Ahiret Sorgusu
Aşağıda yer alan soruların cevaplarını aslında bütün spor kamuoyu merak ediyor. En başta da Fenerbahçeliler… Herkesten vazgeçtim, ben çok merak ediyorum. Aslında sorular da basit, yanıtları da... Ama birilerine ahiret sualleri gibi gelebilir.
Fenerbahçe en iyi futbolunu çift santrforla alırken neden hala sahaya tek forvetle çıkar?
Kezman, Semih’ten daha iyi bir santrfor mudur ki, ilk tercih hep ondan yana kullanılır?
Kezman’ın Avrupa’nın ortasında doğmuş, Hollanda, İngiltere ve İspanya’da futbol oynamış, daha yüksek fiyata sözleşme imzalamış olması öncelik sebebi midir?
Aynı yanlışı tekrarlayarak farklı bir sonuç elde edildiği görülmüş müdür?.. Kötü futbol oynanacağı belli olduğu halde, aynı ilk 11’le neden maça başlanır?..
Değişiklik yapılması için 55-60 dakika beklenecek diye bir kural var mıdır?
İleride tek başına olan Kezman’ın driplingle adam geçtiği ne zaman görülmüştür ki, ayağına topu aldığı zaman iki kişinin arasına girmeye kalkar?
Her maçın ilk yarısında tribündeki ve ekranları başındaki seyircilere azap çektirmek adetten midir?
Fenerbahçe çift ön libero ile oynarken neden yana ve geriye doğru paslaşır da, çift santrfora dönünce ileri ve hızlı top oynamaya başlar?..
Bu soruları okuyan herkes tek bir muhatabının olduğunu biliyor. Aslında o zat-ı muhterem de bu soruların yanıtlarını çok iyi biliyor ama nedense bildiklerini yapmıyor. Artık sokaktaki çocuk bile Fenerbahçe'nin sahaya hangi 11'le çıkacağını, hangi dakikada kimin çıkıp, yerine kimin gireceğini, o dakikadan sonra da oyunun ne şekle bürüneceğini biliyor. Ama bir kişi, nedense bize önce eşeğimizi kaybettiriyor, sonra da buldurup sevindirtiyor.
Gelelim maçın yorumuna. Fenerbahçe sahaya 4-4-1-1 düzeni, çift ön libero ve tek santrfor Kezman ile çıktı. Kezman yine dünyaları kaçırdı. 57. dakikada her zamanki gibi Selçuk çıktı ve Semih girdi. Oyun çift ön liberodan çift santrfora döndü. Bir anda paslaşma şekli ve tempo değişti. Sağ kanattan rüzgar gibi gelen Gökhan, Alex’e enfes bir asist yaptı ve ıstırap sona erdi. Ardından da golcü Semih yine klasını konuşturdu. Kısacası bildik hikaye. Bilinmeyen ise Zico’nun neden bu sistemde ısrar ettiği.. Seyircisi, taraftarı, yorumcusu, yazarı, çizeri, okuru bu soruların yanıtını alsa rahatlayacak.
