20 Şubat Roberto Carlos’un Sevilla maçında sakatlanma tarihiydi. Bu güne kadar üç kulvarda yolumuza devam ediyorduk. Herkes maksimum hayaller kuruyordu. Önce Bursa’ya ligde kaptırılan üç puan, ardından Türkiye Futbol Tarihi’ne geçecek bir hakem rezaletiyle Ali Sami Yen’de 8 kişi bırakılıp, kupanın dışına itilmemiz moralleri bozmuştu. Ancak bir hafta sonra, gitti denilen çeyrek final, penaltılarla gelince herkes zafer sarhoşu oldu ve Zico’nun başarısı, takımın performansı konuşulur oldu. Oysa defans çok kolay gol yiyordu. Savunma hataları rakip forvetlerin işini kolaylaştırıyordu. Galatasaray’ın 23, Sivas’ın 29, Kayseri’nin 31, Beşiktaş’ın 32 gol yediği ligde Fenerbahçe sezonu kalesinde 37 gol görerek tamamladı. Maç başına 1,1 ortalama takımın savunma zaaflarının olduğunun çok açık bir göstergesiydi. Sezon boyunca da buna çare bulunamadı. Çözüm diye getirilen Maldonado da, mevcut dengeleri bozmaktan daha ileriye gidemedi. Roberto Carlos, birlikte oynadığı sol kanat oyuncularının açıklarını tecrübesiyle kapatırken, onun sakatlanmasından sonra sol kanat çok fazla açık verir hale geldi. Özellikle Uğur’un ileri çıktığı pozisyonlarda, kaptırılan toplar Fenerbahçe defansının arkasına atıldığında her zaman tehlike olarak geri döndü.
İngiltere’de Chelsea karşısında da Fenerbahçe, rakibine değil kendi hatalarına ve beceriksizliğine mağlup oldu. Yine savunma hataları ve Kezman’ın beceriksizlikleri, Fenerbahçe’nin yarı finalde Liverpool’a rakip olmasını engelledi. Fortis Türkiye Kupası ve Şampiyonlar Ligi hedefleri peşpeşe sona erince, geriye bir tek Süper Lig hedefi kalmıştı.
Lig uzun bir maraton. Bu maraton sırasında yapılan hataların kümülatifi sezon sonunda şampiyonun belirlenmesinde etkili oluyor. Bütün sezonun günahını ve sevabını Galatasaray’a karşı Ali Sami Yen’de kişiliksiz bir futbol oynayarak kaybedilen derbi maçına bağlamamak gerekiyor. Büyükşehir Belediyespor'a kaybedilen 5 puan, Bursaspor'a kaybedilen 5 puan, Kayseri'de Edu'nun atılmasıyla sonuçlanan hakem cinayeti, Zico'nun zaman zaman yanlış kadro tercihleri,’Volkan’ın ikramları, 4-4-1-1 sistemine uygun bir santrfor olmayan Kezman'ın ileride tek başına kaldığında topları ezmesi, bunlar yetmezmiş gibi 2-1 galipken penaltı atmaya kalkması ve kaçırması, bunun üstüne de kaybedilen 2 puan… Fenerbahçe’nin bu sezon da arifeyi görüp bayramı görememesinin ortak sebepleridir.
Fenerbahçe yönetimi belki takım içerisinde uyumun daha kolay sağlanabileceğine ve aynı dili konuşan insanların daha başarılı olacağına inanarak, futbol estetiği açısından daha göz okşayan Güney Amerikalıları tercih ediyor. Ayrıca Güney Amerikalılar, Avrupalı meslektaşlarına göre daha ekonomik. Ancak Avrupalı ve Afrikalı savunma oyuncularının daha başarılı oldukları da bir gerçek. Fenerbahçe'nin yapması gereken işlerin en başında transfer politikasını değiştirmenin, en azından gözden geçirilmesinin gerektiğine inanıyorum. Fenerbahçe kulübü adına son 10 yılda büyük işlere imza atan, başta Aziz Yıldırım olmak tüm yönetimin, bunu yapabilecek birikime ve dirayete, kulübün de ekonomik güce sahip olduğunu biliyoruz.
Futbolda bu sezon Fenerbahçe sıfır çekti. Her Fenerbahçe taraftarı buna üzülse de, kulüp yönetimine inancı tam. Transfer sezonu açıldıktan sonra en doğru oyuncuların alınacağına, en iyi isimlerin getirileceğine inanıyor ve güveniyor. “Bu sene olan oldu, biz ileriye bakalım ama geçmişten de ders alalım” diyorlar. Çünkü Fenerbahçe’nin kısa sürede dünya futbolunda hak ettiği yere geleceğine yürekten inanıyorlar.

Bu
Haber Toplam 2532 Defa Okunmuştur |