. Bu sürecin arkasında ise tek bir beyin var: Ertuğrul Sağlam.
Oysa yeni sezona da kadro belirsizlikleri ile girdi Beşiktaş. Fenerbahçe'den alınan Rüştü ve Mehmet camiayı ikiye böldü. Bunun üzerine sakatlık haberleri geldi; bunlar da yetmezmiş gibi son darbeyi de Del Bosque kararıyla FIFA indirdi. Bunu FIFA'daki diğer davalar izledi. Öyle ki, FIFA'nın Beşiktaş'ın onca davasındaki alacak verecek işlemlerini takip etmek için Beşiktaş'a özel bir defter-i kebir açması gerekebilir.
Son iki aydır Beşiktaş'ta olanlar, son senelerde hiç bir türk takımında örneği görülemeyen olaylar. Bunun en başında ise mantıklı bir transfer politikası geliyor. Transferi, evinde beş kilo domates varken, pazara çıkıp bir beş kilo domates daha alıp sonra bunların hepsini çürüten bir ev hanımı gibi yapan türk kulüpleri için bu büyük bir farklılık. Senelerdir ilk defa, bir türk kulübü, elinde tutması gereken oyuncuları tuttu, bırakması gereken oyuncuları bıraktı ve gerekli yerlere çok iyi seçilmiş transferler yaptı. Özellikle Rüştü ve Hakan'ın transferleriyle kaleci mevkisi tamamen türkleşen Beşiktaş, kadrosunda bulundurduğu Türkiye'nin en iyi stoperleriyle birlikte geri bloğunu türk oyunculardan kurmuş oldu, böylece de yabancı oyuncu haklarını, oyunun kaderine daha keskin bir şekilde etki edilen orta saha ve forvet mevkilerinde kullanma lüksüne sahip oldu. Bugün kaleci ve defans bloklarında ikişer üçer yabancı bulunduran rakipleri karşında hepsi milli takım oyuncusu bir arka bloğa sahip olmak Beşiktaş için büyük bir artı. Diğer bir olumlu değişim ise kanatlara yapılan doğru transferler. Tello ve Mehmet, Beşiktaş'ın senelerdir kronikleşen kanat sorununa çare olacak gibi duruyor. Bu sene oyunu olgunlaşan ve kişiliği oturan Serdar Özkan ise iki kanatta birden oynayabilme meziyetiyle takımın oyununa hem çok şeyler katıyor hem de rotasyonu zenginleştiriyor. Elde mevcut bulunan iki oyun kurucu Delgado ve Ricardinho'nun yanına alınan Cisse ve Koray ile Beşiktaş orta sahası çok dengeli bir karışım olmuş durumda. Takımın sorunlu olarak gözüküyor diyebileceğimiz tek bölge ise forvet. Ancak geçen haftaki Kasımpaşaspor maçında Nobre'nin takımın kanatlarındaki olumlu değişimle beraber daha fazla top alıp daha fazla pozisyona girdiğini görmek, Bobo ile birbirlerini tamamlayabilecekleri fikrini uyandırdı. Yeni transfer Higuain için anlatılanlar güzel ama takıma ne katacağını bekleyip göreceğiz.
Yeni sezona girerken, en umut verici değişim kulübün gençlere yönelmiş olması. Bunun en güzel örneği de Batuhan. Aynı şekilde değişen bu kafa yapısıyla kendilerini bulan Serdar Özkan ve Serdar Kurtuluş'u, oynadığı maçlarda hiç de sırıtmayan genç İbrahim'i de eklemek lazım. Endüstriyelleşen futbolda, gelişmiş ülkelerin dev bütçeli takımlarıyla başa çıkmak için uygulanabilecek en doğru model PSV modelidir. Genç oyunculara güven, genç ve gelecek vaad eden oyuncu alıp yüksek fiyata satmaya yönelik bir ileriye dönük transfer politikası ve zamanı geldiğinde satılması gereken oyuncuyu doğru zamanda yüksek fiyata satmak. Beşiktaş bu modeli kurar ve bunun arkasında durursa hem ülke içinde hem de ülke dışında başarı gelecektir. Beşiktaş asla rakipleri gibi yıldız kültürüne sahip bir kulüp olmamıştır. Gençlere yönelme yolunda, geçecek bir başarısız sezona karşı yapılan doğru işleri ve kurulan yapıyı analiz edebilecek, sabır gösterecek bir seyirci kitlesine sahip olmak da Beşiktaş için büyük bir şanstır.
Takımın genel yapısındaki tüm bu değişikliklerin yeni sezonla birlikte takımın saha içindeki kararlılığına olumlu bir katkı yaptığı açıkça gözlenmekte. Son maçlarda görüldü ki, sahada kötü de olsa kazanma umudunu asla yitirmeyen bir takım var. Takım bu haliyle Jose Mourinho'nun takımlarını andırıyor, zorluklara rağmen inatla galip gelmeyi başarıyor. Nobre ve Delgado'nun oyundan alınırken koydukları tepkiler bile aslında büyük bir değişimin göstergeleri. Geçen sezon deplasmana gitmemek için bin bir bahane uyduran Delgado'nun bu sene oyundan çıkıyor diye tepki koyması gerçekten çok ilginç. Takım belki Süper Kupa maçı dışında çok göz doldurucu bir futbol oynayamamış olabilir ancak verdiği sinyaller bu günlerin de uzak olmadığı yönünde...
Bazı insanlar bukalemun gibidir, girdikleri ortamın yapısına göre renk değiştirirler. Lider vasıflı insanlar ise girdikleri ortamı kendilerine uydururlar. Muorinho'nun Abramovich gibi bir adamı nasıl değiştirdiği ortada. Ertuğrul Sağlam'ın lider karakterli bir insan olup olmadığı ilerleyen aylarda ortaya çıkacak. Ama şu ana kadar yaptığı ve yaptırdıklarıyla hem bunun sinyallerini verdi, hem de kulübe büyük artılar kazandırdı. Ve her şeyden öte, son senelerde Beşiktaş taraftarı hiç şimdi olduğu kadar takımına ve hocasına inanmamıştı...
Erhan Uygar
